'Çokolat'tan 'çikolata'ya en lezzetli sergi

Giriş Tarihi: 4.1.2014

Yediden 70'e herkesin sevdiği çikolatanın 'çokolat' adıyla bilindiği Osmanlı'dan, 'çikolata' olduğu Cumhuriyet'e kadarki yolculuğunu merak edenler 'Çikolata Tarihi' adlı sergiyi kaçırmasın!

Küçücük bir parçasının bile mutlu etmeye yettiği çikolatanın, yaşadığımız topraklara nasıl girdiğini, nerelerde satıldığını, ilk kimlerin ürettiğini merak etmeyen yoktur. Osmanlı'da yalnız dükkanlarda ve pastanelerde değil, 'sağlıklı yiyecek' olarak eczanelerde bile satılan çikolatanın o dönemde de ne kadar çok sevildiğini anlamak için birkaç eski gazete ilanına ve kartpostala bakmak yeterli. Küratör Saadet Özen, aylarca süren araştırmalardan sonra çikolatanın Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadarki serüvenini anlatan renkli bir sergi hazırladı. 7 Ocak'ta Saint Joseph Lisesi'nde açılacak ve üç hafta sürecek 'Çikolata Tarihi' adlı serginin en büyük destekçisi de Nestle markası oldu.

Her şey bir fotoğrafla başladı!
Özen, çikolatanın bu topraklardaki izlerini araştırmaya, müzayedelerde sürekli çikolata kartları görünce karar vermiş: "Çikolatayı sevmeyen yok. Günlük hayatın çabuk kaybolan nesneleri üzerinden tarihle ilişki kurmamız gerekirse, buna çikolata da uygun. Çünkü müzayedelerde sürekli çikolata kartları görüyordum. Türkiye'deki ilk çikolata fabrikasını da 1927'de İstanbul Feriköy'de kuran Nestle ile yaptığımız işbirliği de sergiye farklı bir boyut kazandırdı. 19. yüzyıla ait zevkler, bugünkünden çok da farklı değil. Reklamın yaygın kullanımı, çocukların çikolataya olan sevgisi, sağlıkla ilişkisi o yıllarda da aynı. Çikolata hakkında araştırma yapmaya başladığım günlerde bir sahaftan bir fotoğraf aldım. Fotoğrafta Şule isminde bir kızın elinde Nestle çikolatası var. Fotoğrafın arkasındaki tarihte 20 Nisan 27 yazıyor. Baytar Yüzbaşı Nazım Bey, bir arkadaşına hatıra olarak bu fotoğrafı göndermiş. Üstünde 'Yaramaz Şule'nin muhteris (çekingen) fotoğrafı' yazıyor. Serginin odak noktası, işte bu fotoğraf oldu." Sergide çikolatayla ilgili kartpostallar, fotoğraflar ve objelerin yanı sıra tabii ki çikolata da yer alacak. 9-10 ve 11 Ocak'ta Fransa'dan gelecek çikolata ustaları da çikolata yapımını gösterecek.

Sarayın özel çikolatacıları var
"Çikolata 17. yüzyıldan itibaren ve daha çok yabancı seyyahların elinde Osmanlı topraklarında dolaşmaya başlıyor. 1855 tarihli bir Ceride-i Havadis gazetesinde Hocapaşa'da karakolhanenin yanında bir mağazada çikolatanın satılmaya başlandığı yazıyor. Büyük ihtimalle bundan önce de var. Sultan Abdülmecit'in cuma selamlığında çikolata dağıtıldığını gördüğünü iddia eden seyyahlara da rastlıyoruz. 19. yüzyılda yabancı ülkelerle kuvvetli bağları olan Levantenler yükseliş yaşıyor. İstanbul'da Beyoğlu'nda, İzmir'de, bütün liman şehirlerinde kültürel hayatın canlanmasında Kırım Harbi'yle gelen İngiliz ve Fransız askerlerinin etkisi büyük. Onlar kendi adetlerini de getiriyor. O yıllarda Zonguldak'ta bile pastane var. Çünkü Zonguldak'taki madenleri, İtalyan işçiler inşa ediyor. Bu işçiler de alışık oldukları her şeyi Türkiye'ye getiriyor. Çikolata da onlardan biri... 1880'li yıllardaki bazı yemek kitaplarında çikolatalı tarifler var ama bütün tariflere girmesi Osmanlı'nın son dönemlerine uzanıyor. Sarayın özel çikolatacıları var. Pastanelerin çoğuna 'şekerci' deniliyor. Pastane daha az kullanılıyor. Örneğin Beyoğlu'nda pastanesi olan Vallaury ve 1860'lı yıllardan başlayıp Abdülhamit dönemine kadar Charles Bourdon sarayın çikolatacıları arasında yer alıyor. O dönemde onlara da 'şekercibaşı' deniliyor. 1858'de İstanbul'a gelen Bourdon, daha sonra Lebon'la birleşerek Cafe de Saint-Petersbourg'u açıyor. 1908'de de Nestle'nin temsilcisi Paul Rubery saraya baş vuruyor ve bu isteği uygun görülüyor."

En eski firmalar
"1850'li yıllardan itibaren Menier, Compagnie Coloniale, Tobler, Cadbury, Suchard gibi yabancı çikolata firmaları Osmanlı'da satış yapıyor. İzmir'de küçük çaplı işletmeler var. Osmanlı'da, hatta Cumhuriyet'in ilk yıllarında çikolataya 'çokolat' deniliyor. Değirmencioğlu ve İzmir Çokolatı onlardan bazıları. Yerli firma olarak da bir tek Leon Melba çokolatları var. Bunlar başlangıçta iki ayrı firma aslında ve Leon bir gazete ilanında 1920'de kurulduğunu iddia ediyor. 1930'dan sonra da bu iki firma birleşiyor. Sahiplerinin öldüğünü da bir başka gazete ilanında gördüm. Muhtemelen ismi başka bir firma tarafından satın alındı. Türkiye'de yerleşmiş, kökü eskileri giden bir de kuruluşu 1924 olan Elit var. Ama en çok malzeme Nestle'den çıkıyor. Bütün Osmanlı çikolata tarihi gelip Nestle'ye dayanıyor."

Teneke kutular, mücevher kutusu kadar değerli
"Sergide küçükken biriktirdiğimiz ama sonra annelerimizin 'Evi dağıtıyorsun' diyerek attığı her şeyi, bir sanat değeri yükleyerek kullanıyoruz. 1860'lı yıllardan beri çikolataların içinden çıkan renkli kartlar, çikolata firmalarının kullandığı reklam malzemeleri... O kartlardan 2 bin tane biriktirene hediye verildiğini bile görüyoruz. Örneğin 40 tane kart biriktirene bir saat veriliyor. 1930'dan sonra ise ülkemizde bir şeker krizi oluyor. Bazı çikolata firmaları şeker sakladığı gerekçesiyle mahkemeye veriliyor. Sergide fotoğraflar, gazete ilanları, broşürler, kartpostallar, çikolata kutuları, objeler var. Amacımız objelerle bir müze kurmak değil ama günlük hayatta yaygın olarak kullandığımız objelere yer verdik. 1860'lı yıllarda ortaya çıkan teneke çikolata kutuları, bir zamanlar mücevher kutusu kadar değerli. Bu kutular, markanın bir evde kalıcı olmasına neden oluyor. Sergi için sıcak çikolata hazırlamakta kullanılan özel cezveler de bulduk."
ARKADAŞINA GÖNDER
'Çokolat'tan 'çikolata'ya en lezzetli sergi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz