X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Bu işin bedeli var, ya hırpalanırsınız ya da tehdit alırsınız"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Bu işin bedeli var, ya hırpalanırsınız ya da tehdit alırsınız"

  • Giriş Tarihi: 15.3.2014

SİNAN ÖZEDİNCİK / GÜNAYDIN

Günaydın Yayın Koordinatörü Sinan Özedincik paparazzilik yaparken birçok önemli işe imza attı. Magazine yıllarını veren Özedincik ile paparazziliği ve paparazziliğin tartışılan konuları üzerinde sohbet ettik.

- Paparazzilik sizin için ne ifade ediyor?
- Adrenalin. Bu iş çok heyecanlı. İnsanların hayatlarıyla, gelecekleriyle ya da itibarıyla oynuyor gibi bir izlenim var ortada ama böyle değil. Hiç unutmuyorum Los Angeles'ta Ivy'deyiz. Tarkan ile bir klip çekimi için gitmiştik. Biz orada otururken dışarıda onlarca paparazzi gördük. Ünlü bir rap şarkıcısı kapıdan çıktığında paparazziler üzerine atladı hemen. ABD'de doğru, Türkiye'de yanlış yapılıyor düşüncesi hakim ama aynı. Av ve avcı meselesi söz konusu. Her hafta küfür ve tehditler işitiyorum.

- Dünyada ve Türkiye'de paparazziliğin etik sınırları çok tartışılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
- İtalya'da çıkan paparazziliği, en acımasız İngiltere yapıyor. Almanya'da da Bild. Bu ülkelerde bu iş yapılıyorsa biz neden yapamıyoruz. Bizler yanlış yapıyor gibi lanse ediliyoruz ama yanlış yapmıyoruz. İşin ucunda şantaj yoksa fotoğraflar çalınmıyorsa ya da tehdit oluşturmuyorsa biz de işimizi yapabiliriz. Örneğin, balkonda Şahan Gökbakar ve Berrak Tüzünataç'ın samimi pozlarının yakalanması. Bu fotoğraf nasıl çekilmez? Evinin içine girecek halimiz yok, muhabir dışarıdan çekti. Paparazzilerin giremediği birçok yer varken herkese açık bir yerde olursan ve ünlüysen fotoğrafın çekilir.

- Türkiye'de paparazzilik mesleği ne gidişatta?
- Eskiden daha nezih ve özel yapılıyordu bu iş. Gizlice tekneler tutuyorduk, havuzun içinden ya da ağaçların içinde zorlukla fotoğraflar çekiyorduk. Ben gece kulüplerinin önünde çok az bekledim. Ben oturup haber bekliyordum, duyunca tek başıma gidiyordum. Şu an nedenini anlamadığım şekilde paparazziler toplu halde işe gidiyorlar. Belki de okurun magazinden sıkılmasının nedeni budur. Yeni ve heyecanlı işlerin yapılamamasıdır. Zaten Tükiye'de paparazzilik devamlılığı olan bir meslek değil. Bu iş gazeteciliğe başlamak için bir adım gibi görülüyor. Ama yurtdışında sadece bu işi yapan ve çok iyi paralar kazanan insanlar var. Neredeyse bir yıl bir fotoğraf için emek harcıyorlar ve çektiklerinde büyük para kazanıyorlar.

- Bu işin heyecanı ve zorluğunu yaşadığınız bir anı var mı?
- 1998 yılında Kıbrıs'ta Mehmet Ali Erbil ve Özlem Yıldız nişanlandığında tatile gidiyor. Ben de başka bir iş için oradayım. Erbil'in başka bir kadınla farklı bir otele gideceğini duydum. Haberi alır almaz ben de otele müşteri olarak girdim. Balkondan bir baktım siyah takım elbiseli korumalar 50 derece sıcak altında bekliyor. Erbil o kadınla çok samimi yüzüyor. Fotoğraflarını çekebilmek için otelin mutfağına girdim ve oradan da çocuk havuzuna geçtim. Fotoğraf makinesini iyice sarıp sarmaladıktan sonra çocuk havuzundan ve palmiyelerin içinden fotoğrafı çekmeyi başardım. Özlem Yıldız'ın hayatında bir dönüm noktası oldu, nişanlar atıldı. Ama daha sonra kendisi beni arayıp teşekkür etti, "İyi ki o ipten dönmüşüm" dedi. Vicdanen üzüldüm ama benim işim bu. Bir de 1999 yılında Yasemin Yalçın'ın sahilde fotoğraflarını çektiğim için sokak ortasında resmen dayak yedim. Ama bilinmeli ki ünlü olmanın bedeli var. Paparazzi olmanın bedeli de hırpalanma ve tehditler alma da diyebiliriz.

- Kadın paparazzi olmaması tartışılıyor. Kadınlar için zor bir meslek mi?
- Yurtdışında da böyle. Çünkü bu iş zor. Gerekiyorsa sabaha kadar kapılarda bekleniyor yeri geliyor tehditler alıyor. Güçlü olmak lazım bu iş için fiziksel olarak. Kadınlar bu işi yaparlar ama nedense tercih eden pek yok.