X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Boyacı, futbolcu ve nihayetinde oyuncu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Boyacı, futbolcu ve nihayetinde oyuncu

  • Giriş Tarihi: 25.10.2014
Boyacı, futbolcu ve nihayetinde oyuncu
Boyacı, futbolcu ve nihayetinde oyuncu

atv'de yayınlanan Beyaz Karanfil dizisinin başrol oyuncusu Kenan Çoban, oyuncu olmadan önce çaycılıktan futbolculuğa birçok iş yapmış. Tesadüfen oyuncu olan Çoban'la 10 yıl tek bir karakteri canlandırdıktan sonra gelen başrolü ve hikayesini konuştuk

Kurtlar Vadisi setine prodüksiyon elemanı olarak giren ve 10 yıl boyunca Polat Alemdar'ın en has adamlarından birini canlandıran Elazığlı Kenan Çoban, oyunculuk dünyasına tesadüfen adım atana kadar her işi yapmış, şansını her alanda denemiş. Ama onun deyimiyle kader onu bu yola sürüklemiş ve oyuncu olmuş. Tüm bu yıllar boyunca okullu oyuncu abilerinden işitmediği laf da kalmamış... Ama öyle biri ki,tüm bunlara sesini çıkaracak bir yapısı yok. Son derece kendi halinde ve sakin biri. Belki de bu yüzden en sevdiği şey fidanlığında çiçekleriyle uğraşmak. Böylesine aksiyonla anılan bir adamı bahçede hayal edemiyor insan! atv'de yayınlanan Beyaz Karanfil dizisiyle yeni sezonda ekranlarda olan Kenan Çoban'la hiç bilmediğiniz, okuyunca sizi çok şaşırtacak hikayesini konuştuk.

- Kenan Çoban'ın hikayesi nerede ve nasıl başlıyor?
- Elazığ'da, mütevazı bir Türk ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldim. Elazığ küçük, sıcacık bir Anadolu şehri... Sohbetle, muhabbetle, dostlukla, arkadaşlıkla büyüdüm. Mahallede büyüyen her çocuk gibi; kavgayla, dövüşle, küsmeyle, barışmayla büyüdüm. Elazığ'ın iklimi serttir, yoğun kar yağışının altında oynadığımız futbolu hatırlıyorum, sürülerle birlikte dağlara çıkıp kendimize tahtalardan oklar, yaylar yaptığımızı hatırlıyorum, hayvanlarla, tabiatla, meyve ağaçlarıyla, doğayla iç içe büyüdüğümüzü hatırlıyorum...
- Elazığ'da nasıl bir aileden geliyorsunuz? Anne babanız ve kardeşleriniz ne iş yapıyor?
- Mütevazı bir aile, babam emekli, annem ev hanımı. Çok sıradan, çok normal, çok fazla ilginç şeylerin olmadığı bir ailede doğdum büyüdüm. Ailem vatanını milletini seven, memleketini çok seven, memleketi dışına çıkmamış bir aileydi. Çok genç yaştan itibaren çalışmaya başladım. Aşağı yukarı yapmadığım iş kalmadı. Ticaret lisesi mezunuyum, muhasebecilik yaptım, çaycılık yaptım, boyacılık yaptım, ticaret yaptım... Ömrüm boyunca çalıştım. Aldığım her yevmiye ile kalabalık sofralara oturduk, ekmeğimizi muhabbetimizi bölüştük. Böyle bir ortamda büyüdüm. 10 yılı geçti İstanbul'da yaşıyorum. Ama Elazığ'dan çok daha önce ayrıldım. Ankara'da yaşadım, Antalya'da yaşadım ama Elazığ'la bağım hiç kopmadı. Elazığlılara dair en belirgin özelliktir bu. Nereye gitseler, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar birbirlerini bulurlar, yan yana, diz dize, kol kola otururlar. İstanbul'da da uzun zaman Elazığ'da gibi yaşadım. İlk geldiğim dönemde de Elazığlılılar kolonisi içindeydim.
- En büyük gençlik hayalinizin futbolcu olmak olduğunu duydum... Ama çevre baskısı nedeniyle vazgeçmişsiniz...
- İyi oynardım. Hâlâ da iyi oynuyorum aslında. Futbolcu olmak müthiş bir rüyaydı benim için. Elazığ'dan da iyi bir ekol çıktı; zamanında Beşiktaş'ta oynayan Ulvi gibi, Mehmet Ekşi'nin dahil gibi bir ekol... Biz onlardan sonraki kuşağız. Bence birinci sınıf bir futbolcu olabilirdim ama ama galiba ailem o riske girmemi istemedi. Şimdilerde çok futbolcu arkadaşım var, haftada iki-üç gün halı sahada oynuyoruz.
- Hiç aklınıza gelir miydi oyuncu olmak?
- Hiiiiç gelmezdi. Çok içe dönük biriyim, utangacım... Ömrüm boyunca dikkat çekmeyi hiç istemedim. Bir gün oyuncu olmayı, kameraların önünde olmayı bırakın, bana kalsa göz önünde olmayı tercih etmezdim. Ama takdiri ilahi, kaderimiz böyle yazılmış. Çok şükür bundan da şikayetçi değilim, çok da güzel bir kader. İnsanların sizi tanıması, sevmesi, sizinle iletişim kurması, size dertlerini, sevgilerini anlatması çok güzel.

GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIM

- Sizin hakkınızda çaycılıktan oyunculuğa geçiş yaptığınıza dair rivayetler var...
- Kurtlar Vadisi dizisinin setine prodüksiyon elemanı olarak girdim, çaycı olarak işe başlamadım. Bana güvendiği, inandığı için sete beni Raci Şaşmaz soktu. Orada insanlarla kısa sürede çok yakın ilişkiler kurdum. Benim aldığım terbiye gereği de birilerinin ille de bir şeye hizmet etmesini beklemeden kim ne isterse yapmaya çalıştım. Bu sırada çay da götürüp getirdim. Çaycı da olsam bundan asla gocunmaz gururla söylerdim. Ama 'çaycılıktan oyunculuğa' efsanesinin kökeni budur. Bir gün Raci Şaşmaz'ın beni oyuncu olarak değerlendireceğini bilmiyordum. Raci Şaşmaz bende farklı bir şeyler gördüğünü söylediğinde heyecanlandım, çok da utandım, yapıp yapamayacağımı düşündüm. Bir parça onu utandırmamak, onu mahcup etmemek adına gece gündüz oyunculuk için mücadele ettim.