X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zayıflamanın karanlık yüzü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zayıflamanın karanlık yüzü

  • Giriş Tarihi: 29.11.2014
Zayıflamanın karanlık yüzü
Zayıflamanın karanlık yüzü

Yıllardır ilaçla zayıflamaya çalışan kilolu kişiler ilaçların yan etkileri nedeniyle ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Yıl 2014 ve şu an piyasada sağlık kuruluşlarından onay almış herhangi bir zayıflama ilacı bulunmamakta

Zayıflama ilaçları tam bir karanlık kuyu. Her piyasaya çıkan ilacın kullanılmasının ardından çok zaman geçmeden ciddi yan etkilerinin görülmesine hatta ölümler bildirilmesine rağmen kilolu kişilerce son çare olarak değerlendirilip yeniden tercih edilmesinin önemli bir kaos olduğunu düşünmekteyim. Zayıflarken bile "Sağlığım bozulabilir, daha yavaş ve doğru yoldan kilo vereyim" derken ilaca her ne olursa olsun gözü kapalı "Evet" demek açıkçası 'terazide rakamın azalması hazzı' denilen duygunun karanlık yüzünü bize göstermekte. Zayıflama ilaçlarının sadece sağlıklı şişmanlarda değil, sağlık sorunu yaşamış, diyet yapamayan, kanda kan yağı-kolesterol ve ürik asit düzeyleri yüksek olan, ilacı kullanmasına izin verilen kilolu kişilerde de ölüm vakalarıyla sonlandığı görülmüştür. Bu yüzden ilaca yönlendirilen kişilerde, aniden oluşabilecek yan etkiler görülmez gibi bir durumun söz konusu olmadığını göz ardı etmemek gerekiyor. İlaçla zayıflama fikri yeni değil. Çünkü "İştahımı kontrol edemiyorum ve içimden bir yeme canavarı çıkıyor" diyen, kilo problemi yaşayan kişiler beslenme davranışlarını değiştirmek yerine kendilerini tok tutacak sihirli bir maddeye ihtiyaç duymayı tercih etmekte. Tam 121 yıl önce 1892 yılında zayıflamaya yönelik ilk ilaç tedavisi için tiroid ilaçları ile umut aranmış. Tiroid ilacı kullanan sağlıklı şişmanların hipertiroid hastalığına yakalanmaları üzerine bu ilaçtan vazgeçilmiş. Ardından 40 yıl geçmesine rağmen zayıflamada ilaç arayışı devam etmiş, 1932 yılında dinitrofenol içeren, vücut geliştirenlerin kullandığı farklı bir ilaç ile zayıflama serüveni başlamış. Yıllar içinde bu ilacın nöropati yani sinir uçlarında oluşan iltihap ve gözde katarakta neden olması yüzünden ilaç piyasadan çekilmiş.

DOĞAL, ZARARSIZ

1937 yılında doping olarak adlandırılan, iştahı kesmek için beyinde etkili olan, etken maddeli ilaçlar kullanılarak kilo verilmeye çabalansa da bağımlılık ve şizofreni gibi yan etkilerinin ortaya çıkması ile ilaç yine yasaklı kategorisine alınmış. Bunu takip eden 31 yıl boyunca da bu ciddi yan etkileri nedeniyle obezite konusunda hiçbir ilaç, uluslararası önemli tıp kuruluşlarında deneysel çalışmalar yapılarak zayıflamada kullanılabilir onayı alamamış. 1968 yılında sentetik, kimyasal ilaçlardan umduğunu bulamayan araştırmacılar, bitkisel ürünlerin laboratuvarda hap şeklini üretmiş. 'Doğal, zararsız' sloganıyla ile diüretik etki yaratan yüksük otundan tabletler piyasaya sürülmüş. Fakat bu ilacı kullananlar arasında aritmiye bağlı ölümlerin olması ile haplar piyasadan çekilmiş. 1985 yılında ise araştırmacılar hastaları jelatin temelli midede hacim yaratan sıvı formüllerle, çok düşük kalorili içeceklerle zayıflatmayı amaçladılar. Açıkçası fazla yemek yiyen kilolu bir hastanın bir öğünde yemek yerine bu formülü veya sıvıyı kullanmasının hiçbir zararı olmayacakmış gibi görünse de kullananlardan kardiyovasküler kalp hastalığına bağlı ölümün oluşması ile zayıflama sektörü ciddi bir karmaşa yaşadı. Ve obezitede güvenli tedavinin bu yapay maddelerle olamayacağı kararı alındı. Ürün de piyasadan toplatıldı. 1997 yılında fentermin etken maddeli ilaç ile kardiyak bozukluk ve pulmoner hipertansiyon, 1998'de fenilpropanol ile kalp krizi, 2003'de Ma Huang denilen efedrin içeren hapla kalp krizi ve inme, 2008 yılında rimonbant denilen ilaçla intihar olasılığı artık zayıflamada ilaca karşı güveni ortadan kaldırdı. 2010 yılında uzun zamandan sonra Amerikan İlaç Dairesi sibutiramin madde içeren beyne etkili tokluk sağlayan ilaca onay vermiş ve ilaç peynir ekmek gibi kullanmış olsa da kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin dünyada her bölgeden rapor edilmesi ile ilaç piyasadan çekilmiş. Yıl 2014 ve şu an tüm dünyada piyasada sağlık kuruluşlarının onay verdiği herhangi bir zayıflama ilacı bulunmamakta.

ÖNCE DOKTORA DANIŞIN
Amerikan Obezite Birliği ve Avrupa Obezite Çalışma Komisyonu obezitede ilaç kullanım kriterlerini şöyle belirlemiş: Obezite tedavisinde bireye özgü diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavinin temel ilkeleridir. Zayıflama sürecinde aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka uzak durulmalı, ağırlık kaybı için bireyin cinsiyeti, yaşı, boyu ve fiziksel aktivitesi dikkate alınmalı, kişinin beslenme alışkanlıklarına uygun alınan enerji ile tüketilen enerjinin dengelendiği diyetisyen kontrolünde bir beslenme programı ve doktor kontrolünde de sağlık değerlendirilmesi yapılmalıdır. Obezite tedavisinde kullanılan ilaçların hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun olmadığı unutulmamalıdır. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliğinin saptanmış olması, obeziteye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması büyük önem taşımaktadır. Zayıflama ilaçları asla gelişigüzel kullanılmamalıdır. Zayıflama ilaçlarını kimlerin, ne kadar süre ile kullanacağı mutlaka doktor önerisi ve kontrolünde olmalıdır. Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz tedavisini sürdürmeyi kabul etmesi ve düzenli olarak kontrollerini yaptırması gerekmektedir. Obezite ilaçlarının maliyetinin yüksek, yan etkilerinin fazla olduğu unutulmamalıdır. Tedavi süresince gebe kalınmamalı ve ilaç tedavisi gebelik ve emziklilik dönemlerinde kullanılmamalıdır. Ayrıca şeker hastaları, kalp, tiroid ve bunun gibi sağlık problemi olan kişilerin doktor önerisinde ilacı kullanıp kullanmayacağına karar verilmelidir. Kullanılan ilaçların Sağlık Bakanlığı tarafından izinli olması da çok önemlidir. Aksi durumda kilolu bireyler tarafından uzman kontrolünde kullanılmayan bu ürünler insan sağlığını tehdit edebilmekte, ölüme kadar varabilen ciddi sorunlar yaratabilmektedir. Bunun yanında zayıflama amacı ile birçok ürünün gıda takviyeleri adı altında aktar, market, distribütörlük ile satışı yapılmakta ve her geçen gün bunlara yenisi eklenmektedir. Ancak genel olarak bakıldığında bu ürünler ile yapılmış uzun süreli kullanımda etkinliği ve güvenliği gösteren çalışma sayısı son derece kısıtlıdır. Bu tür ürünlerin yarar ve zararları iyi değerlendirilmeli, kullanılan diğer ilaçlarla etkileşimi ve yan etkileri göz önünde tutulmalıdır. 5996 Sayılı Kanun kapsamında 'gıda' olarak yer alan ürünlerin özellikle 'zayıflatıcı bitkisel ürünler', 'gıda takviyeleri' ve 'özel beslenme amaçlı gıdaların' kontrol ve denetimi ile gıdaların ithalat ve ihracat kontrolleri ve üretim izinleri görevi de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından yapıldığından bu ürünler satın alınırken mutlaka Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı izni aranmalıdır. Ürünler sağlıkla etkileşimi açısından diyetisyen veya doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.