X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kusursuz değilim Kendimin en iyisi olmaya çalışıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kusursuz değilim Kendimin en iyisi olmaya çalışıyorum

  • Giriş Tarihi: 24.1.2015
Kusursuz değilim Kendimin en iyisi olmaya çalışıyorum
Kusursuz değilim Kendimin en iyisi olmaya çalışıyorum

Bir yla tanıdık 'yı. İki yıl önce ailesini binlerce kilometre uzakta İngiltere'de bırakıp uğruna İstanbul'a taşındı. Şimdi ilk single'ı Boğaz'da Yangın Var'la karşımızda

Müzisyenler için yaşamın bir parçası değil, ta kendisidir. Fedakarlık işidir. Bir an gelir müzik uğruna aileni, sevdiklerini bırakıp binlerce kilometre ötede bulursun kendini. Tek başına, yalnız. Ama bir hayalin vardır, o seni ayakta tutar. Televizyonda yayınlanan bir müzik yarışmasıyla hayatımıza giren 'nın ailesini İngiltere'de bırakıp iki yıl önce İstanbul'a yerleşmesi de böyle bir tutkunun sonucu. Kendisiyle ilk single çalışması Boğaz'da Yangın Var'ı konuşmak için buluşuyoruz. Uzun siyah saçlı, buğday tenli, 'su gibi' denilen türden güzel, çekici bir genç kız, Ayda. Üzerinde jean pantolon, beyaz askılı atlet ve ince siyah bir hırka var. Kıyafetini abartısız takılarla tamamlamış. Bir ara gözümüz açık renk ojeli, uzun tırnaklarına takılıyor. Evet, itiraf edelim biraz iddialı. Konuşmaya başladığında ise o havalı kızın aynı zamanda ne kadar utangaç ve çekingen olduğunu fark ediyoruz. Kısa cümleler kuruyor, hiç süslemeden kalbinden geçenleri anlatıyor.


ANNE TÜRK, BABA İRANLI


İlk olarak ailesinden bahsediyoruz. Çok belli, mutlu bir aile ortamında yetişmiş. Babası İranlı, annesi ise Türk. İsveç'te dünyaya gelmiş. Uzun yıllar İsveç'te yaşadıktan sonra altı yıl önce ablası hariç tüm aile İngiltere'ye taşınmış. Çokkültürlülük karakterinin şekillenmesinde görünen o ki pozitif rol oynamış. Evdeyken gün içinde üç-dört dil konuştuğu oluyormuş: "Kardeşlerimle İsveççe, annemle Türkçe, babamla Farsça... Her gece önce anneme 'İyi geceler', sonra babama 'şeb bexeyr' (iyi geceler) der, ikisini de öper öyle yatardım. Böyle büyüdüm." Üç kızın ortancası Ayda. "Eyvah, baba bir sürü kadının arasında tek erkek olarak sıkışmış, kalmış" deyince biz, gülerek onaylıyor bu sözlerimizi, hemen ardından ekliyor: "Bir de köpeğimiz var, o da erkek." Babası 1979'daki İran İslam Devrimi öncesinde 14 yaşında ABD'ye gidiyor. Sonra İran'a geri dönüyor. Ardından da bu kez İsveç'e gitmeye karar veriyor. Annesi de aynı dönemde İsveç'e geliyor. "Gittikleri dil kursunda tanışmışlar. Annem babama sandviç yaparmış" diye anlatıyor o günleri Ayda. Anne ve babasının bir yandan okuyup bir yandan da onu ve kız kardeşlerini nasıl yetiştirdiğinden bahsediyor. Ailesinin sıfırdan bugünlere geliş hikayesi onu gururlandırıyor... Çocukluğu ve gençliği müzik ve dansla geçmiş üç kız kardeşin. Evde hep müzik açık olurmuş. Annesi Türk Sanat Müziği şarkıları söyler, babası gitar çalarmış. Hatta babasının ABD ve İsveç'te birlikte çaldığı bir grubu bile varmış. Ama Ayda'nın o güçlü sesi dedesinden miras. Azeri kökenli dedesi. Bir dönem Müzeyyen Senar ile aynı sahneye çıkmışlığı bile var. Senar'ın henüz yeni yeni tanınmaya başladığı günlerde. Ama ailenin en büyük çocuğu olduğu için müzisyen olmasına izin verilmemiş. Dedesi müzisyen olmak için ailesinden izin alamamış ama Ayda bu konuda şanslı. En büyük destekçisi ise annesi.

TOPRAĞIMI BULDUM

Röportajdan önce YouTube'da gezinirken Ayda'nın ABD'li grup Pine Cone Wars ile seslendirdiği Gotye cover'ı Somebody That I Used to Know parçasına rastlıyoruz. Grubun teklifi üzerine gerçekleşmiş bir proje bu. Ayda dünyanın birçok yerinde rahatlıkla müzik yapabilecek yetenekte bir müzisyen. Zaten küçüklüğünden beri İngilizce şarkı yapıp odasındaki stüdyosunda kaydediyor. Hatta videolarını kaydedip yüklediği kendi YouTube kanalı bile var. Ama o Türkiye'yi seçiyor. Peki neden? Yanıt veriyor: "Evimi, topraklarımı buldum gibi hissediyorum. Elinde ne yoksa onu ister ya insan. Biz de hep gurbette yaşadık." "Kültürünü yakın buldum. Havası güzel, insanları sıcak" diye de devam ediyor. Oysa ki İngiltere'ye taşınırken depresyona girmiş, karamsar dönemleri olmuş. Türkiye, buradaki kültür, insanlar iyi gelmiş ona. Ayda, toplumsal olaylar konusunda da duyarlı. Sosyal medya paylaşımlarında İran'la ilgili bir destek gösterisinde gitar çaldığını, Filistin'e mesajlarıyla destek verdiğini görüyoruz. Peki ya müzikle ilgili planları isteği şekilde gitmezse? Bu konuda kafası net. "Üniversiteyi İngiltere'de okudum. Üç bölüm değiştirdim. Farmakoloji, psikoloji ve hemşirelik... Keşke baştan müzik okusaydım. Ama bu süreçte kendimi geliştirdim, ne istediğim konusuna karar verdim." Bir B planı yapmaktansa ölmeyi tercih edecek kadar iddialı: "Çok dramatik olacak ama müzik olmazsa ölürüm herhalde... Benim karakterim bu. Ya hepsi olacak ya hiçbiri. Bir hedefim var oraya ulaşmak istiyorum." Karamsarlığa düştüğü olmuş elbette. "Acaba doğru yolda mıyım?" diye kendini sorguladığı. Ama her mesleğin inişleri ve çıkışları olduğunu biliyor. Ve insanın istediği noktaya ulaşabilmesi için sabırlı olması gerektiğini de... Peki onda bu sabır var mı? Gülerek yanıt veriyor: "Yok! Hem de hiç yok."

İŞTE AYDA'YI TÜRKİYE'YE TANITAN CANLI PERFORMANS