X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kendi kanınızdan gençlik iksiri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kendi kanınızdan gençlik iksiri

  • Giriş Tarihi: 8.11.2014
Kendi kanınızdan gençlik iksiri
Kendi kanınızdan gençlik iksiri

Kendi kanınızın yenileyici özelliklerinden faydalanarak kırışıklıklardan, sivilce izlerinden, güneş lekelerinden ve saç dökülmesinden kolayca kurtulabilirsiniz. Nasıl mı? PRP tedavisiyle

Belki yılları geriye sarmak, mümkün değil. Ancak kendi kanınızın yenileyici özelliklerinden faydalanarak, en azından yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan pekçok etkiyle, mücadele etmenin olanağı var. Bilinen adıyla 'PRP tedavisi' ile, kırışıklıklardan, sivilce izlerine, güneş lekelerinden, saç dökülmesine kadar çeşitli sorunlarda yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor. PRP'nin açılımı, "Trombositten zengin plazma" anlamına geliyor. Trombositler, doku iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynayan kan hücreleridir. Ancak bu çok önemli hücre grubu, sadece kanın pıhtılaşmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yara dokusunun tamirinde de önemli rol oynuyor. Bu özellikleri keşfedildiğinden beri, tıpta çeşitli alanlarda kullanılıyor. Önemli protein ürünleri ve onlarca farklı tipte büyüme faktörleri içermesi sebebiyle, yaralanmış bir bölgeye enjekte edildiğinde, hızla iyileşme sürecini başlatıyor ve doku tamirini uyarıyorlar. Yara onarımını, bölgenin kanla beslenmesini çeşitli şekillerde artırarak sağlıyorlar. Bu yöntem günümüzde özellikle, ortopedik travmalarda, plastik cerrahide, yumuşak dokuyu yenilemesi sebebiyle, kadın hastalıklarında, hatta diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılıyor. Elbette ki, tıbbın bu nimetinden medikal estetik uygulamaları da nasibini alıyor. Hastanın kendi kanı steril bir ortamda, bir takım ayraçlar içeren tüplere alınıyor. Özel bir santrifüj cihazında yüksek hızda ve belli sürelerde döndürülen kan ayrıştırılıyor. Trombositten zengin olan bu plazma kısmı, özel bir işlemle alınarak tedavi edilecek bölgeye mikro enjeksiyonlar şeklinde enjekte ediliyor. İşlem yaklaşık 30 dakika sürüyor. Kişi seansın hemen ardından normal hayatına geri dönebiliyor. Aynı oturumda, yüze, boyna, dekolteye, el sırtı ve saçlı deri gibi gibi alanlara uygulabiliyor.

AYDA BİR KEZ YAPILIYOR

Ayda bir kez olmak üzere, toplamda üç veya dört uygulama yapılıyor. Cildin onarım mekanizmalarının harekete geçmesi sonucu, birkaç aylık bir süre sonunda ilk etkileri ortaya çıkıyor. İşlem sırasında ortaya çıkan birkaç saatlik kızarıklıktan başka önemli bir yan etki gözlenmiyor. Örneğin, cildin dokusuyla ilgili sorunlar söz konusuysa, fraksiyonel lazerlerin yenileyici etkilerini artırdığı görülüyor. Cildin derin tabakalarını uyaran lazerin fiziksel uyarıcı etkisi yanında, trombositler, biyolojik olarak dokuyu uyarıyorlar. Cilt lekeleri üzerinde de, önemli bir etkiye sahip olduklarından sözetmek mümkün. Ancak bu tedaviyi, kök hücre tedavisi ile karıştırmamak gerekiyor. Kök hücre tedavisinde bir yaralanma veya hastalığı tedavi etmek amacıyla, 'kök hücre' adını verdiğimiz, hazırlanması belli koşulları gerektiren, vücudumuzdaki bütün doku ve organları oluşturan, henüz farklılaşmamış, sayısız bölünme ve dönüşebilme yeteneğine sahip hücreler kullanılıyor. PRP uygulamasında ise, sadece kanın belli bir grup hücresinden yararlanılıyor. Bu yöntemin, saç dökülmesinin önlenmesi amacıyla kullanıldığına da şahit oluyoruz. Tabii ki burada, saç dökülmesinin sebebinin araştırılması öncelik taşıyor. Kısaca özetlemek gerekirse, kıl köküne gelen kan miktarını artırması ve içerdiği proteinler sebebiyle, saçlı deride olumlu etkileri görülüyor. Çok yönlü etkileri nedeniyle, daha uzun süre, cilde ait pek çok hasarın onarımında, trombositlerin kullanımlarıyla karşılaşacağımızı öngörmek mümkün.

SİZDEN GELENLER
46 yaşındayım. Yanaklarımda ani kilo kaybına bağlı ciddi sarkmalar var. Yüzümdeki bozulmayı ameliyatsız düzeltmem mümkün olur mu? Meral G./Antalya
Belli yaştaki ani kilo kayıpları, yüze hacim veren deri altı yağ dokusunda eksilmelere yol açıyor. Bunun neticesinde, yüz ovali bozuluyor. Bu durumun çözümünde iki yol takip etmek mümkün oluyor. Duruma göre; ya dokudaki hacim kayıplarının, bazı 'hacimlendirici' adı verilen dolgu maddeleriyle giderilmesi, ya da cildin gevşeyen elastik yapılarının uyarılarak eski elastikiyetlerine kavuşturulması gerekiyor. Bu amaçla radyo dalgaları ve odaklanmış ses dalgaları kullanılıyor. Her iki yöntem de, doğru vakada ve doğru şekilde kullanıldığında etkili sonuçlar veriyor. Hangisinin kullanılacağına veya hangi yolun izleneceğine, konunun uzmanı hekimin karar vermesi gerekiyor. Ancak burada, ideal vaka seçimi ve gerçekçi beklentiler oluşturmak en önemli noktayı oluşturuyor. Bazen, geniş çaplı yüz germe operasyonu değil, ancak küçük çaplı cerrahi girişimler de tercih edilebiliyor.

26 yaşındayım. Dişlerimi gece uyurken o kadar kuvvetli sıkıyorum ki, diş hekimim, diş minelerimin bozulduğunu söyleyerek, bazı ağız içi aparatlar önerdi. Botoksun da faydalı olabileceğini duydum. Doğru mudur? Samiye Y. /Ankara
Çenemizin iki yanında, tam köşesine denk gelen yerde bulunan, dişlerimizi sıkınca, dışardan görülebilen veya dokunarak hissedilebilen çok kuvvetli bir kasımız var. 'Masseter' adı verilen bu çiğneme kasına yapılan düşük dozdaki, birkaç küçük botoks enjeksiyonuyla, diş gıcırdatma sorunu, önemli ölçüde çözülüyor. Çiğneme kuvvetini bir miktar azaltsa da, önemli bir soruna neden olmuyor. Bazı kişilerde bu kasın aşırı gelişmesi, yüz şeklini bile etkiliyor. Uygulamadan yaklaşık bir hafta, on gün sonra, ilk etkiler gözleniyor. Sabah uyandığınızda, çenenizin ağrımadığını hissetmeniz sizi mutlu edecektir. Belli aralıklarla yapılan tekrarlar oluşmuş şekil bozukluklarına da yardımcı olacak ve yüzün incelmesini sağlayacaktır.