X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yüzleşmek, hepimizi iyileştirir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yüzleşmek, hepimizi iyileştirir

  • Giriş Tarihi: 1.11.2014
Yüzleşmek, hepimizi iyileştirir
Yüzleşmek, hepimizi iyileştirir

Çağan Irmak, iki kardeşin hesaplaşma ve yüzleşme öyküsünü anlattığı Unutursam Fısılda filminde izleyiciyi 70'lere götürüyor. Irmak'ın filmografisi içinde orta karar bir film olarak kalması muhtemel yapım, yönetmenin sinemasında duygusal coşmayı sevenlerin 'gazını' da alacağa benziyor

Çağan Irmak filmlerinin olmazsa olmazı hesaplaşma ve yüzleşmedir. Bu hesaplaşmada Irmak çomağı genelde hane içine sokar ve seyirciyi karakterlerin geçmişine götürür ve travmalı bir yüzleşme süreciyle başbaşa bırakır. Bu yüzleşme sürecinde bazen 12 Eylül (Babam ve Oğlum) ya da mübadele gibi (Dedemin İnsanları) toplumsal ve siyasal kırılmalar çıkar karşımıza bazen de kişisel travmalar (Mustafa Hakkındaki Herşey, Karanlıktakiler, Prensesin Uykusu hatta Issız Adam)... Ama bu yüzleşmelerden karakterler iyileşerek çıkar. Irmak'ın sinemasını değerli kılan biraz da budur. Yüzleşme kültürünün yaygın olmadığı toplumumuzda, filmleriyle yüzleşmenin sinemasal izdüşümünü gösterir ve bunun korkulacak bir şey olmadığını gösterir.

BİR BUGÜNDEN BİR 70'LERDEN

Unutursam Fısılda
filminde de aynı erkeğe âşık olmuş iki kız kardeşin yıllar sonra hesaplaşması anlatılıyor. 1970'ler Türkiye'sinde Tire Kaymakamı'nın oğlu Tarık'a (Mehmet Günsür) gönlünü kaptıran iki kız kardeşten deli dolu ve müziğe düşkün küçük olan Hatice/Ayperi (Hümeyra) hem Tarık'ı hem de ablası Hanife'nin (Işıl Yücesoy) daha sonra şarkı sözü olacak şiirlerini alarak, ailesine rağmen sevdiği adamla başka bir hayata yelken açar. Ünlü bir şarkıcı olur. Büyüdüğü kasabadan çıkmaya cesareti olamayan Hanife ise Tire'de sorumlulukları ve kırık kalp acısıyla başbaşa kalır. İki kardeşin arasındaki hayat makası yıllar geçtikçe açılmasına rağmen özellikle Hanife acısını soğutmaz. Ayperi'nin yıllar sonra hastalığı nedeniyle Tire'ye dönmesiyle eski defterler açılır. Böylece biz de 70'lerin kapısından içeri gireriz. Irmak, şık geçişlerle hikayesini zaman atlamalı olarak bir bugünden bir 70'lerden anlatıyor. Yönetmen 70'lerde başta müzik dünyası olmak üzere, sinemadan modaya, günlük yaşama kadar dönemin atmosferini bir Yeşilçam anlatısı ve naifliği içinde ele alıyor. Ayperi'nin şarkıcılık hikayesi zamanında Ses dergisinin formüle ettiği şöhrete ulaşma hikayelerinden farksız. Tarık ile yaşadığı aşk ya da Erhan'ın (Kerem Bursin) ona karşılıksız sevdası adeta 70'lerin Yeşilçam melodramlarındaki gibi tek boyutlu. Ama Ayperi'nin ağzından dinlediğimiz Kenan Doğulu imzalı şarkılar, hedefi 12'den vuruyor. Lakin filme can veren, hikayeyi ete kemiğe büründüren, günümüzde geçen kısmı. Karakterler daha derinlikli, diyaloglar ve çatışmalar daha gerçekçi... Filmin sorunu da burada yatıyor. Bugünün gerçekçiliği ile geçmişin o Yeşilçam anlatısının yarattığı masalsılık arasındaki kimya çok tutmuyor. Ama ikinci yarıda günümüzde geçen bölümler ağırlık kazanınca film toparlanıyor ve Irmak'ın o sinemasal yeteneğini ortaya koyduğu finalle Unutursam Fısılda, yönetmenin sinemasındaki hesaplaşma temasına uygun bir şekilde noktalanıyor. Hümeyra, Babam ve Oğlum'daki performansını aşamasa da filmin günümüzde geçen sahnelerinde Ayperi'yi gayet iyi canlandırıyor ama bu bölümlerde asıl övgüyü Işıl Yücesoy hak ediyor. Yücesoy, Korkuyorum Anne'den sonra sinemadaki en iyi performansını ortaya koyuyor. 70'lerdeki bölümde Kerem Bursin, Mehmet Günsür ortalama performanslar sergilerken, senaryo gereği Farah Zeynep Abdullah'ın yıldızı parlıyor. Lakin sanki fazla parlıyor ve gözümüzü alıyor! Bu bölümlerde övgüyü Hanife'nin gençliğini canlandıran Gözde Çığacı hak ediyor. Ama asıl övgü kamera arkasına... Sanat yönetmeni Soydan Kuş, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki'nin emekleri filmin önemli itici kuvveti. Açıkçası Unutursam Fısılda; Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum, Karalıktakiler, Dedemin İnsanları gibi Çağan Irmak'ın hem yönetmenlik hem de senaristlik yetisini dört başı mamur bir şekilde gösterdiği bir film değil. Prensesin Uyukusu'ndaki gerçek ve masal arasında kurduğu özgün harmandan da uzak. Lakin Yeşilçam'la kurmaya çalıştığı ilişki anlamında Tamam mıyız?'la, aşk ve müzik bağlamındaysa Issız Adam'la akrabalıkları var. Yani filmin, Irmak'ın filmografisi içinde orta karar bir yapım olarak kalması muhtemel. Ama Irmak'ın sinemasındaki duygusal coşmayı sevenlerin 'gazını' da alacak türden.