X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Keşke tüm inekler otlaklara yayılsa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Keşke tüm inekler otlaklara yayılsa

  • Giriş Tarihi: 16.8.2014

Süt endüstrisi öyle reklamlarda kullandığı gibi günlük güneşlik otlaklarda yayılan, mutlu inekleri gösteriyor, gerçekte ömründe güneş görmeyen ineklerden alınan sütler kullanıyor

THY uçağı Manş Denizi üzerinden Londra'ya doğru ilerlerken hoparlörlerden bir anons yapıldı. Avrupa Birliği'ne Türk süt ürünlerinin girişi yasaktı. Yanlarında bu tür ürünleri bulunduranlar gümrükte yetkililere bildirmek zorundaydı. Eğer yakalanırlarsa, cezaya çarptırılacaklardı. İngiltere'de söz gelimi kahvaltısını Ezine peyniriyle yapmak isteyen bir Türk turist, eğer bu uyarıyı dikkate almayıp taşıdığı peynir gümrükte yakalansa, ülkeye eroin sokmak isteyen bir uyuşturucu kaçakçısı muamelesi görecekti.

ÜRÜNLERİMİZ AB'YE GİREMİYOR
Bildim bileli süt ve süt ürünlerimizi severek, iştahla yerim, hepimizinkiler gibi çocuklarım da onlarla büyüdüler. Özellikle yerel peynirlerimizle gurur duyar, onların ünlü dünya markalarıyla kalite ve lezzet açısından boy ölçüşebileceklerine inanırım. Ülkemin AB yetkililerinin bu kendini beğenmiş, tepeden bakan sömürge efendisi muamelesini hak etmediğini düşünüyorum. Vaktiyle Gümrük Birliği anlaşmasını imzalarken hayvansal ürünlerimizi Avrupa'ya satmaktan feragat etmiş olduğumuzu biliyordum. Ama hiç değilse uluslararası peynir fuarlarına özellikle de Slow Food'un İtalya'nın Torino kentinde düzenlediği Terra Madre etkinliğine ve Salone del Gusto yerel ürünler fuarına giderken yanımızda götürdüğümüz belli başlı peynirleri iki yılda bir de olsa bütün dünyadan gelen ağızının tadını bilen kişilere gururla tattırabiliyorduk. Bu yıl etkinliklerde tadım için bile peynirlerimiz İtalya sınırından içeri giremeyecek. Buna da şükür; iyi ki Avrupa Birliği'nde değiliz; tüm hayvansal üretimimizi yasaklayıp, sadece kendi ürettiklerini satmamıza izin verebilirlerdi. Söz süt ve süt ürünlerinden açılmışken, süt ve peynir garabetinde varılan noktayı sizlerle paylaşayım. Süt reklamlarını yemyeşil otlaklarda otayan mutlu inek resimleri süsler. Gerçekte ise süt endüstrisi doğdukları günden sütten kesilinceye kadar bir gün olsun güneş görmemiş, yapay yemlerle beslenen ineklerin sütünü bize satar. Kent insanları da ineklerin otladıkları taze otları süte dönüştürdüklerini sanır, bütün sütlerin aynı özelliklere sahip olduğuna inanırız.

PEYNİRİN KALİTESİ DÜŞTÜ
Peynirden örnek vereyim; bir peynir yapıldığı sütün kalitesi kadar iyidir. İnsanoğlu bunun bilincindedir ve mandıracılar ellerindeki sütten olabildiğince iyi peynir yapmaya gayret eder. Ancak bir süredir sanayi ineklerinin sütü iyi peynir yapmaya yetmemeye başladı. Yeni Zelandalı peynir üreticileri araştırma laboratuvarını araya sokarak, gen teknolojisi, klon seleksiyonu, hormon takviyesi gibi biyoteknoji bilim dalının ortaya koyduğu tüm işkencelerden geçirilmiş, genleri değiştirilmiş bir süt ineği türü yaratmayı ve şimdilik bundan başarıyla tıpatıp aynı özelliklere sahip 11 inek klonlamayı başardı. 'Peynir İneği' adı verilen bu yeni türün özelliği, sütlerinin, peynir üretiminde vazgeçilmez öneme sahip kazein adı verilen proteinler açısından çok zengin oluşu. "İneklere ne oldu da yeni bir tür yaratma gereği doğdu?" diyeceksiniz. Daha önceleri geliştirilen, son derece verimli cins inekler, verimi az ama sütü güçlü yerli ırkları devre dışı bırakıp, sütlerinin bolluğu ile süt üreticilerinin yüzünü güldürmeyi başarmıştı. Ama bu arada çocuklarına su gibi sütleri içiren aileler onların niye bir türlü güçlenemediğini, kışın hep hastalandıklarını kendi kendilerine sormadan edemiyordu. Yanıtı Peynir İneği vermiş oldu. Teşbihte hata olmaz; su gibi sütler gerçekten sudan halliceydi. Onlarla doğru dürüst peynir yapılamıyor, sütün özü, proteini buna yetmiyordu. Şimdi ümitler laboratuvarda genleri değiştirilince bir yandan memelerinden su gibi süt akan, ama bir yandan da bizim düşük verimli yerli ırk hayvanlarımızı aratmayacak düzeyde özlü süt veren yeni tür ineklere bağlanmış durumda. Uluslararası rekabet uğruna süt ürünlerimize sınırlarında terörist muamelesi yapacaklarına, bıraksalar, tüm inekler otlaklara yayılsa, süt reklamlarındaki gibi mutlu yaşayıp süt verse, verimlilik uğruna sütleri niteliklerini yitirmese, bizler sağlıklı beslensek, katışıksız, saf peynirler eşsiz lezzetlerini korusalar; kısacası doğanın dengesi bozulmasa, daha iyi olmaz mı?