X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Modada oyunun kurallarını değiştiriyorlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Modada oyunun kurallarını değiştiriyorlar

  • Giriş Tarihi: 31.5.2014

Hepsi moda endüstrisinde, hepsi kadın. Fakat ortak yönleri sadece bu değil, onlar Türkiye'de oyunun kurallarını tekrar yazmaya kararlı. İşte modayı yeniden yapılandıran başarılı kadınlar

ASLI ÖZÇOBAN ÜNSAL - ZEYNEP ÖZÇOBAN
Bu topraklardan çıkan yepyeni bir marka
1970 yılında Kamil Özçoban'ın Ankara'da kurduğu Park Bravo markasını bugün ikinci kuşak kız kardeşler Zeynep ve Aslı yönetiyor. Babalarından koltuğu devralan kardeşlerin yönetime geçtiklerinde ilk yaptıkları iş, markalarına kendilerinin kullanmaktan zevk alacakları, onları tanımlayan yeni bir kadın profili tanımlamak olmuş. 'Akdenizli ve cesur' olarak tanımladıkları bu yeni Park Bravo kadınına 'Nazlı' ismini vermiş kız kardeşler. Bu yeni kadını da sadece bu topraklardan çıkan kadınlarla yaratmayı hedeflemiş, buna da başlamışlar. Türk tasarımcı Özlem Kaya'yı kreatif direktör olarak atayan kız kardeşler ardından markalarına da bir Türk yüz seçmiş: Hande Subaşı. Genç, çalışan, hayatın pek çok alanında aktif olan Türk kadınına uygun ürünleri, ona yakışan bir alışveriş deneyimiyle sunmayı hedefleyen kardeşler, markanın sunduğu koleksiyonla birlikte mağazalarında da değişime gitmiş. İlk olarak Park Bravo'nun Nişantaşı mağazası yeni dekorasyonuyla kapılarını açmış, ilerleyen günlerde Türkiye'nin 16 şehrine yayılan diğer 50 mağaza da yeni Türk kadınını kucaklamak için değişime girecek. Güçlü Türk markası algısını sağlamlaştırmak için üretim alanlarında da değişime gidilmiş. Marka üretiminin yüzde 90'a yakınını Türkiye'ye taşımış. Zeynep Özçoban "Bu topraklardan doğmuş, Türkiye istediği için marka olmuş, yüzde 100 Türk markasıyız. Hedefimiz ülkemize fayda sağlamak. Ama üretimin tamamını buraya taşımayı tercih etmiyoruz. Çünkü Park Bravo müşterilerini Hindistan'daki el işi, Uzakdoğu'daki kaz tüyü ve İtalya'daki trikolardan eksik bırakmak haksızlık" diyor.

NİLGÜN GÜLEN
Koleksiyonlar müşterilerle oluşuyor

Bundan sekiz sene önce, kendi giyim tarzını çıkış noktası yaparak BNG adlı bir marka yaratan Nilgün Gülen, aradan geçen zamanda Meksika'dan Suudi Arabistan'a, dünyanın dört bir yanında kendisiyle benzer zevkleri olan ve hayata onunla aynı pencereden bakan müşteriler bulmuş. Irk, beden tipi, ölçü ya da yaş ayırmadan BNG ürünleri kullanan kemik müşteriler, markayı kalkındırmaktan farklı bir görev de üstlenmiş. "Farklı şekillerde kullanılabilecek, matematiksel bir koleksiyon hazırlıyorum' diyen Gülen'in ürünlerine onları giyenlerin çok daha farklı yorumlar kattığını görmesi, BNG için dönüm noktası olmuş. Tasarımcı yüzünü trendlere değil müşterilerinin yaratıcılıklarına çevirmiş. Gülen sık sık mağazalarında bir araya geldiği müşterilerine, ürünlerinin nasıl giyileceğine dair bilgi verirken, onların fikirlerinden de yepyeni ürünler hazırlamaya başlamış. Toplam 120 parçalık koleksiyonunu hiçbir değişikliğe gitmeden Japonya'dan Meksika'ya kadar çok geniş bir coğrafi alana satan tasarımcı "Bazı noktalarda 34, bazılarında 44 beden satıyoruz. Ama koleksiyondaki lokomotif parçalar her yerde kabul görüyor" diyor. Marka yaratma sürecinden önce aile işi olan fason triko üreticiliği yapan Gülen "Koleksiyonlarımı trend odaklı hazırlamıyorum. Çünkü başladığımda aklıma olan fikirle son çıkarttığım ürün arasında bile büyük fark var. Bunda da müşterilerimin payı büyük" diyor. İş modeline stratejiler yerine daha duygusal yaklaşan Gülen'in pek çok kişinin zararına olabilecek bu durumu kendisine fayda sağlıyor. Son olarak Bodrum'dan 45 parçalık ürün alan Meksikalı bir müşterisinin fikirlerini öğrenmek için onunla bir araya gelmesi kendisine Meksiko City'de bir BNG mağazası kazandırmış. 25 ülkede satılan BNG için verilen bayilikleri her zaman kişisel ilişkiler ve markaya kendini yakın hisseden eski müşterilerle oluşturduğunu anlatan Gülen iş ve yatırımın değil, koleksiyonunun matematiğinin kendisine pek çok kapı açtığını söylüyor.

DEMET MUTLU
E ticaret'ten sonra mağaza açtı

Türkiye'nin en büyük cirolu moda e-ticaret sitesi Trendyol'un kurucusu ve yöneticisi olan Demet Mutlu'nun hikayesi 'Herkes Mersin'e, o tersine' gibi bir durum. Mutlu 2010 yılında kurulan ve geçtiğimiz yıl 300 milyon liranın üzerinde satış rakamına ulaşan Trendyol'la aynı isimli bir mağaza açtı. Günde ortalama 20 bin ürünün satıldığı e-ticaret sitesinin satış rakamlarının yanında devede kulak kalan İstanbul Maslak'taki mağazayı Mutlu tamamen romantik nedenlerle açmış. 33 yaşındaki genç yönetici "Çalışanlarımızın müşterilerle etten, kemikten bir ilişki kurmasını istiyordum. Bu yüzden mağazalaşmak iyi bir fikirdi" dediği projesinde sayıları 700'ü geçen Trendyol çalışanları dönüşümlü olarak servis veriyor. Kendisinin de gün aşırı uğrayıp müşterilerin tepkilerini gözlemlediği Trendyol mağazasında, e-ticaret sitesinden çok daha farklı ürünler tercih ediliyor. Mutlu, "Dijital ortamda renkli ve gösterişli ürünler tercih ediliyor. Mağazada ise temel ihtiyaçlara hitap eden sade mallara talep var" diye açıklıyor.

ARZU KAPROL
İmzasını kendi buluşu olan dikişle atıyor

Türkiye'de vizyoner tasarımcılık hanesinin en üst sıralarına oturan Arzu Kaprol, Türkiye'de 11 mağaza sayısıyla markalaşan ilk Türk tasarımcı. Kaprol "Sahada, sektörün en alt kademelerinde çalıştım. İplikten, kumaş yapısına, dikimden tasarıma mesleğimin gerektirdiği her bilgiyi çalışarak edindim" diyor. Tasarımcı bu süreçte ekip çalışmasının önemini görmüş. Buradan yola çıkarak, "Hep bana" demek yerine yeni tasarımcıların yeşermesine izin verdiği 'Studio Kaprol' adlı bir tasarım platformunu kurmuş. Kaprol, 'Moda tasarımcısının yıldız tasarımcı değil, yıldız ekip olabilmeyi becermesi asıl iş' diyor. Bugün yaklaşık 14 tasarımcının emek verdiği Stüdyo Kaprol ilk defilesini geçtiğimiz sezon Berlin Moda Haftası'nda sundu. Arzu Kaprol markasıyla global dünyadaki oyunun kurallarını layıkıyla yerine getiren tasarımcının ürünleri bugün Neiman Marcus, Bergdorf Goodman, Harrods gibi mağazalarda satılıyor. Toplam satışlarının yüzde 35'ini yurt dışına yapan Kaprol uzun süre global dünyada var olabilmenin kurallarını araştırmış. Bu sorgulama geçtiğimiz sezon ilk defa Paris Moda Haftası'na çıkan Kaprol'e danışmanlarının "Paris neden bir Arzu Kaprol markasına ihtiyaç duysun?" sorusuyla anlam kazanmış. Tasarımcı bunun cevabı olarak iyi koleksiyon hazırlamanın yanında görenlerin Arzu Kaprol ürünlerini tanıyacakları, özgün bir detayı olması gerekliliğini anlamış. Kaprol, Paris'te bugün 'Kaprol Tekniği' olarak adlandırılmaya başlayan yeni bir dikiş tekniği kullanıyor. Kumaşın verevden incecik bantlar halinde kesilmesi ve kıyafetin üzerine elle dikilmesini gerektiren bu teknik, bugün tasarımcının kıyafetlerini başka tasarımcılardan ayıran detay.

NİHAN BURUK
Erkekler için ulaşılabilir tasarımlar

2008 yılında kadınlar için koleksiyon hazırlamaya başlayan Nihan Buruk aradan geçen zamanda kendi yeteneklerini ve bulunduğu endüstrinin ihtiyaçlarını iyi gözlemleyip rotasını değiştirdi. İki sezon önce koleksiyonlarını Londra Moda Haftası'nda da göstermeye başlayan tasarımcı kapsül koleksiyon olarak tuttuğu erkek ürünlerine olan yoğun ilginin üzerine, kadını bir kenara bırakıp sadece erkek tasarımcısı olmayı seçti. NIAN markasıyla sosyal içerikli koleksiyonlar hazırlayan tasarımcının bu yerinde kararı yaptığı tek yenilik değil. Buruk içinde bulunduğu sektörün sert şartlarıyla savaşmak için pek çoklarının yapmaya cesaret edemediği bir risk daha aldı. Tasarımcı bugün para kazanmamayı göze alarak, ürünlerini bir tasarım markasından çok daha uygun fiyata satışa sunuyor. Buruk, fiyatları 70 ile bin 200 lira arasında değişen koleksiyonuyla hedef kitlesi olan 20 ile 40 yaş erkeklerin cüzdanlarından pay almaya başladı bile. Yaz koleksiyonunu Sıraselviler'deki showroom'unda satışa çıkaran 30 yaşındaki modacı, yaptıklarının çok iyi bir matematik hesabını gerektirdiğini söylüyor. Londra'nın ardından gözünü Paris'e diken Buruk "Tasarım, iyi kumaş, kaliteli dikim olduğunda fiyat yükselir fikrini çürütmek istiyorum. Bunu da e-ticaret ve seri üretimle yapacağıma inanıyorum. İsanlar kıyafetlerimi giysinler istiyorum, bu da astronomik fiyatlarla mümkün değil" diyor.