Ne fırça ne boya sadece doğa

Giriş Tarihi: 20.12.2014
Ne fırça ne boya sadece doğa

Yaprak sanatı ustası Ömür Köroğlu, 20 yıldır doğayı sanatla buluşturuyor. Kuruttuğu çiçek ve yaprakları resme dönüştüren sanatçının binlerce bitkiden oluşan bir koleksiyonu da var. Köroğlu'nun 200 tablosu bulunuyor

Yaprak sanatı ustası Ömür Köroğlu (38) ömrünü yapraklara ve çiçeklere adamış bir isim. Tam bir doğa tutkunu. Henüz küçük yaşlarında başlamış doğa sevgisi. Çocukluğunda kitap aralarında çiçekleri ve yaprakları kurutmaya başlamış. Zamanla binlerce yapraktan oluşan bir koleksiyon sahibi olmuş. Ama yetmemiş bu ona. Yeşilin binbir tonu, çiçeklerin renk cümbüşü onu öyle büyülemiş ki, farklı türlerdeki bitkileri görmek ve toplayabilmek için farklı şehirlerdeki doğa gezilerine de gitmiş. 20'li yaşlarına geldiğinde koleksiyonunu başka bir forma ulaştırmış. Kuruttuğu yaprak ve çiçeklerle kartlara ve davetiyelere figürler yapmış, kolajlar oluşturmuş. Evinde bazı bitki türlerini yetiştirmeye kalkınca da her bir köşe saksılar ve çiçeklerle dolmuş. Annesi "Evi botanik bahçeye dönüştürdün!" diye serzenişte bulunsa da zamanla yapraklara duyduğu tutkusu sanata dönüşmüş onun. Evinin çatı katını atölyeye dönüştüren Köroğlu, "Yaprakların kuruyup gitmesine gönlüm razı olmadı. Onlarla resim yapmaya başlamıştım. 'Doğadan elde ettiğim malzemeyle neden doğayı da resmetmeyeyim?' dedim kendi kendime" diyor. Doğa ile doğayı resmetme fikri oluşunca ardı sıra resimler ortaya çıkmış. 20 yıllık yaprak sanatı ustası olan Köroğlu, resim yaparken ne fırça kullanıyor ne de boya. Kuruttuğu bitkileri bir cımbız yardımıyla özel formüllü yapıştırıcıyla tablodaki yerine özenle yerleştiriyor. Bitkileri resme dönüştürmekse epey zahmetli. Köroğlu "Binlerce bitkiyi mevsimsel dönemlerinde topluyor, kurutmak için üç ay yaprakların preslenmesi bekliyorum ki, bitkiler renginden, doğallığından hiçbir şey kaybetmesin." Yaprak sanatının bir zorluğu daha var. O da bir yıl gibi bir sürede resmin yok oluşu; bir süre sonra ya bozuluyorlar ya da böceklerin istilasına uğruyorlar. Köroğlu da eserlerini ölümsüzleştirebilmek için çareler arayıp durmuş, ümitsizliğe düştüğü dönemler olmuş ama pes etmemiş. Sonunda özel bir ilaç formülü keşfetmiş. Kuruttuğu her bitkiyi bu özel formülle ilaçlayıp eserlerini muhafaza edebilmiş. Yaprak sanatının yaygınlaşması için elinden geleni yapan sanatçı, ilk kişisel sergisini de yıllar önce açmış. Dört farklı iklimde toplanan bitkiler tablolarda yer aldığı için serginin ismi de 5. Mevsim olmuş.

KARPUZ DA VAR PIRASA DA
Hazeran çiçeği Köroğlu için bambaşka bir öneme sahip. Her haziran ayında Ankara'ya gidip doğal ortamında, doğaya zarar vermeden özenle buduyor onları. "Hazeran çiçeği mor renk açısından güçlü bir çiçek ve resimlerimdeki kompozisyonlardaki yeri önemli" diyor. Sadece çiçek ve yapraklarla resim yapmıyor o. Bir maydanoz yaprağı da dereotu da tablolalarındaki yerini alıyor. Domatesten patlıcana, kabaktan havuca, karpuzdan pırasaya kadar sebzelerin kabuklarını da özel formülle ilaçlayıp resimlerinde kullanıyor. Yaprak sanatı Türkiye'de çok fazla bilinmese de dünyada Japonlar, Ruslar ve Yunanlar çok ilgili bu sanata. Köroğlu da uzun süre yaprak sanatını araştırmış ve Osmanlı'da II. Abdülhamid döneminde yapıldığını öğrenmiş. "Osmanlı'da yapılan bir sanat olmasına karşın günümüzde birkaç temsilcisi var. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olması beni üzüyor" diyor. Turizm ve Kültür Bakanlığı'na başvuru yaparak yaprak sanatının güzel sanatlardan sayılmasını sağlayan Köroğlu, bu sanatın yaygınlaşması için festivallere katılıyor. En son 200 eserini sergilemek ve atölye düzenlemek için ABD'den davet almış. Beş yıldır da kitap hazırlığında. Bitki alemi ve resimlerinin hikayeleri fotoğraflarla Yaprak Sanatı adlı kitabında yer alacak.
ARKADAŞINA GÖNDER
Ne fırça ne boya sadece doğa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz