X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hep kafamın dikine gittim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hep kafamın dikine gittim

  • Giriş Tarihi: 27.9.2014

Çak Bi Selam şarkısıyla yaza damgasını vuran Ayşe Hatun Önal'la, ortadan kaybolduğu yılları, muhteşem dönüşünü konuştuk. Önül, Aysel Gürel'le dostluğunu, çocukluğundan itibaren hayatını anlattı

Müzik dünyasında, özellikle de pop müzikte 'en büyük kim?' kavgaları sürerken Ayşe Hatun Önal çıktı ortaya. Hem de altı yıl aradan sonra. Çak Bi Selam dedi ve şarkısını bir numara yaptı, herkesin diline yerleştirdi. Bu kadar kaygan bir zeminde altı yıl ara verip, bir şarkıyla yine piyasaya dönmek öyle kolay bir iş olmasa gerek. Röportajımız bu dönüşle ilgiliydi. Les Ottomans otelde buluştuk. Üçümüz birlikte eğlenceli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. Ve sonra sohbetimiz başladı. Altı yıllık ayrılık, güzel ve özel bir yolculuk olmuş onun için. Kendini dinlemiş, geliştirmiş ve çok değişmiş. Peki insan bütün konforunu, en önemlisi şöhretini nasıl ardında bırakıp da gidebilir? Bu konuları konuşurken gördük ki, korkusuz bir kadın Ayşe. Kendini sınırlara hapsetmek yerine dünyalı olmayı seçmiş, öyle istemiş, öyle yaşamış. Bu konuyla ilgili en güzel sözü de "Hayatta ya dört dörtlük yaşayacaksın ya da üç buçuk ata ata" oldu. Gördük ki, üç buçuk ata ata yaşamamış hiç. Kafasının dikine giden bu genç kadın, kazandıklarını ve nasıl kendi olduğunu anlattı. Buyrun okuyun...

- Sonat Bahar: Şimdiiii biraz eskilere gidelim istiyorum...
- Ayşe Hatun Önal:
Eyvahh, sen 'Şimdiiii' diye başladığına göre yandık.
- Mert Vidinli: Eee çapraz ateş bu...
- Ayşe Hatun Önal: Gelin bakalım, kaledeyim, bekliyorum... Savaş baltalarımı çıkardım, hazırım sorulara!
- Sonat Bahar: Türkiye güzeli olduğun günden beri, arada yok olmaların haricinde gündemdesin... Sevdin mi ünlü olmayı?
- A.H.Ö:
Seviyorum tabii. Neden olmasın? Tanımadığın ama seni seven bir sürü insana sahipsin, ne güzel... İnsan her zaman kendinde olmayanı sever. Sen de işine heyecanla başlamışsındır, şimdi eziyete dönüşmüştür. Görev ve vazife edindiğin her şey belli bir noktadan sonra, rutine dönünce rahatsız ediyor. Ama ben hayatımda hiçbir şeyin rutine dönmesine izin vermiyorum. Farkındaysan modellikte zirvedeyken 'Dan' diye başka bir şeye geçtim. Müzikte Kalbe Ben albümüyle dalındaki en iyi albüm klasmanına oturdum ama ikinci klibi bile çekmedim. Sony ile iki klip anlaşmam vardı oysa. Onlar beni arıyordu o dönem ikinci klip için, telefonlarımı değiştiriyordum. Biraz korkusuz bir tipim. Başka insanlar çok fazla korku kanalında yaşıyor. Hayatta ya dört dörtlük yaşarsın ya da üç buçuk ata ata... Dört dörtlük yaşamak için küçüklükten itibaren ağır kodlamaların olmaması lazım. Annemin babamın bana verebileceği en büyük hediye korkusuz yetişmemdir.
- M.V: Türkiye güzeli oldun, modellik yaptın, sonra nereden çıktı şarkıcı olmak?
- A.H.Ö:
Gösterdim size küçüklük fotolarımı, çocukluktan beri içimde... Hepimiz yazılmışı oynuyoruz aslında. Bu benim kaderimmiş.


HİSLERİM KUVVETLİDİR

- S.B: Tarzın nasıl oturdu?
- A.H.Ö:
Türkçe hiç dinlemiyordum. Oturup da Türkçe müzikle kahırlanan bir gençliğim olmadı hiçbir zaman. Anlamasam da Madonna'yı dinliyordum. Ritm beni çok etkiliyordu. Müzik dinlerken laf peşinde koşan biri değilim, başkalarının duygusu da beni etkilemiyor. Laf olsun diye yazılmış hiçbir şarkıyı dinlemiyorum. "Türkiye'nin gideri budur!" diye yola çıkmadım. Birçok insan böyle düşünüp yola çıkıyor. Atatürk kızıyım, uymam uydururum. İlla "Millet bunu istiyor" diye yapmam, milletin yaptığım şeye gelmesini sağlarım.
- S.B: Tüm yaz senin Çak Bi Selam şarkını dinledik... Neden tuttu bu şarkı?
- A.H.Ö:
Bu daha başlangıç... Daha neler yapacağım, neler... Çok kızdılar bana altı sene önce müziği bıraktığımda...
- S.B: Hakikatten niye bıraktın, maden her şey bu kadar yolundaydı?
- A.H.Ö:
Geçenlerde Alper Nayman'la Sezen Aksu arasında bir konuşma geçmiş. Sezen Alper'e benim için "Yetenekli kız ama işine biraz daha eğilmesi lazım" demiş. Yaaa hayata bir kere geliyoruz, işçi miyiz hepimiz? Emperyalizmin bize dayattığı bir şey bu; "Şu kadar çalış, ev al, takside gir." Ne alakası var? Dünyevi değil de tanrısal tarafımıza daha çok inanıyorum. İstediğimizde çölü bile yeşertebileceğimizi düşünüyorum. Altı yıl önce canım istedi bıraktım! Çoğu insan bunu yapamaz. Bu cesaret isteyen bir karardı. "Yarın ne olacağım?" diye düşünür insan. Ben, "Allah'ın yarınımı sana emanet ediyorum" der, yürürüm. O da bir şekilde, milletin "Bitti" dediği yerde devleştirir beni. Oraya güveniyorum da bu kadar rahat davranıyorum, başka neye güvenebilirim? Altı yıl bırakacaksın işi, altı yıl sonra gelip en tepeye oturacaksın.