X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Efe ve 'tasarım Amazonları'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Efe ve 'tasarım Amazonları'

  • Giriş Tarihi: 3.8.2013

Tarihi filmler için kostüm tasarlıyorlar. Uydu antenlerinden yeniçeri kalkanı, lamba taslarından miğfer yapıyorlar. Ucuz para çantalarını toplayıp zırh haline getiriyorlar. Sadece yerli filmciler değil, Hollywood'dan Bollywood'a bütün dünya onlardan giyiniyor

Balat-Fener arası... Yorgun, yaşlı, makyajı akmış bir daracık labirent safrası... Dizi film platosu tadında sıralı küçük esnaf dükkanları. Kasap, bakkal, terzi, marangoz diyerek gidiyor yani. Saat hayli ileri ve hepsi kapalı. Yanlış oldu! Bir tanesi açık hâlâ. Ortama sinmiş kolektif sükunete başkaldırır vaziyette, hayli de gürültülü sayılır. Elimdeki adres zaten burası. Sahne ve sinema dünyasının çılgın ama harika çocuğu diye tanımlanan Murat Efe ve ekibinin Fener semtinde nohut oda bakla salon küçümen bir atölyesi yani. Murat ve arkadaşları özellikle de tarihi senaryolar için gerekli dekor, kostüm, aksesuvar üretiminde fabrika gibi çalışıp büyük işler başarıyor. Mimar Sinan, Yıldız Sahne Sanatları gibi okullardan gelen bu genç kadro kılıç, kalkan, ok, yay, kargı, zırh, topuz, gürz ve tarihi kostüm tasarlıyor. Sırf yerli piyasayı değil, Hollywood'dan Bollywood'a, Avustralya'dan İsveç'e bütün dünyayı giydiriyor.

ÇİN'DEN ÖDÜL
Bu yazıyı okuduğunuz gün itibariyle Tasarım Amazonları adını taktığım bu kadronun ürettikleri Çin Seddi'ni aşmış durumda. Ve Murat Efe, Çin'de devam eden uluslararası Kioming Festivali'nde büyük tasarım ödülünü almak üzere oralarda. Önce Murat'tan söz edelim. İşe Grafik tasarımcılıkla başlamış . Beş yıllık ilkokulu altı ayrı okulda okuyacak kadar kıpırdaklı, afacan, ele avuca sığmaz bir çocukmuş. Büyürken de değişmemiş ki... Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi biter bitmez mobilya tasarımcısı olarak büyük bir firmada işe başlıyor. Ama tez darlanıp atıyor kendini özgür multimedia sektörüne. Bilgisayarın okyanuslara benzeyen mecrasında o kadar iyi yüzebiliyor ki ülkemizin işleri başına rekor sayıda 'ilk ve en' imzası taşıyan adamı oluyor. İşte size birkaç örnek: Maketprop yapımında tek. Film müze ve festivallere yaptığı obje, dekor, kostüm sayısı ardından gelene üç misli fark atacak kadar fazla. Türkiye'de çekilmiş en uzun 3-D animasyonu onun. Çanakkale Yolun Sonu filminin tüm malzemeleri, Hititya (ilk fantastik çocuk filmimiz), Beyaz Gül (Lale Devri'nde yaşanan, bir cariye ile Hollanda Konsolosu'nun gerçek aşk hikayesini anlatan teatral dans gösterisi), Soytarılar Okulu, Los Angeles Anatolia Culturel Festival, Osmanlı Tokadı... Bu arada TRT Okul'da Böyle Çalışır adlı programı sunuyor. Sony Animasyon Departman Başkanlığı Japonya'ya davet edip, 'En Yetkin Karakter Tasarımcısı' ödülü vermiş geçen yıl. Kanada hükümeti ise orada kalıp öğrenci yetiştirmesi, kent içi tasarımlar yapması koşuluyla vatandaşlık teklif etmiş ama oradan telaş içinde savrulmuş Murat, âşığıyım dediği İstanbul'a...

Gel de hayran olma Haliç'in bu ezberbozan kızlarına
Haliç'in Amazonları... Aslında sekiz kişiler ama ben gittiğimde daha azdı sayıları. Hemen hepsi işleriyle müsemma eğitim veren okulların mezunu. Yeşilçam ya da dizi sektöründe az biraz emek harcayıp, daha yaratıcı ve uçabilecekleri alan olarak kayıvermişler Murat Efe ustalarının yanına. Hem tasarlarken hem de uygularken müthiş tempolu, pratik, minimalist, serüvenci ve ezberbozan tarzdalar. Fetih 1453 filminde padişah zırhı için makine kullanmadan, sadece el işçiliğiyle 15 bin adet perde halkası işlemişler. Uydu antenlerinden yeniçeri kalkanı, lamba taslarından miğfer yapıyorlar. Birinin aklına geliyor; Eminönünü'nde satılan hani o ufak hindistan cevizinden, ucuz para çantalarından alıyor kilolarca. Sonra kaneviçe dokur gibi zırh haline getiriyorlar onları. Bir diğer Amazon'un fikri parıldıyor ansızın, koşup küpe, kolye, takı parçaları topluyor, tahtlar, kaftan, sarık, taçlar üzerine işlemeler yapıp üç otuza kuyumcu dükkanına çeviriyor ortamı. Altın renk soba yaldızına boyanmış Karamürsel sepetinden kurdukları tahtı gördüm de şaşırdım inanın. Birkaç ay önce Amerika'daydım. Los Angeles'ta yapılan Anadolu Kültür ve Yemek Festivali'nde... Orada, festival alanında ülkemiz kentlerinden bir çoğunun kallavi dekorları, fasatları, tarih boyunca Anadolu'da yaşamış medeniyetlerin adım adım anlatılış tabloları vardı. İşte orada her medeniyet durağı kapısında iki-üç mankenle temsil ediliyordu çağlar, dönemler. Kostümler muhteşemdi. Kim yapmıştı peki? Elbette, bu mütevazı atölyedeki ekip, Haliç'in Amazonları yani.