X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Avrupalı kaçtı Sakız Türklere kaldı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Avrupalı kaçtı Sakız Türklere kaldı

  • Giriş Tarihi: 9.8.2014

Çeşme'den neredeyse yüzerek ulaşılabilecek mesafedeki Sakız adasına gelen turistlerin yüzde 85'i Türk. Günübirlik ya da turla adaya gelenler alışveriş ve deniz keyfi yapıp ucuza lezzetli yemekler yiyor

Bir zamanlar elini kolunu sallayarak Yunanistan'a gitmek bir Türk için hayaldi. Bizleri ülkeyi istilaya gelmiş barbarlar olarak görürlerdi. Biz de başımıza bir şey gelir diye en yakın komşumuza uzak dururduk. Geçende Çeşme'den neredeyse yüzerek ulaşılabilecek Sakız adasındaydım. Artık komşularımız bize azılı düşman gözüyle bakmayı çoktan bırakmışlar. Öyle ki, Schengen vizesi bile gerekmiyor, pasaporta kendi inisiyatifleriyle 15 güne kadar geçerli sınır vizesini kolayca veriyorlar. Hızlı katamaranla 25 dakikada ulaştığımız Sakız'da bir tek karşılamaya gelen şehir bandosu eksikti. Otellerin broşürleri, dükkanların önündeki reklam afişleri, yollarda dağıtılan el ilanları hep Türkçeydi. Akıllı taverna sahipleri iyi Türkçe konuşan garsonları görevlendirmişlerdi. Dahası, sokaklarda dolaşırken, yurttaşlarımızla Alaçatı'da omuz omuza dolaşır gibiydik. Buraya ilk kez Yunan ekonomisinin fiilen iflas ettiği yıl geldim. O günlerde çok az Türk adayı keşfetmişti, Adayı Batılı turistler ayakta tutuyordu. Ama krizle birlikte Avrupalılar savaş çıkmış gibi başka ülkelere kaçıvermişlerdi. Bugün turistlerin yüzde 85'i Türkler. Günübirlik gelenler ya tura katılıyor ya da çarşıda alışveriş ettikten sonra sahildeki mekanlarda dönüş saatini bekliyorlar. Deneyimli ziyaretçiler ise küçük bir araba kiralayarak adanın asıl görülmesi gereken yerleri olan iç kesimleri ve arka taraftaki kıyı köylerini geziyor, hiç değilse bir gece konaklıyorlar. Krizden önce 30 avro olan günlük araç kirası, vergilerin ve Türk turistlerin artışıyla bugün 50 avro, eğer önceden ayırtmakta gecikirseniz, onu da bulamıyorsunuz. Ana cadde Aplotarios'ta geçen gelişime göre ayakkabı mağazalarında bir patlama yaşandığını gözledim. Türklerin ucuz sandalet ve ayakkabılara gösterdikleri ilginin sonucu olsa gerek. Gelenlerin çoğu önce Aplotarios'ın başında, Osmanlılardan kalma restore edilen büyük caminin yakınındaki meydan kafesinde bir Yunan kahvesi içerek soluklanıyorlar. 'Yunan kahvesi', çünkü Türk kahvesi bu kadar hafif kavrulmaz, damağınızda "ben kahveyim" diye haykırır. Yunan kahvesi ise neredeyse sütlü kahve kıvamında.

ADADAN LEZZET DURAKLARI
Hayatın durduğu siesta saatlerinden önce bence uğranması gereken yerlerin başında hemen kafenin arkasındaki sokakta yer alan sakız ve reçel dükkanları ile peynirci Marios geliyor. Adadaki mandalina ve limondan yapılan reçellerin eşini başka yerde bulmak zor. Peynirciye gelince, sahibi Mario öylesine içten teşekkür ediyor ki, sayenizde akşam evine ekmek götüreceğini düşünüyor, mutlu oluyorsunuz. Bu işin şakası; Sakız'ın peynirleri Türk ağız tadına gayet uygun. Köy peyniri görünümlü yuvarlak paketler halinde satılan çeşitler az tuzlu, yağlı ve lezzetli ve tost makinesinde veya yumurtaya bulanıp kızartılarak yeniyor. Çeşme'nin adı var kendi yok kopanisti peynirini de burada bulabiliyorsunuz. Peynirleri dönüşe kadar taşımak istemiyorsanız, torbanın üzerine gidiş tarihinizi ve adınızı yazıyorsunuz, kalkıştan yarım saat önce Mario limana getiriyor. Sakız'da yemek de içki de ucuz; önceden ayırtırsanız uygun fiyata ıstakoz bile bulabiliyorsunuz. Beni kaba doğranmış salataları, incelikten yoksun servis uygulaması rahatsız ederdi. Bu kez gittiğim yerlerde tabak temiziyle değiştirildi, salatalara daha özen gösterildiğini gözledim. Öğlen yemeği için önerim Mario'nun yanı başındaki Byzantio. Burası tıpkı esnaf lokantalarımız gibi. Yemekleri lezzetli ve ucuz. Adadaki favori tavernalarıma gelince, ilk sırada merkeze yakın Thymiana köyündeki Roussiko yer alıyor. Gerek atmosferi, gerekse servisi ve yemeklerinin lezzeti süper. Diğer gözde restoranım adanın en güzel sahili Lithi plajındaki Bulgar asıllı Asia ve kocası Emilio'nun işlettikleri Galera. Galera'nın yemekleri size parmaklarınızı yediriyor. Üçüncü favorim Emporios koyundaki Maria'nın Bahçesi. Ege öğeleriyle yapılmış duvar dekorasyonu dünya basınında adeta adanın simgesi olmuş. Türkçe bilen garson Stefan sayesinde dil sorunu kalmıyor. Yemek ve manzara mükemmel. Sakız için anlatılacak daha çok şey var. Ama Bostancı-Bakırköy deniz otobüsü yolculuğundan kısa sürede siz de gidip görebilirsiniz. Bir an önce; zira orayı da hızla Alaçatı'ya benzetmeye başladık bile.