X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bacaklar varissiz daha güzel
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bacaklar varissiz daha güzel

  • Giriş Tarihi: 13.12.2014
Bacaklar varissiz daha güzel
Bacaklar varissiz daha güzel

Varisler, estetik olarak hoş görünmemekle birlikte ağrı ve kramplara da neden oluyor. Tedavi yöntemleri bulunmasına rağmen önemli olan varis oluşumunu baştan önlemek

Güzel bacaklar denince, akla ilk gelenlerdir, Hollywood'un ünlü yıldızları, efsanevi Marlene Dietrich ve Angie Dickinson. Uzun ve düzgün bacakların her zaman, moda ve reklam sektöründe, görsel sanatların pek çok dalında ayrı bir yeri vardır. Etek boylarının, ülkelerin ekonomik gidişatlarıyla ilişkilendirildiği dahi olmuştur. Hızlı büyüme dönemlerinin minilerle karşılandığı, durgunluklarda ise, etek boylarının uzadığı ortaya konmuştur. Bacakları güzel gösteren, kemik ve kas yapısı, yağ dokusunun dağılımı ve oranlardır. Dengelerdeki şaşmalar kadar, damar yapısındaki bozulmalar da, olumsuz etkiler bu görselliği. Varislerden söz ediyoruz. Ağırlık derecesine göre, estetikle ilgili şikayetlerden fazlasıdır, varisli hastaların duyduğu rahatsızlık. Belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle hastaları hekime götüren, yeşil, mor veya kırmızı damar ağlarıdır. Çoğu zaman, bacaklarda şişlik, ağrı ve ağırlık hissi, karıncalanmalar ve gece krampları görülür. Oluşumunu basitçe anlatmak gerekirse; kanı kalbe taşıyan toplardamarlar, kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içeriyor. Çeşitli nedenlerle bu kapakçıklar düzgün kapanamadıklarında, geriye doğru kaçaklar oluyor. Sonuçta toplardamarlar genişliyor, büklümleniyor ve varisler oluşuyor. Varisler, iç organlar, genital bölge, kalın barsağın son kısımları gibi vücudun çeşitli yerlerinde oluşabiliyor. En sık bacaklarda rastlıyoruz. Öncelikle varis tablosunun ortaya konması için, kalp ve damar hastalıkları uzmanına danışarak, damar yapısının ve kaçakların görüntülenmesi gerekiyor.

FARKLI TEDAVİ YÖNTEMLERİ VAR
İri ve büklümlü damarların tedavisi cerrahi olabildiği gibi, daha ince veya ağ şeklindeki varislerde çeşitli tedavi seçenekleri bulunuyor. Bunlardan en yaygını skleroterapi olarak adlandırılıyor. Bu yöntemde, hasta damarın içine çok ince iğnelerle, damarı kurutan, esası tuzlu su olan solüsyonlar veriliyor. Üç-dört haftada bir tekrarlanan enjeksiyonlarla varisli damarlar ortadan kaldırılıyor. Düşük elektrik akımlarıyla, damarların, ince bir iğne yardımıyla yakılması da mümkün. Son olarak, belli lazer tiplerinin, yüzde oluşan kılcal damar genişlemelerinde ve bacaklardaki varislerin tedavisinde kullanıldığını belirtmek gerekiyor. Lazer ışığı yardımıyla yakılan kılcal damarlar, vücudun savunma hücreleri tarafından sindirilerek ortadan kaldırılıyor. Bu yöntemde, üç veya dört haftada bir olmak üzere, varis tablosunun ağırlığına göre iki-altı seans gerekiyor. Tedavi dönemlerinde, hastalara ağızdan kılcal damar duvar yapısını güçlendiren ve damara elastikiyetini yeniden kazandıran ilaçlar ve çeşitli basınçlarda varis çorabı giymeleri öneriliyor. Lenf drenajı masajları ve pressoterapi ise varis tedavisinde önemli bir destek oluşturuyor. Ancak tüm bu ağrısız ve acısız tedavi seçeneklerine rağmen, hâlâ en önemli silahınızın koruma ve varis oluşumunu önlemek olduğunu hatırlatmak isterim. Eğer şiş ve ağrılı bacaklarınız, varisleşmeye yatkın damarlarınız varsa, önlem olarak; fazla kilolarınızdan kurtulmalısınız. Çok yüksek topuklu ayakkabılardan, dar giysiler ve sıkı iç çamaşırlarından uzak durmalı, uzun süre ayakta kalmaktan ve oturmaktan kaçınmalısınız. Isı kaynaklarını bacaklarınıza yakın tutmamalısınız. Yazın bacaklarınıza soğuk su duşları yaptırmanız, dinlenirken bacaklarınızı kalp seviyesinden yukarı kaldırmanız, hekiminize danışarak, en azından kış boyu dinlendirici tipte, varis çorapları giymeniz en uygunu olacaktır.

SİZDEN GELENLER

Kullandığım nemlendiricilerin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Bu nem azlığının kırışıklıklara neden olmasından korkuyorum. Hangi tıbbi uygulamalar bu soruna çare olabilir? Seda L./İstanbul
Dışarıdan nemlendirmenin yetersiz kaldığı durumlarda, hyalüronik asit, mannitol, gliserol gibi içeriklere sahip, cildin nem tutma kapasitesini artırmaya yardımcı olan mikroenjeksiyonlar uygulanabiliyor. Bunlar, ihtiyaca göre, haftada bir veya 15 günde bir planlanan oturumlar şeklinde, yüzdeki belli noktalarda, cilt içine enjekte ediliyor. Ve altı ayda bir tekrarlanıyor. Bilimsel çalışmalar, hyalüronik asit takviyesinin, cildin kendi kolajen liflerinin yapımını uyardığını ortaya koyuyor. Medikal estetik yöntemler açısından bakıldığında, son 20 yıla damgasını vuran bu molekülün, kırışıklık oluşumunu geciktirmeye yardımcı olduğunu söyleyebiliyoruz.