X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İçinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İçinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi

  • Giriş Tarihi: 22.11.2014
İçinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi
İçinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi

Özge Özpirinçci ve Sarp Apak'ın yolları, kariyerlerinin en önemli filminde kesişti. İkili romantik komedi filmi Karışık Kaset'te sonu belirsiz bir aşkın iki kahramanını canlandırıyor

ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ:
Âşık olmuşsan olay bitmiştir

SARP APAK:
İlk tanındığımda mutluluktan kafayı yiyordum

Özge Özpirinçci ve Sarp Apak'ın başrollerini paylaştığı Karışık Kaset filmi gösterime girdi. Uygar Şirin'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan filmde bir aşk hikayesi Türkçe pop müzik şarkılarıyla harmanlanarak anlatılıyor. "Hikaye anlatmayı sevmem ama çok güzel karışık kaset hazırlarım" diyen Ulaş'ın sevdiği kıza duygularını şarkılar yoluyla iletmesi izleyenleri 90'lı yıllara götürüyor. Filmin yönetmeni ise Tunç Şahin. Apak ve Özpirinçci ile Nişantaşı'nda buluştuk. Kitabı okumuş olmama ve filmi de onlardan önce seyretmiş olmama şaşıran ikiliyle filme, hayata ve kadın erkek ilişkilerine dair bir sohbet gerçekleştirdik.
- Bu filmde oynamayı kabul etmenizi sağlayan ne oldu?
- SARP APAK:
Avrupa Yakası dizisinin üzerinden dokuz yıl geçti ve insanlar artık benim her mimiğimi ezbere biliyor. Bunları unutturabilmem lazım. Artık 33 yaşındayım. Daha önce O. Çocukları, Plajda gibi filmlerde başrol oynamıştım ama ilk defa kalbi benimle birlikte atan, bütün enerjisini ve ritmini belirlediğim bir filmde oynuyorum.
- ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ: Benim Sarp kadar uzun bir kariyerim yok. Oynadığım herhangi bir rolün insanların beynine kazındığını da düşünmüyorum. Oynadığım dizilere baktığımda bana uygun görülen prototipi elimden geldiğince yıkmaya çalıştım. Ağlak kadınları oynamaktan çok sıkılmıştım. Bu üçüncü sinema filmim ve ilk kez romantik komedi türünde oynayacak olmak bana heyecan verdi.
- S.A: Karışık Kaset kariyerimizde önemli bir film.
- Hangi açılardan?
- S.A:
Hem rol hem tür açısından. Ticari filmler çok ticari, sanat filmleri çok sanatsal olmaya başladı; ikisi de çekilmez hale geldi. Karışık Kaset ikisi arasında duran çok güzel bir film. Rol olarak da genelde komedi işleri yapmıştım. Hep şaka, espri beklenen fırlama tiplerden daha normal adamlara yumuşak geçiş yaptığım bir film oldu. Dizilerin sallandığı, reyting sisteminin karmaşık hale geldiği dönemde sinema kariyeri yapmayı da ayrıca daha doğru buluyorum.
- Ö.Ö: Karışık Kaset çok doğru bir zamanda girdi hayatımıza.
- Filmin karakterleri Ulaş ve İrem 10 yılda bir karşılaşıyorlar ve hiç ayrılmamış gibi hayata devam ediyorlar. Aralarındaki bu şey ne sizce?
- Ö.Ö:
İkisi de birbirinin takıntısı. Ulaş'ın arkadan ittirilmeye ihtiyacı var. İrem de bunu yapıyor.
- S.A: Ulaş'ın İrem'e âşık olmakla hayranlık duyma arasında bir duygusu var. Bence çok büyük hayranlık söz konusu.
- Ulaş bir türlü sevdiği kıza açılamıyor. Kitapta da filmde de Ulaş'a kızıyorsun, "Açıl artık şu kıza" diye. Siz de oynarken kızdınız mı?
- S.A:
Ben de sinir oldum. Ulaş, özünde iyi ama pasif. Ama onun bu durumu zaten filmi film yapan şey. Ulaş, hayal dünyası olan bir karakter. Tam bir balık burcu. Ben tökezlemeyi, takılmayı sevmem hemen yoluma devam etmek isterim. Ulaş orada kalmayı seviyor.
- Ö.Ö: İrem ilişkinin erkeği gibi. Ne istediğini bilen, ben buradan atlayacağım deyince atlayan bir kız.

ŞIMARDI DENMESİN

- Ulaş tanınan bir DJ oluyor. İrem, Ulaş'ın etrafındaki kızları görünce "Sen ünlü olmuşsun" diyor. Ulaş da "çeyrek ünlüyüm" diye karşılık veriyor. Ünlü olmak sizin için ne anlam ifade ediyor?
- S.A:
İlk tanındığımda kafayı yemiştim mutluluktan. Herkes tanıyor, kızlar ilgileniyor. Bu ne dedim ya, bu nasıl hayat. Sonra bunun sonunun olmadığını ve hayatta daha değerli şeyler olduğunu fark ediyorsun. Ünlülük sıkıcılaşmış, içi boşalmış bir kavram.
- Ö.Ö: Günlük hayatımda hatırlatan bir dış etken olmadığı sürece ben ünlü olduğumu hissetmiyorum.
- S.A: Çocukluğumdan beri ilgi çekmeyi her zaman çok sevdim. İlgi çekmek için ne gerekiyorsa da yapıyorum. Ama normal davranabilmeyi de özlüyorum.
- Ö.Ö: Bir de bizi olduğumuzdan başka gösterenler var.
- Kim onlar?
- Ö.Ö:
Magazin basını. Sürekli lekeleme derdinde. Setimizin ilk günlerinde Sarp'la fotoğrafımızı paylaştım sosyal medyada. Ertesi gün aşk haberimiz çıktı. Aradığı aşkı Sarp'ta buldu diye.. Ben hayatımı gizli tutmaya çalıştıkça sürekli bunu bozmaya çalışan bir güç var.
- Neden hayatınızı gizli tutmaya çalışıyorsunuz?
- Ö.Ö:
Çünkü bir oyuncu ne kadar az görünürse, ne kadar gizemli kalırsa o kadar inandırıcı oluyor oynadığı rolde. En basiti; fragmanımız çıktı. Ortalık yıkıldı.
- Öpüşme sahnelerinin bu kadar konuşulacağını öngörmemiş miydiniz?
- Ö.Ö:
Ben açıkça bu kadar saygısızca yorumlanacağını düşünmemiştim. Bize şöyle bir misyon yükleniyor; "Sen bir sanatçısın, genç kuşağa örnek olmalısın." Tamam örnek olmaya çalışıyorum ama sen bana yardımcı olmuyorsun ki.
- Bu sahnelerin filmin tanıtımına katkı sağladığı da yadsınamaz ama...
- Ö.Ö:
Filme katkısı var ama bana yok.
- S.A: Benim içimden geçip gidiyor bu haber. Bütün güzel kızlarla öpüşen havalı çocuk oluyorum. O yüzden bana zarar vermiyor ama Özge'ye bakış öyle değil.
- Zorlandınız mı peki o sahnelerde?
- S.A:
Tek sorun takma bıyığımdı. Fırça gibiydi, Özge'nin dudağı tahriş oldu.
- Ö.Ö: Bıyığı da inanılmaz bir yapıştırıcıyla sabitliyorlar. Kokusundan başım döndü.