X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Berlin'i coşturan
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Berlin'i coşturan

  • Giriş Tarihi: 5.10.2013

Kültür-sanat ve müzik başkenti Berlin'de, Türklerin gece hayatına, müzik sektörüne etkilerini inceledik. Türklerin yoğunlukla yaşadığı Kreuzberg'de müzisyenlerle konuştuk

Türkiye'den 52 yıl önce Almanya'ya giden Türkler'in niyeti biraz tasarruf yapıp dönmekti. Almanya'ya yerleşmeyi, çocuklarını, torunlarını burada büyütmeyi, hatta kültür ve sanatın başkenti Berlin'in müziğine katkıda bulunmayı hiçbiri aklından geçirmiyordu. Ama Türkiye'den göçenler dönerleriyle olduğu kadar, müzikleriyle de anılır oldu. Özellikle üçüncü jenerasyon. Ben de İZ TV için Müjde Yazıcı'nın hazırladığı Gurbetin Sesi belgeseli nedeniyle rotayı Berlin'e çevirdim. Bir zamanların gettosu, bugünün 'Cihangir'i Kreuzberg Berlin'deki Türk müziğinin anavatanı. Neredeyse tüm restoran ve gece kulüpleri Türkler'in tekelinde. Üstelik Türklerin müziğe sarsıcı bir etki yapamamış olmaları, gece hayatında sönük kalmaları anlamına gelmiyor. Düzenlenen partiler ve organizasyonlarda Türkçe müziğin etkilerini hissetmek mümkün. Kreuzberg'de, Türkçe hip-hop da, halay da, rock da, pop da, türkü de duymak mümkün. Mesele neyi, nerede, kimden dinleyeceğinizi bilmekte. Almanya'da kendini ispat etme, Türk müziğinin çok yönlü ve renkli kısmını anlatma derdinde birçok müzisyen de var. Dünyanın birçok yerinde partilerde görev alan DJ İpek "Almanyalı Türkler de başkaları gibi çok yönlü. Arabesk gecesinde hüngür hüngür ağladıktan birkaç gün sonra bir Anadolu rock grubunun konserinin yolunu tutabiliyorlar" derken, hip-hop'çu Ebow "Onların kafalarındaki Türkler gibi değilim. Önyargı çok fazla. Yaptığım müzik evrensel" diyor. Tüm bu müzisyenlerin hikayeleri bu akşam saat 19:00'da, İZ TV'de yayınlanacak olan Gurbetin Sesi belgeselinde olacak.

DJ İpek

Yaptığım müzik eklektik Berlinistan
İpek İpekçioğlu, Almanya'da yaşayan bir sosyal pedagog. Ama Berlin'deki herkes onu son 15 yıldır DJ İpek olarak tanıyor. Berlin'in popüler kulüplerinden SO36'da düzenlediği Gayhane partisinde, kapının önünde kuyruklar oluşuyor. İçeriye girebilenler İpekçioğlu'nun, eklektik Berlinistan adını verdiği, Doğu ezgilerini, club ve elektronikle birleştirdiği müziğiyle sabahlara kadar eğleniyor. Ancak eğlenenler sadece Türkler değil. Almanya'da yaşayan Yunanlar, eşcinseller, enteller hep buraya takılıyor. Halay da var, rock da... DJ İpek, "Almanya'da yaşayan Türkiyeliler olarak; Türkiye'nin müziğine sınıfsal bakmıyoruz. O yüzden Türk müziğinin halayını da, misketini de, popunu da, hip-hopunu da, türküsünü de, musikisini de severiz. Bugün tekno dinlerim, yarın belki İbrahim Tatlıses veya Yıldız Tilbe konserine giderim; ertesi gün de rock-metal konserine."
Müzisyen Ali Ekber

Almanca sözlü türkü yaptım
Görme engelli Ali Ekber, Berlin Saz Evi açıldığından beri çalışmalarına katılıyor. Almanya'ya göç etmeden önce de bağlamaya ilgisi olduğunu söyleyen Ali Ekber "Biz vatanımızda yaşadığımız dönemlerde tüm aile devamlı çalıp söylerdik. Aynı zamanda beste yapan insanlarız. Bu nedenle burada yaşayan gençlere, gelecek kuşaklara bir şeyler bırakma derdindeyiz. Çünkü eninde sonunda biz burada vatandan uzağız ama orayı sahiplenebiliyoruz en azından. Ve orayı hiç bilmeyenlere bir şeyler bırakabiliriz" diyor. Ali Ekber Almanca türkü yazmış, onları bestelemiş. Derdi, Türkçe bilmeyen ama kökeni Türkiyeli olan gençlere kendi müziklerini kültürlerini sevdirmek. Berlin Saz Evi'ne gelseler bile gençlerin halk ve Türk müziğine pek yakın olmadığına inanıyor. Ama Türk gençler yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Bağlamayı metal müzik ile birleştiriyorlar, bağlamayı caz müzik ile birleştiriyorlar. Yani Rock yapıyorlar...

Şarkıcı Ebru Düzgün/Ebow

Almanlar'dan üç kat fazla çalışmalıyım
Ebru Düzgün, Münih'te yaşayan, mimarlık öğrencisi 23 yaşında bir genç kız. 2010 yılında Münih Tren Garı'nda, metroda ve tramvaylarda yaptığı gerilla performansların ardından, Habibi'nin Aşkı ve Savaşları isimli şarkısı YouTube'da 8 bin kişi tarafından tıklanınca, müzik piyasasının da dikkatini çekmiş. Bu yıl bir albümü çıkan Ebru Düzgün/Ebow, Almanca söylediği hip-hop şarkılarda 70'li yıllardan Türk ezgilerini de kullandı. Göçmenlik ve feminizm ile ilgili şarkıları kadar tarzı da ilgi çekiyor. Ebru "Almanların kafalarında bazı fikirler var ve bizi ona göre yorumluyorlar. Bir Alman kadar başarılı olsam da, onlardan iki-üç kat fazla çalışmalıyım. Öyle bir his uyanıyor içimde" diyor.