X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Evlilikte aşk bitmeyebilir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Evlilikte aşk bitmeyebilir

  • Giriş Tarihi: 13.7.2013

Bir ilişkinin uzun vadeli olabilmesi için tutkudan daha çok derin bir doyum duygusu yaşatması gerekir. İlişkinin heyecan verebilmesi için bizim içimizdeki çocuğu ve otantik ruhumuzu çok iyi ifade edebilmemiz lazım

Evlilik ve uzun ilişkiler hakkındaki yazı dizimiz devam ederken, bana en çok sorulan soruyu tek kalemde topladım. Herkesin en çok merak ettiği şey şu: "Diyelim aşkla başlamış bir ilişkimiz var. Aynı eve taşındıktan sonra zaman içinde muhakkak aşk ve heyecan ölecek. Cinsellik rutinleşecek. Bunu engellemenin bir formülü var mı?" Elbette bir formül yok. Ama uzun yıllar boyunca güzelliğini kaybetmemiş evliliklerin bazı ortak özelliklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

MASKELERDEN KURTULUN
Aynı evi paylaşan çiftlerde heyecanı öldüren şeyin, hep birlikte olmak ve birbirini kanıksamak olduğunu düşünüyoruz. Bu doğru değil. Bir ilişkinin 'uzun vadeli' ve mutlu olabilmesi için tutku ve heyecan duygusundan daha çok derin bir 'doyum' duygusu vermesi gerekiyor. İlişkinin heyecan ve mutluluk verebilmesi için bizim kendi içimizdeki 'çocuğu' ve 'otantik ruhumuzu' çok iyi ifade edebiliyor olmamız lazım. Ve bunu eşimizin de yapabilmesi için gerekli ortamı sağlamalıyız. Yani kimse kimseyi yargılamadan, değiştirmeye çalışmadan olduğu gibi kabul verecek. İlişkinin başlarında bu yargısızlık ve kabul durumunu otomatik olarak yaşıyoruz. Ama sonra onun olumsuz yönlerine ve bize ne 'vermediğine' bakıyoruz. Ne kadar yazık. Farkında olmadan karşımızdaki kişiye 'maske' taktırtıyoruz. Hatta bir tane de kendimiz takıyoruz. İki sebeple maske takıyoruz üstelik. Birincisi, eşimiz bizi eleştirdiği için. İkincisi, eşimizde eleştirdiğimiz şeyleri aslında kendimizin de yaptığını saklamak için... Maskeler bir kez takıldı mı, artık uzaklaşma başlıyor. Sadece birbirimizden ne aldığımıza bakıyoruz. Ve bunu ne zaman alamasak, hırçınlaşıyoruz. Egomuzun stratejileri devreye giriyor. Küsüyoruz. Kıskandırma numaralarına başvuruyoruz. Olumsuz senaryolar kurarak varsayımlar üretiyoruz, bunlar üzerinden trip atıyoruz. Sevgili okurlar, cinsellikle bile sorununuz varsa, biliyorum ki bunu konuşmak zordur. Sevdiğimiz kişiyi kırmadan beklentilerimizi, sıkıntılarımızı, fantezilerimizi paylaşmalıyız. Kıskandırma numaralarına girmek yerine, kıskandığımızı cesaretle ama suçlama yapmadan söylemeliyiz. Sessiz uzaklaşmaları takip edin. Bunu yakaladığınız an çift olarak hoş bir ortam yaratın. Olumsuz bir şeyi söylemek istiyorsanız bunu üç adımda yapın. 1. Önce konu hakkında onun haklı olduğu tarafları vurgulayarak başlayın. 2. Sonra 'ama' ile başlayarak kendi duygunuzu ve durumunuzu anlatın. Asla suçlama yapmayın! 3. Sonra, gelecekte daha iyi şeyler yaşayabileceğinize dair konuyla ilgili güzel hayallerinizi paylaşın. Haftaya okuyucu mektuplarını cevaplayacağım. Bana yazmaya devam edin.

EŞİNİZİN BEĞENDİĞİNİZ ÖZELLİKLERİNİ GÖRÜN
Kıskandırma numaralarını, eşiniz sadece bir veya iki kez yutar. Sonra kendi kılıcını çıkararak sizinle savaşacak ve canınızı yakacaktır. Anı evi paylaşan çiftler, eğer aynı yatağı paylaşıyorsanız, 'asla' eşinizi yatağı ayırarak cezalandırmaya çalışmayın. Soğukluğu artırırsınız. Enerji ve duygusal bedenlerinizin bilinçaltınızda birbirinize etkisi vardır. Ayrı kalırsanız sizin fark edemediğiniz sonuçlar, uzaklaşmalar doğurabilir. Uzun ilişkilerde unuttuğumuz bir şey var, birbirimizde beğendiğimiz özellikleri görmek... Bu öylesine önemli ki, cinsel hayatınızın bir anda soğumasına ya da hareketlenmesine sebep olabilirsiniz. Birbirinizle oyunlar oynayın. Birbirinizin gözlerine bakarak, onda sevdiğiniz şeyleri sayın. Onun bundan gururlanmasını, mutlu olmasını seyredin. Ve onu, size söylediği her güzel söz için onurlandırın. Bu ritüeli ara ara yapın. Oluşturduğu farkı göreceksiniz. Oyunun bir tek kuralı var: Asla inanmadığınız bir şeyi onu mutlu etmek için söylemeyin! Yalan istemiyoruz.

KADIN VE ERKEK FARKLIDIR, BUNU UNUTMAYIN
Hanımlar ve beyler... Bizler farklı yaratıldık. Birbirimizle konuşurken farklı davranmak zorundayız. Biz genelde en büyük hatayı, karşımızdakini kendimiz gibi bilmekten yaparız. Örneğin kadının bir derdi varsa, bunu derhal arkadaşlarıyla paylaşmak ister. Ama sonunda kendi bildiğini okumaktan kaçınmaz. Ama herkes arkadaşına kendince bir yol önerir ve bunu uzun uzun savunur. Oysa erkekler öyle değildir. Bir erkek, arkadaşının mutsuz olduğunu gördüğünde ya birlikte biraz içer ya da omuzuna vurup "Geçer merak etme, yapabileceğim bir şey var mı? " der. Öyleyse bir kadın, aynı çatı altında mutsuz olduğunu gördüğü eşine (eğer ililkisi çok uzun değilse) "Neyin var?" diye sorabilir. Eşinin sorunu anlatmasını sağlayabilir. Ama asla bu sorunu çözmeye çalışmamalıdır. Erkek, bir kadından çözüm beklemez. Eğer 'dişi bir erkekse' bunu talep edebilir. Ancak o zaman kadın fikrini söylemeli, yine de "Sen daha iyisini bilirsin, çözebileceğine eminim," demeli. Erkekler ise kadını dinlerken başını omuzuna yaslayabilir, saçlarını okşayabilir. Aslında kadın sadece konuşmak ve derdini anlatmak istiyordur. Erkekten çözüm beklemez ama yardım bekler, koruma bekler. Ve erkekten güven hissi oluşturmasını bekler. Ne yapması gerektiğini söylemeyin, sadece onun yanında ve destekçisi olduğunuz belirtin.