X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Metres değil, aşçı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Metres değil, aşçı

  • Giriş Tarihi: 9.11.2013

Fransa eski cumhurbaşkanı François Mitterrand'a iki yıl özel aşçılık yapan Daniele Mazet-Delpeuch geçtiğimiz hafta İstanbul'a geldi. Mazet-Delpeuch: "Türk mutfağına âşığım"

Paris yakınlarındaki çiftliğinde, yemek kursları verip, kendi halinde bir hayat sürerken bir gün telefonu çalar ve acilen çağrılır. Henüz kimin için çalışacağını bilmezken kendini Elysee Sarayı'nda bulur. Sarayda dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın özel aşçısı olacaktır. Erkek aşçıların ukalalıklarına, Mitterrand'la ilişkisi olduğuna dair dedikodularına, hatta ona 'metres' lakabı takmalarına rağmen iki yıl sarayda harika yemekler yapar. Mutfak Günlükleri adlı bir kitabı olan, Sarayın Tatları (Les Saveurs Du Palais) adlı filme de ilham veren Daniele Mazet- Delpeuch, Lezzet Haftası kapsamında geçtiğimiz günlerde İstanbul'daydı. Fransa'nın Türkiye Büyükelçiliği, Fransız Kültür Merkezi, Le Cordon Bleu İstanbul ve Özyeğin Üniversitesi kapsamında yapılan etkinliklerden biri de Sarayın Tatları filminin gösterimiydi. Filmin ardından salonda özel bir tatlı da yapan Mazet-Delpeuch "Yemek yapmayı annemin mutfağında öğrendim ve hep aşkla yaptım" diyor.
- Elysee Sarayı'nda sizden başka hiç kadın aşçı çalıştı mı?
- Hayır. Fransa'da aşçılık, zenginlerin evlerinde başlar. Elysee Sarayı da büyük bir ev. İçinde çok iyi bir örgütlenme var. Elysee'de bir tek şey değişir, o da cumhurbaşkanı. Çiçekçiden gümüşlerin bakımını yapanlara kadar hep aynı aileden olur. Usta ve çırak ilişkisi içinda gençler eğitilir ve görev, birinden diğerine geçer. Bulaşıkçının babası, büyükbabası, onun babası da bu işi yapmıştır. Kullandıkları malzemeler de kamuya ait kabul edilir. Orada tabak kırmak söz konusu değildir. Çünkü o tabağın değeri çok büyüktür ve çalışanlar bunun farkındadır. Ben çalışırken bir tabak kırıldı. Hemen porselenci geldi ve parçaları korunaklı bir kutuya yerleştirip, 1740'lı yıllarda kurulan Sevr porselen atölyesine götürdü. Tabağın tamirinin mi yapılacağı, yoksa aynı numaralıdan bir tane daha mı üretileceğine karar verildi. Böyle geleneksel bir ortamda, benim sarayda cumhurbaşkanının özel aşçısı olarak çalışmam da istisnai bir durumda. Başka kadın aşçı olmadı.
- Erkek egemen mutfaktaki geleneği bozdunuz o zaman.
- Evet, ana mutfak o güne kadar hep erkeklerin çalıştığı bir yerdi. Ben gittiğimde de 40 yıldır orada çalışan bir aşçı vardı.
- Filmden Mitterrand'la yemek sohbetleri yaptığınızı öğrendik. Her Fransız gibi o da yemeğe çok meraklı mıydı?
- Evet, Mitterrand, lezzetli yemekleri severdi. Ama çocukken evinde pişirilen sade yemekleri isterdi. Beni de bunun için seçmişler. Ördek, dana eti ve mantarı çok severdi.
- Sarayın erkek aşçılarının dedikodularından rahatsız olur muydunuz?
- O zamanlar çok safmışım. Ben orada çalışırken, sarayda neler olduğunun çoğunu, filmi izlerken fark ettim.
- Türk yemeklerinden hangilerini seviyorsunuz?
- Fransa'da en yakın kadın arkadaşım bir Türk. Arkadaşım bana tariflerini vermedi ama Türk mutfağı aşkını kazandırdı. Karnıyarık, börek, patlıcan kızartma ve irmik helvasını seviyorum.