X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Savaş ailenin içine de sızar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Savaş ailenin içine de sızar

  • Giriş Tarihi: 8.2.2014

İsveçli yazar Lars Noren'in Bosna savaşını bir aile üzerinden anlattığı Savaş adlı oyun, İstanbul'da da seyirci karşısına çıkıyor. Başroldeki Tilbe Saran "Oyundaki aile hayatta kalmayı başarsa da ruhunu kaybetmiş" diyor

Karısıyla iki küçük kızını geride bırakıp savaşa katılan ve iki yıl haber alınamadığı için çoktan öldüğü düşünülen bir erkek, bir sabah evine dönerse, onu nasıl bir manzara bekliyor olabilir? Savaş belki evin içinde yaşanmamıştır ama dışarıdaki vahşetten korunabilmek mümkün müdür? Etraf şiddetle çevriliyken, insanların bu şiddetin bir parçası, hatta zamanla öznesi haline gelmemesi düşünülebilir mi? İsveçli oyun yazarı ve şair Lars Noren, sahnelendiği ülkelerde büyük ilgi gören Savaş adlı oyununda aslında yanıtını hepimizin bildiği soruları bir kez daha sorguluyor. 20 yıl önce dünyanın gözü önünde Bosna'da yaşanan savaş binlerce kişinin ölümüne neden olurken, geride kalanların da hayatında kapanmayacak izler bıraktı. Noren'in Bosna savaşının hemen ardından kaleme aldığı oyun, Paris, Londra, New York ve Amsterdam gibi birçok dünya şehrinde sahnelendikten sonra şimdi de İstanbul'da seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Yönetmenliğini Serdar Biliş'in yaptığı oyunda Tilbe Saran, Erkan Avcı, Sermet Yeşil, Damla Sönmez ve Ecem Uzun rol alıyor. Kadir Has Üniversitesi'nin içindeki Has Sahne'de 13 Şubat'ta prömiyeri yapılacak oyun cumartesi akşamları sahnelenecek.

HER ÜLKE OLABİLİR
Oyunda savaşın acımasızlığını iki kızıyla birlikte yaşayan bir anneyi canlandıran Tilbe Saran, yıllar önce okuyup beğendiği oyunu nihayet Türkiye'de de sahneleyebilmenin heyecanını yaşıyor: "Çok beğendiğimiz bu oyunu Kadir Has Üniversitesi'nin Tiyatro Bölümü'nde birlikte ders verdiğimiz yönetmen Serdar Biliş'le sahnelemeye karar verdik. İsveçli yazar Lars Noren çok iyi bir yazar. Bütün hikayelerini aile ilişkileri üzerinden anlatıyor. Bu oyunda da savaş anlatılıyor ama dışarıdaki korkunç savaş, ailenin içine sızmış durumda. Oyunda savaşın geçtiği ülkeye dair birebir gönderme yok. Sadece çocukların isimlerinde ve 'Camiyi otoparka çevirdiler' cümlesinde bir gönderme var. Buna göre savaş Bosna'da da, Suriye'de de, Ruanda da ya da Kore de olabilir." Bosnalı aile, üç yıl süren savaşta hayatta kalabilmiştir ama pek çok şeyi de yitirmiştir aslında... Saran da oyunda insanların savaşta nasıl bedeller ödeyerek hayatta kalabildiklerini açıkça sergilediğini söylüyor: "Oyundaki aile savaşta sağ kalabilmiş ama insanlıklarını kaybetmiş. Ruhlarını, değerlerini, kıymetlerini, güzel olan her şeyi kaybetmişler. Bütün oyun boyunca da nasıl bir bedel ödeyerek hayatta kalabildiklerini görüyoruz. Anne 'Keşke ölseydim' diyor. Gerçekten Bosna savaşındaki gerçekleri okuyunca, görüyorsunuz ki herkes ölmek istiyor ama ona bile izin verilmiyor. Baba ailesini bıraktığı gibi bulacağını düşünüyor ama ne öyle bir aile var, ne çocuklar... Baba da o iki yıl önceki baba değil zaten. Ne birbirlerini tanıyorlar ne de kendilerini... Oyun çok sert ama İsveç mobilyaları gibi tuhaf biçimde bir o kadar da yalın ki... O kadar serin kanlı yazılmış ki hiç melodrama düşmüyor."

YAZAR, SAVAŞI YAŞAMIŞ OLMALI
Tilbe Saran İsveçli yazar Noren'in bu kadar gerçekçi bir oyun yazabilmesi için mutlaka bir savaşın da tanığı olması gerektiğini düşünüyor: "Bosna ile ilgili belgeselleri, filmleri izledik, kitapları, günlükleri okuduk. Bütün bunları gördükten sonra da yazarın savaşla ilgili ne kadar donanımlı ve bilgili olduğunu gördük. Ama bilgisini hiç serpiştirir gibi anlatmamış. Yine de bir yerde öyle bir söz sarfediyor ki o lafı, orada yaşanan zalimliği bilmeden yazmasına imkan yok. İki kız kardeş bir yerde kavga ederlerken biri 'Memelerini keserim senin' diyor." Tilbe Saran savaşın acımasızlığından sıyrılabilmek için Bosna'da yaşayanların çaresizce mizaha sarılmalarının nedenlerini de şöyle yorumluyor: "İnsanlar Bosna'da yaşanan bu drama rağmen mizah güçlerini hiç kaybetmemiş, savaş üzerine birçok fıkra üretilmiş. Bu küçük bir baloncuk yapıp, onun içinde nefes almaya çalışmak gibi bir şey. Çünkü anormal, artık normalleşince, onunla başa çıkabilmek için dalga geçerek bir savunma mekanizması olarak tuhaf bir mizah gelişiyor. Yazar da o kadar serin kanlı yazmış ki... Çünkü o anormalliğin içinde bir hayat devam ediyor."

Yönetmen Serdar Biliş:
Seyirci kendi içindeki şiddetle yüzleşecek
"Oyun, bu savaş mağduru kişilerin birbirlerini nasıl mağdur ettiklerini anlatıyor. Seçiminiz olmayan bir şiddetin içine girince bu şiddete bulaşıyorsunuz ve bir süre sonra savunucusu haline de gelebiliyorsunuz. Oyunda anne öğretmen, baba savaşta esir düşmüş bir usta. Bir mikro aile, babanın bir de kardeşi var. Amca savaşa katılmamış. Bosna'da savaş bu ailenin evine uğramış ve bir bedel ödemişler. Ama bu oyun 'Bosna'da ya da herhangi bir coğrafyada ne acılar yaşandı' şeklinde bir oyun değil. Seyirci kendi içindeki şiddetin farkına varabilirse, kendisiyle yüzleşebilirse, oyun da bu açıdan bir ayna tutmuş olabilir."