X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tabloları kıskandıran semt Salacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tabloları kıskandıran semt Salacak

  • Giriş Tarihi: 4.10.2014

Bugün bayram... İstanbul'da kaldıysanız eğer işte size muhteşem bir öneri... Salacak'ı keşfedin. Sahildeki büfelerden birinde oturup manzarayı seyrederken İstanbul'a yeniden aşık olabilirsiniz...

Yeditepe İstanbul'un gerçekten de her köşesi bize sürprizler sunuyor... Gezilecek, keşfedilecek o kadar çok yer var ki... Bazen zaman yetmiyor, yenileri yakalamaya çalışırken eskileri, şehrin gerçek sahiplerini gözden kaçırıyormuşuz gibi geliyor. Tarihi yarımadaya en son ne zaman gittiniz örneğin? Haliç'te ne zaman çay içtiniz? Sultanahmet'te hiç turistlerin arasına karıştınız mı? Ya da Galata'da bir sokak satıcısının taburelerinden birine kurulup pilav üstü nohudun keyfine vardınız mı? Saymakla bitmiyor İstanbul'un güzellikleri. Ama bu kez Anadolu Yakası'na gidiyoruz. İstanbul'da gün batımının en güzel yaşandığı semte... Hoca Ali Rıza Efendi'nin sayısız kez tuvallerine taşıdığı, Tekin Aral'ın hikayeleriyle hepimizde merak uyandırdığı semte.... Müdavimleri, sakinleri, esnafıyla mahalle kültürünün yaşandığı, aşıkların gün batımında el ele dolaştığı Salacak'a çeviriyoruz istikametimizi....

MUHTEŞEM BİR İSTANBUL SİLÜETİ
Neden mi Salacak? Çünkü başka hiçbir semtte İstanbul'un bu kadar fazla güzelliğini aynı anda gözlemleyemezsiniz. Hemen önünüzde Kız Kulesi, arkada Sultanahmet Camii ve Ayasofya... Az daha arkalarında Topkapı Sarayı... Sağda Süleymaniye Camii, Galata Köprüsü ve Galata Kulesi... Biraz daha sağa çevirin başınızı, bu kez de gökdelenleriyle Levent, Maslak çıksın karşınıza.... Turistler çoktan keşfetmiş Salacak sahilini... Hafta içi bir gün gittiğinizde bile akın akın fotoğraf çeken, sahildeki çay bahçesinde minderlere uzanıp manzaranın keyfini sürenlere rastlıyorsunuz. Aşıklar el ele geziyor sahilde. Ben de bir salı günü foto muhabir arkadaşımla keşfe çıkıyorum İstanbul'un en romantik yerlerinden Salacak'ı... Malum iklimler şaşırdı. Bize de denizde hortumun yaşandığı, fırtınalı bir gün denk geliyor. Ama sahil kalabalık, insanlar rüzgardan istiflerini bozmuyor. Kurulmuşlar minderlere, anın keyfini yaşıyorlar. Yan yana dört tane büfe var sahilde. Hepsinin adı Kız Kulesi Büfe. İşletmelerin hepsi aynı. Ve menüde aynı bildik tatlar var. Tavşankanı çay, oralet, sahlep, kaşarlı tost ve ekmek arası köfte. Tıpkı maç izler gibi manzaraya karşı çekirdek çitleyenlerin sayısı da küçümsenecek gibi değil. Zaten siz yavaş adımlarla ilerlerken çekirdek satıcılarının sesi kulağınızda çınlıyor. "Bu çekirdekler sivilce yapmaz, kan yapar..."

BÜFELER 24 SAAT AÇIK
Kimi çekirdeğini çitleye dursun, kimi kağıt helva ile karnını doyuruyor. Fiyatlar oldukça makul. Kaşarlı tost 5 lira, Ayvalık tostu 8 lira. Hoca Ali Rıza tablosunu andıran manzaranın keyfiyse paha biçilemez. Bu büfeler 24 saat açık. Gece serseriler dadanır mı diye düşünmeden edemiyor insan. Oysa gece de semt sakinleri, İstanbul sevdalıları ve aşıklar dolduruyormuş sahildeki minderleri. Kışın sahlep, yazın limonata içmeye... Sahilde Kız Kulesi'ne geçen motorlar da var. 20 lira karşılığı Kız Kulesi'ne geçiyor turistler. Ama yerliler bir kere gidip doymuşlar, gün batımını kulenin arkasından seyretmeyi tercih ediyorlar.

SEMTİN GÖNÜLLÜ BEKÇİLERİ
Sahilden Harem'e doğru yürümeye başlıyorum. Solda mavi beyaz minik bir bina karşıma çıkıyor. 'Salacak Sahili Güzelleştirme ve Balıkçıları Koruma Derneği' yazıyor kapısındaki tabelada. İçeri göz atıyorum teyzeler pastaneden aldıkları poğaçaları çıkarmış çay eşliğinde yiyor. Bazı masalarda da amcalar kahve içip denize doğru sigara tüttürüyor. "Burada ne yapıyorsunuz?" diye soruyorum. "Salacak'ı koruyoruz" diye yanıtlıyorlar. Dernek dışarıdan gelenlere de açık. 2 liraya çay içip, 3 liraya tost yiyip Salacaklılarla semti konuşabilirsiniz burada.

OKEY YA DA TAVLA ZAMANI
Derneği geçer geçmez Simit Sarayı çıkıyor karşıma. Hınca hınç dolu. Semt sakinleri ilk başta yadırgasa da susamlı simidin kokusu cezbetmeyi başarmış onları. Ama hemen ilerideki Korcan Aile Çay Bahçesi'ni tahtından indirmeyi başaramamış. Burası sadece okulu kıran gençlerin değil bazı yazar-çizer tayfasının da favori yeri. Bir teyze gözleme tezgahında durmadan hamur açıyor. Üstü kapalı bölümde gençler okey ya da tavla oynuyor. Açık tarafta kimileri nargile içiyor. Yıllar olmuş buraya gelmeyeli. Menü epey kalabalıklaşmış. Adana dürüm de var, sosis tabağı da... Açık büfe kahvaltı 25 lira.

BU KÖFTECİ HER DAİM DOLU
Salacak yıllarca gazinolara ev sahipliği yapmış. Şimdilerde öyle müzikli, gürültülü mekanlar yok. En büyük mekanı bin kişi oturma kapasiteli Filizler Köftecisi. Üst katında muhteşem bir manzara var. Adının 'köfteci' olduğuna bakmayın. Menüde somon ızgara da var steak çeşitleri de. Fıstıklı köftesi gerçekten de harika. Mekanın en ilginç yanı sürekli dolu olması. Hafta içi alakasız bir saatte bile hem üst katı hem de alt katı doluyor. Hafta sonları kahvaltısı da epey popüler oluyormuş. Bugün şehirde kaldıysanız ve kahvaltı için mekan arıyorsanız kesinlikle tavsiye edebilirim. Omlet çeşitleri ve dolu dolu kahvaltı tabağı epey leziz gözüküyor. "Yok ben öğleden sonra geleyim, yürüyüş yapıp balık ekmek yiyeyim" derseniz de Tarihi Salacak Balık Restaurant'ta 7 liraya balık ekmek yiyebilirsiniz. Ufacık, salaş ama oldukça samimi bir mekan burası. Hamsi tavası da epey lezzetli.

ESKİ KONAKLAR ARASINDA KAYBOLUN
Biraz da arka sokaklarını keşfe çıkmalı Salacak'ın... Muhteşem köşklerin, eski konakların yanından geçip dar, Arnavut kaldırımlı sokaklarında turlamalı... Ayazma Camii restorasyonda ama Rüstem Paşa Sıbyan Mektebi'ni gezebilirsiniz. Ya da ev yemekleri isterseniz İmrahor Ev Yemekleri'nde karnınızı doyurabilirsiniz. İmra Köftehor ise bir aile tarafından köftelerin yoğrulduğu ve sadece köfteyle piyazın olduğu ufacık bir restoran. Hemen karşısında İmrahor Ekmek Fırını var. Gerçek mahalle kültürü arıyorsanız bu üç mekanda hem yemek yiyin hem de sahipleriyle çay içip sohbet edin derim.

ŞEHİR BİZE KALDI
Hâlâ gidemediniz mi? O halde şimdi tam zamanı. Kapıda kuyruk durumu nasıl olur bilemiyorum ama geçtiğimiz hafta sonundan çok daha az olacağı kesin. O halde istikamet Sabancı Müzesi ve Miro sergisi. Hem öncesinde müzedechanga'nın Miro sergisine özel hazırladığı leziz yemekleri tatma imkanınız da var.
Tatil günü uzun kahvaltı günüdür. Zaten millet olarak kahvaltıyı uzatmayı ve abartmayı severiz. Masada sucuklu yumurta, omlet, peynir, reçel çeşitleri ve bal-kaymağın yanı sıra ekmek, simit, pide gibi hamur işleri olmadan rahat edemiyoruz. Midemiz dolsa gözümüz dolmuyor. Kahvaltı için Boğaz'ın en güzel noktalarından birine Rumelihisarı'na gitmenin şimdi tam zamanı. Kahvaltı sonrası da Bebek'e kadar yürüyebilir, Abbas Waffle'dan alacağınız bol kalorili bir waffle ile yemek keyfini sonlandırabilirsiniz. Alınan fazla kaloriler mi? Bayramdayız, kimin umurunda...
İstanbul'da tatil havası yaşamaya ne dersiniz? Tek yapmanız gereken bir ada vapuruna atlamak. Büyükada'daki Milto'da balık keyfi yapabilir, Aya Yorgi Kilisesi'ne çıkabilirsiniz. Bisiklet turu yapıp bacak kası çalıştırmak ya da sahilde kalıp lokmaları birer birer mideye indirmek arasında seçim yapmak da size kalmış.
Şehir merkezinden 50 kilometre uzaklıktaki Şile'yi keşfetmeye ne dersiniz? Piknik sepetinizi hazırlayın ve Ağlayan Kaya'nın yolunu tutun. Deniz kenarında oturup dalga sesleri eşliğinde kahvaltınızı edebilirsiniz. "Yok, ben tatilde kahvaltı hazırlamakla uğraşamam" diyorsanız da gidin Crystal Restaurant'a mükellef bir sofra donatın.