X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Özgün olmak için özgürleşmek gerek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Özgün olmak için özgürleşmek gerek

  • Giriş Tarihi: 11.10.2014

Herkese merhaba! Bundan böyle bu köşe benim! Köşeyi kaptım manasında değil. Kendimi özgürce ifade edebileceğim 'burası benim' diyebileceğim bir alanım olmasından bahsediyorum. Kendi penceremden, yaşadığım enteresan olayları, gezip gördüğüm yerleri, ilgimi çeken konuları ve pek tabii ki eskiye ve yeniye dair her şeyi aktarmaya çalışmak asıl gayem. Epey heyecanlıyım çünkü hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyorum. Temennim hep birlikte güzel vakit geçirmek, biraz neşelenmek, biraz sorgulamak, biraz öğrenmek ve elbette kendinden bir şeyler bulmak... Ama en sonunda da amacımız aslında birbirimizin hayatlarına değebilmek... Geçen gün uzaktan tanıdığım biri "sen sen olmaya devam et, merak etme dünya sana ayak uydurur" gibi bir cümle kurdu. Çok hoşuma gitti. Çünkü etrafıma baktığımda, yaptığı işe sonuna kadar inanan, kendine güvenen ve birazcık da içinde delilik olanların ayakta kalabildiğini ve devam edebildiğini görüyorum. Diğerleri ise 've diğerleri' diye ayrılıyor. Onlardan bahsetmeyeceğim bile. Benim konum ve burada yazma sebebim içinde yaratıcılık ve özgürlük barındıran her şey. Bana ve tüm dünyaya ilham vermiş bu özel insanları tanımanıza aracılık etmek. 'Unique' diye bir kelime duydunuz mu, elbette duydunuz. Türkçe karşılığı 'benzersiz, özgün, tek...' gibi anlamlara geliyor. Peki niye bu kelime şu aralar bu kadar popüler? Çünkü doğar doğmaz öğrenmeye başlıyoruz. Yaşadığımız toplum, ailemiz, okul hayatımız her yerden çeşitli bilgilerle kendimizi geliştiriyor ve var etmeye çalışıyoruz. Zamanla beynimizde türlü türlü kalıplar oluşuyor 'bu doğrudur, şu yanlıştır' gibi. Ama dünya hızla değişmeye dönüşmeye devam ediyor. Biz de bir yandan değişen bu dünyaya ayak uydurmaya çalışırken, kalıplardan ve öğretilerden faydalanmayıp kendimizi sıkışmış hissetmeye başlıyoruz. Alanımız daralıyor, özgürlüğümüz kısıtlanıyor... Oluşturduğumuz kayıtlar tecrübelere, tecrübeler ise kısır döngülere dönüşüyor. Ve kötü haber; bunları hep kendimize biz yapıyoruz, suçlu aramayalım lütfen... Sizce neden karşınıza hep aynı tip insanlar çıkıyor? Niye hep problem hep bir sorun ya da daha da kötüsü hastalık veya kazalar var hayatımızda? Bütün bunlara cevap vermek için sanırım bir yazı dizisi yazmam gerekir. Bu konuda kendimi elbette bilirkişi adletmiyorum ama bildiğim ve gördüğüm kadarıyla insanların farkındalıkları arttıkça değişim ve dönüşüm kaçınılmaz oluyor. Yıllarca yüklendiğimiz kalıpları bir kenara bırakıp, algımızı sonuna kadar açtığımızda karşımıza yepyeni tecrübeler, insanlar, güzellikler çıkıyor. İşte bu noktada özgürlük ve akabinde de yaratıcılık devreye giriyor. Tasarım, moda, müzik, resim, araba, saat, konut, işyeri, medya (daha birçok alan sayabilirim) herkes ama herkes 'unique' yani 'özgün' olanın peşinde.

ULAŞILMAZ DEĞİL ÖZELİM
Artık her şey son derece kişiselleştiği için kimse birbiriyle aynı olmak istemiyor. Bir kere herkes kendini özel hissetmek istiyor. Birçok sektör de buna hizmet etmek için yarışıyor. Parmak iziyle çalışan telefonlar var artık hayatımızda daha ne olsun? Biz devamlı Batı'yı takip ederken bir de bakıyoruz artık onlar Doğu'ya özeniyor. Yoga yapıyor, sinema filmlerini Doğu'da çekiyorlar, modadaki etnik akım, müzikteki oriyantel tınılar vs. Sanırım popüler sanatçılar ve Hollywood yıldızları en çok takip edilen ve hayatımızın içinde olanlar bize hep bir mesaj veriyor: 'Ben özelim, ulaşılmaz değil ama özelim'. Bazen bir tasarımcının kıyafetini bazen de vintage parçaları tercih ediyor ve ne yapıp edip kendilerine has bir duruş sergilemeyi başarıyorlar. Bu onlar için doğal bir süreç çünkü farkındalar. Çünkü ne yaptıklarını ve yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Çünkü tarzları var ve bu yüzden de özgünler. Biz de bu özgünlüğü çekici buluyoruz. Özgün olmak için özgürleşmek gerekiyor. Şu anda dünyanın her yerinde kıymetli ve pahalı, bir o kadar da popüler ve tercih edilen kaliteli bir marka: Chanel nasıl Chanel oldu? Sevgili Coco Chanel'in hiçbir zaman duruşundan ödün vermemesi. zamanında her türlü zorluğa ve kalıplara meydan okuması, tamamen kişiselleştirip yansıttığı vizyonu, onun markasını 30'lu yıllardan günümüze kadar katlayarak taşıdı. Sinema filmini izleyenler hatırlayacaktır, o dönem kestiği kısacık saçları, bir kadın olarak sigara içmesi ve giydiği pantalonlarla tüm şimşekleri üzerine çekmesiyle meşhur Madam Coco, kendine has duruşu ve özgünlüğüyle moda sektöründe devrim yaratmayı başaran ilk kadındır. Maskülen tarzla feminen tarzı birbirine karıştırmadan, kadını maskülen tarzda daha kadınsı yansıtabilen bir kaşiften bahsediyorum. Bütün bunları yapmak içinse tek ihtiyacı olan şey özgünlüktü. Ve o özgünlük şu an hâlâ hayatımızda. John Galliano Maison Martin Margiela ile yeni bir işbirliği yaparak, Teoman bıraktığı müziğe geri dönerek, Steve Jobs teknoloji sektöründe devrim yaparak, ve pek tabii ki Mustafa Kemal Atatürk bize sahip çıkmamız gereken değerler hakkında binlerce şey öğreterek, özgünlükleriyle hayatlarımıza dokunan isimler. Bu isimler bu kavramın sadece birkaç örneği. Bu tavrı ve akımı devam ettirmenin yolu ise özgürleşmekten geçiyor. Eski değerlere bağlı kalıp tek bir pencereden bakmak mı yoksa değişip dönüşmek mi? Seçim bizim!