X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bazı hırsızlar kalbinizi de çalabilir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bazı hırsızlar kalbinizi de çalabilir

  • Giriş Tarihi: 30.8.2014

Sanat eserleri çalan Tekin'le oğlu uğruna onun peşine düşen Defne'nin hikayesini anlatan Kalp Hırsızı atv'de başlıyor. Dizinin başrollerindeki Mine Tugay ve Kenan Ece'yle sette buluştuk

Darıca'da, lüks evlerin bulunduğu bir sokaktayız. Elimizdeki adres bir villaya ait ama kapısından adım attığımız anda kendimizi bambaşka bir mahallede buluyoruz. Dar sokağa serpiştirilen evler mütevazı bir semtte bulabileceğiniz türden. O kadar gerçekçi görünüyor ki Harikalar Diyarı'nda sihirli kapıdan adım atıp başka bir dünyaya geçen Alice gibiyiz. Gerçekte sihirli kapı yok elbette. atv'nin yeni dizisi Kalp Hırsızı için kurulmuş olan bir platodayız. Bu maket mahallenin sokaklarında semt sakinleri yerine onlarca set çalışanı var. Hummalı bir telaş içinde çekim için çalışıyorlar. Hava sıcak, iş zahmetli. Dizinin Tekin'i Kenan Ece ve Defne'si Mine Tugay'la gölge bir yere geçiyoruz. Bahri Abi bize çay getiriyor. Sohbete başlıyoruz. Dizide koleksiyonerlere danışmanlık yapan Defne, âşık olduğu adam tarafından doğmamış çocuğu ile birlikte terk ediliyor. Oğlu Bora'ya babasının kendisini terk ettiğini söyleyemeyince ona babasının ağzından mektuplar yazıyor. Bu, onu bir süre oyalasa da, baba özlemi dayanılmaz hale geldiği için Bora bir türlü konuşmaya başlamıyor. Taa ki değerli antika ve tablolar çalan sanat hırsızı Tekin bir gün hırsızlık yapmak için Defne'nin evine girinceye kadar... Bora uyanıyor, onu babası sanıyor ve ilk defa konuşuyor. Çaresiz kalan annesi Defne de çözümü Tekin'in peşine düşerek onu 'baba' diye eve getirmekte buluyor ve olaylar gelişiyor.

Mine Tugay

"İçinde aşk olmayan hiçbir şeye inancım yok"

- Kalp Hırsızı'na nasıl dahil olduğunuz?
- İçselleştirebileceğim bir dert vardı karakterde. Hikayenin aile üzerine olmasını ve çocuk ekseninde devinmesini çok sevdim.
- Defnenin yerinde siz olsaydınız nasıl davranırdınız?
- Bir çocuğun mutluluğu ve sağlıklı yetişmesi için ona babasıyla ilgili fantastik hikayeler anlatan bir yandan da çocuğunun problemli durumundan dolayı neşesini kaybetmiş bir anne Defne. Bir gün anlattığı fantastik hikayeler gibi bir hikayenin içine düşüyor ve oğlu Bora için her şeyi göze alıyor.
- Fedakâr bir anneyi canlandırıyorsunuz. Anne olmak istiyor musunuz gerçek hayatta?
- İstiyorum elbette. Bir kadın için tamamlanmak gibi gelir bana doğum yapmak. Ama içinde aşk olmayan hiçbir şeye inancım pek yok, dolayısıyla bir gün çocuğum olacaksa aşk çocuğu olmalı.
- Çekici bir kadınsınız. Seksapalitenizi öne çıkartacak rolleri özellikle mi seçmiyorsunuz?
- Rolleri böyle değerlendirmiyorum. Dişi bir rol kavramına inanıyorum. Bu bildiğimiz anlamda seksapalite barındıran bir şey değil. Öncelik hikayeyi sevmek ve içindeki derdi doğru anlatabilmek.
- Ne izlemekten, ne dinlemekten hoşlanırsınız?
- İyi müzik diye bir kavram var. Ruhu olan, duygularınızı harekete geçiren, yaratıcılığıyla sizi de yaratıcı kılan. Kategorize etmeden zevkle dinlerim. Bu aralar İskandinav sinemasına bir ilgim mevzu bahis. Roman, biyografi ve sanat kitapları okumayı bir tık daha fazla severim.
- 10 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
- 10 sene sonra eğitim eşitsizliğinin, ötekileştirilmenin, emeğe saygısızlığın, şiddetin, işkencenin olmadığı bir dünyada onurlu, omurgası sağlam, kimlikleri yüzünden onur kırıcı davranışlara maruz kalmayan mutlu insanlarla yasamak istiyorum. 10 sene sonra oyunculuk yapıyor olur muyum ya da yaşıyor olur muyum? Onu bile bilemiyorum tabii. Hayat bu.
- Nesini seviyorsunuz mesleğinizin?
- Bir işkoliğe sorulmuş yanlış bir soru bu. (Gülüyor) Tutkuyla yapıyorsanız işiniz nefesiniz oluyor. Yaratmak ve üretmek besin kaynağınız. Bir de oyunculuğa sizin gibi bakan insanlarla beraberseniz çok daha eğlenceli oluyor.

Kenan Ece

"Bu sefer tekinsizim"


- Kalp Hırsızı'nda Tekin rolündesiniz. O bir hırsız. İlk defa böyle bir rolde görüyoruz sizi.
- Bu sefer tekinsizim evet. Kalp Hırsızı'nın senaryosunu okuduğumda hikaye çok hoşuma gitti. Romantik komedi tadında... Ben bu romantik komedileri çok seviyorum. Ekibimiz de hoş.

AMERİKA'DAN KAÇTIM
- Herkes yurtdışına açılma derdinde oysa siz İrlanda'da işler yaptıktan sonra Türkiye'ye geldiniz. Bu tersine göçün sebebi ne oldu?
- Hep oyuncu olmak istiyordum. Üniversitede Amerika'da tiyatro ve ekonomi okudum. Babamla konuşurken oyunculukla nasıl hayatımı idame ettireceğimi sordu bir gün. Bu konuşma beni etkiledi, iki bölüm birden okumaya karar verdim. Çok da iyi oldu. Ekonomi bana bambaşka bir dünya gösterdi. En azından ekonomi sayfasını okuduğumda bir şey anlıyorum.
- İrlanda'ya nasıl düştü yolunuz?
- Üniversiteden mezun olduktan sonra New York'a taşındım. Fakat Amerika çok karışık bir haldeydi. 11 Eylül yeni olmuştu. Ben Amerika'dan kaçtım açıkçası. Çok fazla baskı vardı. Bir enerji şirketinde finansal analist olarak işe girip Dublin'e taşındım. İki yıl sürdü bu macera. İrlanda'nın en çok sevilen dizilerinden biri olan Fair City'de rol alınca diğer işimi bıraktım. Dört yıl kaldım orada. Ama çalışma iznim bitti. Bir oyuncu olarak kısıtlı hissediyordum. Yabancı dili ne kadar iyi konuşsam da bir İrlandalı rolü alamayacaktım.
- Bir tiyatro kurdunuz ama yürümedi. Neden?
- Bir sezon ayakta kaldı. Yürütemedik. Ama yarın piyango çıksa tiyatro ve sinema yaparım. Dizide oynamak çok zahmetli bir iş ama para kazandırıyor. Dışardan bakıp dizilerde oynamak isteyen varsa bilsin ki bu iş insanı yoran bir iş. Gecen gündüzüne karışıyor. Zor şartlarda çalışılıyor. Çalışan demir işler diye düşünerek ben de gelen teklifleri kabul ediyorum. Yoğun tempoda çalışmaya alışınca boşluk da insana iyi gelmiyor. Çok çalışmanın bağımlısı oluyorsun.

ÖZEL BİR KARIŞIM İÇİYORUM
- Dış görünüşün önemli olduğu bir iş yapıyorsunuz. İyi görünmek için neler yapıyorsunuz?
- Bunun için spor yapıyorum. Haftada bir gün 25 dakika süren yeni nesil antremanlardan yapıyorum. Son altı aydır beslenmemi değiştirdim. Bunu daha iyi hissetmek, mutlu olmak için yaptım. Ben aslında et yemeyi seven bir insanım ama vücudu yoran bir şey et yemek. O yüzden artık haftada bir ya da iki kez yiyorum. Hiç baklagil tüketmezdim. Sabahları arkadaşım Duygu Akdeniz'in özel reçetesini uyguluyorum. Ananas, maydanoz, salatalık, zencefil ve yarım elmayı karıştırıyorsunuz. Biraz da yulaf koyuyorum. Hem tok tutuyor, hem de içeriği sayesinde uyandırıyor.
- Boğazınıza düşkün müsünüz?
- Evet, düşkünüm. Son zamanlarda Thai usulü acılı biftek salatası favori yemeğim. Balık sosu, misket limonu, nane ve acıyla sos yapıyorum. Türk mutfağında biraz daha geliştirmem lazım kendimi. Zor bir mutfak çünkü. Yemek yemek bir keyif ama diğer yandan da insanı hırgürden uzaklaştırıyor. Topraktan gelen malzemelerle olmak rahatlatıyor.

OYNADIĞIM FİLME KORKA KORKA GİDECEĞİM
- Gelecekle ilgili planlarınız neler?
- Ekimde yeni filmim gösterime girecek. Hasan Karacadağ'ın çektiği korku-gerilim türündeki İngilizce film MAGİ. Cinlerle ilgili. Michael Madsen ve Stephen Baldwin'le birlikte rol aldım. Aslında izlemekten ürkeceğim bir konu cin meselesi. Korka korka gideceğim filmime.