X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sıfırdan zirveye zorlu bir yolculuk
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sıfırdan zirveye zorlu bir yolculuk

  • Giriş Tarihi: 3.8.2013

Organizatör, yapımcı, menajer. Ve henüz 33 yaşında. 13 yaşında afiş yapıştırarak girdiği müzik sektöründe bugün İbrahim Tatlıses'ten Orhan Gencebay'a, Hande Yener'den Emel Sayın'a kadar birçok isim kendisini ona emanet ediyor. Polat Yağcı şaşırtan öyküsünü anlattı

Polat Yağcı, müzik sektörünün son yıllardaki parlayan yıldızı. Efsanevi Unkapanı döneminin müzik yapım şirketleri bir bir kapılarına kilit vururken, sektör bilinen sorunlardan dolayı küçülürken, müzik dünyasındaki atılımlarıyla dikkat çekti. Şu anda şirketinin çatısı altında 41 sanatçı var. Albümler yapıyor, konserler düzenliyor, sanatçıların menajerlik hakları da onda. En son Orhan Gencebay'a yaptığı albümle daha çok konuşulur oldu. Beklentilerin üzerinde satan albüm, uzun yıllar sonra müzik dünyasına özlenen hareketi getirdi. Herkes şaşırdı, "Demek ki albüm satılabiliyormuş," dendi. Polat Yağcı'yı bir akşam yemeğinde tanıma şansım oldu. Bu işlere nasıl başladığını anlatırken, yaşam öyküsü ilgimi çekti. Öyle böyle değil, büyük bir başarı öyküsü. Çocuk yaşında bu işlere girmiş, konser afişleri yapıştırmış, organizasyonlar yapmış. Ve şimdi patron koltuğunda oturuyor, şirketi Poll Production'da müzik dünyasına yön veriyor. Sıfırdan gelip zirveye çıkan şarkıcıların, yıldızların dünyasında bir de böyle bir yıldız var. Kendi hikayesini yaratmış. Buyrun okuyun...

İLKOKULDA DEFTERLERİMİ KESER BİLET YAPARDIM
- İşe çocuk yaşta başlamışsınız. Müziğe ilginiz olabilir de, bu işlere girmek nasıl aklınıza geldi?
- Çocukluğumdan itibaren elimde kaç param varsa gider her tür kaset alırdım. Bütün kartonetleri tek tek okurdum. Bana '20 sene önceki herhangi bir albümde, hangi sırada hangi şarkı vardı, bestecisi kim, aranjörü kim?' diye sorarsanız, cevabını bilirim. O zamandan belliymiş zaten. Manisa Turgutlu'da doğmuş, çocuk yaşlarda bu işlere girmiş sıradan bir vatandaşım aslına bakarsanız. İlk yıllarımda elimde tutkal kovası, bir de fırça, afişlerini yapıştırırdım konserlerin. Hatta sokak sokak gezip el ilanlarını dağıtır, konserden önce minder, konser arasında ise su satardım. 90'lı yıllarda Tuncay Özinel Tiyatrosu, Nokta Tiyatrosu, Yalçın Menteş, Deniz Türkali gibi isimlerin gösterilerini organize ediyordum. Hayatımda yaptığım ilk konser Mustafa Sandal'dı. Şimdi şirketimizin çatısı altında Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Volkan Konak, Hande Yener, Mustafa Sandal, Emel Sayın, Nükhet Duru, İzel, Alişan, Kutsi, Piston, Berkay, Altay, Seksendört, Manga, Sinan Akçıl, Cenk Eren, Fatih Ürek, Sami Özer, İbrahim Sadri, Metin Arolat ve Selda Bağcan'ın da aralarında olduğu 41 sanatçı var. Üç yıllık yapımcılık geçmişim var. 2 milyon civarı albüm satışına imza attık, dijital ortamda ise yüzde 7'lik bir pazar payına sahibiz.

- İlk işleri yaparken 13 yaşındaymışsınız. O yaşta bir çocuğa bu işlerin teslim edilmesi tuhaf değil mi?
- Bu işin yaşla ilgisi yok, karşındakine o heyecanı ve güveni aktarabiliyorsan yapabilirsin. Ben ilkokuldayken, defterimi kesip biletler hazırlar ve o biletleri satar, düğün salonunda çay partileri organize ederdim.

- İstanbul'a nasıl yolunuz düştü?
- 18 yaşımda, Yalçın Menteş'in tiyatro işlerini yaparken İstanbul'a geldim. Grup Laçin'in konserlerini satıyordum. İlk yıllarımda 'Ben bu işi biliyorum,' havalarına girip kendi ofisimi açtım. Her şey tepetaklak oldu. O dönem 'oldum' dememeyi öğrendim. Milyonlar harcayarak alınamayacak bir ders aldım.

KİRADA OTURUP KRAL DAİRESİNDE KONAKLAMAK İSTEYEN SANATÇILAR VAR
- Konser organizasyonlarında sanatçıların ilginç istekleri oluyor mu?
- Bazı sanatçılar 'Business uçarım, otelde kral dairesinde kalırım, odama şunu isterim, kuliste şunu talep ederim,' diyor. Mantıklı oldukça bu taleplere saygı duyarım ama adam 1+1 dairede kirada yaşıyor, konsere gidince kral dairesi istiyor. Böyle bir hayat yok! Bazı isimler belli şeyleri hazmetmiş, bazıları hâlâ egosunun derdinde. Bazıları ise sadece konuşulsun diye bir şeyler talep ediyor. Otelden konser vereceği stada helikopterle inmek isteyen oldu. Erdek'e deniz uçağıyla gitmek isteyen de oldu. Sanatçının kaşesi 3 lira, talep ettiği şey 5 lira, olacak iş mi?

- Albüm satmayan bir ortamda sanatçı niye albüm yapar?
- Sanatçı albüm yapmak zorunda, çünkü onun vitrini o. Şu anda hiçbiri satmıyor, 'Ben çok satıyorum,' diyen yalan söylüyor. Tarkan, Sezen Aksu ve İbrahim Tatlıses'i hariç tutuyorum, 2013'te 75 bin satış rakamına ulaşacak kimse yok piyasada.

- Geçen yıla oranla bu yaz düzenlenecek konser sayısı da düştü mü?
Türkiye genelinde mayıs-haziran aylarında ortalama 3 bin organizasyon olur. Bu haziranda 100 tane organizasyon bile olmadı. Bu çok büyük bir iş kaybı. Tek bir konserden ekmek yiyen insan sayısı yaklaşık 200. Düşünebiliyor musunuz etkilenenlerin sayısını? Gezi Parkı olayları ülkeye olduğu gibi sektöre de büyük zarar verdi. Bir şeylerden rahatsızlık duyulabilir tabii ki ama tepki sandıkta gösterilir. Hazirandaki konserler temmuza ertelendi ama yine bilet satılmadı. Çoğu konser davetlilerle dolduruluyor.

- Müzik sektörü hep kan kaybediyor. Gelecek için öngörüleriniz neler?
- Fransa'da 2012 yılında 50 bin civarı albüm çıkmış. Türkiye'de ise bu sayı binlerde. ABD'de 2012'de toplanan telif 1 milyar dolar. Almanya'da bir milyar avro. Boş verin ABD'yi, dibimizdeki Yunanistan'ı örnek vereyim size. Ekonomisi yerle bir olan, nüfusu altıda birimiz olan Yunanistan'ı... 2012 telif geliri 120 milyon avro, Türkiye'deki telif geliri ise 12 milyon avro. Bu parayla tüm müzik sektörü dönmeye çalışıyor. 184 şirket var. Bestecisi, söz yazarı, aranjörü var... Bu parayı kim bölüşecek ve bu para hangi birine yetecek? Sizin anlayacağınız 'kırk kurda bir hurda' durumu bu yaşadığımız.

GENCEBAY'IN ALBÜMÜNDEN GELEN PARADA ÇOK İNSANIN GÖZÜ KALDI
- Orhan Gencebay'ın Bir Ömür albümü ile yıllardır erişilemeyen bir satış grafiği yakaladınız, bunu bekliyor muydunuz?
- Albüm 850 bin civarında sattı. Böyle rakamları en son 10 sene önce Serdar Ortaç Çakra albümü ile yakalamış. Orhan Gencebay albümü sektöre kısa süreli bir suni teneffüs oldu.

- Orhan Gencebay projesinde 32 sanatçıyı buluşturmak zor değil miydi? Size nasıl inandılar?
- Daha önce deneyenler olmuş, yapılamamış. Orhan Abi'nin de tereddütleri vardı. Biz ona 'Siz bir şeye karışmayacaksınız, her şeyi biz halledeceğiz' dedik ve yola çıktık. 60 yıllık Orhan Gencebay markasıyla her kapı açıldı. Albüm çok sattı. Ama bu kadar çok satacağına benden başka kimse inanmamıştı. Bu albümü para için de değil, yapılamamış bir şeyi yapmak için yaptım. Sektöre de yaradı. Eğer biz müzik piyasası olarak birlik beraberlik içinde olamazsak iki sene sonra müzik sektörü diye bir şey kalmaz. Hiçbir yerden para gelmiyor.

- Siz bu albümden çok iyi para kazandınız.
- Para gelsin diye yapmadım ki.

- Ama geldi...
- Evet, geldi ama o parayla aşırı şekilde göz, kıskançlık, fesatlıkla geldi. Birçok insanın gözü kaldı o parada. Kimseye silah zoruyla şarkı okutmadım ama bu kadar satış olunca ister istemez kıskanıldı. Ben de o parayı önce Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na, 430 çocuğun bir yıllık eğitim masrafına aktardım. Bunu da şarkı okuyan sanatçılar adına yaptım. Sonra bir de okul yaptırdım, yeni eğitim-öğretim döneminde açılacak. Şimdi de memleketimde cami inşaatına başlıyorum. Ben sadece para kazanmadım bu projede, insanları da tanıma fırsatı buldum. Kim dost, kim düşman anladım.

- Bir gece düzenlediniz fakat albümdeki herkes çıkmadı sahneye, bu nedenlerden dolayı mı?
O geceden para kazandığımı iddia edenler oldu ki, böyle bir şey yok. O gece için bilet de satılmadı, yayın hakları televizyona da verilmedi. Sanatçılara yalan yanlış bilgi aktarıldı, 'Gitmeyin,' dendi. Köşe yazarlarımızdan biri bile sanatçıları 'gitmeyin,' diye aradı. Star TV'den 1 milyon dolar aldığım iddia edildi. Yalan! O gece için harcanan 1 milyon lira Orhan Abi'yle benim cebimden çıktı.

RADYOLAR SANATÇIYA AMBARGO KOYAMAZ
- Radyolar ve müzik yapımcıları arasında gerginlik var...Power Türk üzerinden kavgalar yaşandı. Niye?
Power Türk'te bir kurul var. Türkçe albüm o kuruldan geçmezse yayınlamıyorlar radyo ve televizyonlarında. Fakat bu 'kurul' kim dediğinizde sonuç alamıyorsunuz. İsmi olan ama cismi olmayan bir 'kurul' bu. Kendi kendilerine sansür uyguluyor ve Türkiye'deki müziğe zarar veriyorlar. Cem Hakko istediğini çalıp, istemediğini çalmayarak bir politika izliyor ya da yanındaki çalışma arkadaşları yanlış yönlendiriyor. Türkiye'nin starları Ajda Pekkan'ı, Gökhan Özen'i, Hande Yener'i, Mustafa Sandal'ı, Kenan Doğulu'yu kurula sokuyorsun. Peki bu isimler olmazsa bu müzik kanalı ne işe yarar?

- Bu kendi tasarrufu değil mi? Neticede kendi radyosu ve televizyonu ...
Öyle bir şey yok. Türkiye'ye yayın yapan ve müziği önemsediğini söyleyen, önce müzik diyen bir kanaldan söz ediyoruz. Sektörün bu kadar zor günler geçirdiği bu günlerde 'hoşuna gideni çal hoşuna gitmeyeni çalma ' mantığıyla hareket edilmesi ne kadar doğru, düşünün.

- Her sanatçının şarkısını çalma zorunluluğu olamaz ki...
- Burada seçici güç halk olmalı. Türkiye'deki bazı radyoların oluşturduğu listelere inanmıyorum, birçoğu kendi zevkine ve şirketin gücüne göre liste yapıyor. Eğer şarkıyı yolda yürürken, takside, gece kulübünde duyuyorsan, o şarkı tutmuştur ve halk kabul etmiştir. Soner Sarıkabadayı'yı Power Türk'te üç sene çalmadılar. "Bize uygun değil" dediler. Soner azimle yaptığı müziğin arkasında durdu. Bakın şimdi Soner, Power Türk'ün reklam yüzü oldu ve en çok çalanların arasına girdi. Sektörde yapılacak tek şey yeni insanlara şans vermemiz yoksa 20 yıl da geçse aynı isimlerle dönüp duracağız.