X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Seul ve bir moda rüyası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Seul ve bir moda rüyası

  • Giriş Tarihi: 9.5.2015
Seul ve bir moda rüyası
Seul ve bir moda rüyası

Modern ve geleneksel; yin ve yang... Tüm zıtlıkların uyum içinde yan yana yükseldiği gizemli metropol Seul, yılın en büyük moda etkinliğinde başroldeydi. Chanel cruise defilesi, modanın yeni gözdesi Seul'de sahne aldı

Bir defileyi izlemek için en fazla ne kadar uzağa gidersiniz? Söz konusu Chanel'in ilk Seul 'çıkarması' olunca bu soru anlamını yitiriyor. Güney Kore'nin ultra modern başkentinde Chanel ruhu eşliğinde geçirilen iki gün her şeye bedel ne de olsa; gidiş geliş toplam 21 saatlik uçak yolculuğu yapmamız gerekse bile... Seul, gökdelenleri, sayısız köprüleri, kendinizi uzay yolunda hissetmenizi sağlayacak otobanları ve dinamik kalabalığı ile bir metropol. Bir dönemin çılgınlığı Gangnam Style şarkısına konu olan Gangnam bölgesi gibi şehrin yeni semtleri dünyanın en lüks modaevlerinin butikleriyle süslü. İnanması güç ama bu şehirde tam dokuz tane Chanel butiği bulunuyor; neredeyse Paris'tekinden daha fazla! Markanın kreatif direktörü Karl Lagerfeld'in son defilesi için Seul'u tercih etmesi, sadık müşterilerine böylesi bir jest yapması bu yüzden çok anlamlı. Ama bu defileyi sadece bir jest olarak yorumlamak doğru değil. Fransız modaevinin, defilesini Seul'de yapmasının başka nedenleri de var. Teknoloji devi bir ülkenin, aynı şekilde geleneklerine hâlâ çok sıkı bağlı olması bu nedenlerden biri mesela. Şehre ilk adım attığınız anda sizi saran yüksek binaların aslında her biri feng shui geleneğine uygun şekilde, birçok ritüel sonucu inşa ediliyor. Tıpkı yüzyıllar önce hanedanlığın saraylarının yapılış tarzı gibi. Lagerfeld de işte tam bugünlerde, Kore Dalgası olarak yorumlanan avangart ile modernin, geleneksel ile teknolojinin buluştuğu merkezde, 600'ü aşkın basın konuğuyla bir moda çıkarması yapmaya karar veriyor. Bay Lagerfeld'in vizyonuna hayran olmamak mümkün değil. Bugün size bu satırları dönüş yolunda yazarken, dünyanın dört bir yanından Seul'e olağanüstü bir moda deneyimi yaşamaya gelip benimle birlikte ayrılan yüzlerce editörün de aynı şekilde hissettiğinden eminim: Harika bir rüyadan uyanıyor gibi...

ŞEKER DÜKKANI
4 Mayıs gecesi, şehrin caddelerinde akıl almaz bir yoğunluk var. Yüzlerce özel araç, Chanel konuklarını defile mekanı Dongdaemun Design Plaza'ya taşıyor. Şimdi; geçmiş cruise defilelerini hatırlamak gerekirse; Edinburg'da bir şato ya da Dubai'de geçici olarak yaratılan suni bir ada ilk akla gelenlerden. Oysa Seul'de karşımıza çıkan ne egzotik ne de geleneksel bir yapı. 2014 tarihli dünyanın en büyük neo-fütüristik binası unvanına sahip bir bina defile mekanı olarak seçiliyor burada. Arabalar binanın önüne geldiğinde Chanel ekibiyle E.T. esprisi yapıp işaret parmaklarımızı birbirimize değdirmemizin nedeni de spiral yapısıyla binanın bir uzay mekiğini andırması. Oysa biz o tatlı uzaylı E.T. gibi henüz eve dönmeye hazır değiliz, peki ama neredeyiz? DDP binası, ödüllü mimar Zaha Hadid'in imzasını taşıyor. Hadid sadece dünyanın en başarılı mimarlarından biri değil; Lagerfeld'in ortak projelerde tercih ettiği dostu ve en favori mimarı. Öyleyse doğru yerdeyiz. Şehrin en işlek caddesinin orta yerinde bir mücevher gibi parlayan ve her an şekil değiştirecekmiş hissi veren homojen yapısıyla insanı büyüleyen binaya girdiğimizde, bizi başka bir sürpriz bekliyor; Karl Lagerfeld'in şeker dükkanındayız! Her yer göz alıcı; davetlilerin oturacağı tüm tabureler bile rengarenk dev lolipopları andırıyor. Artık şova hazırız!

YILDIZLAR SEUL'DE

Moda defilelerinin en eğlenceli yanı, şov başlayana kadar gelen ünlü isimleri izlemektir. Seul'deki bu gecenin de çok özel konuğu var. Çığlıklar içerisinde koltuğuna ilerleyen Gisele Bündchen, salondaki hemen herkesle selfie çektiren Tilda Swinton, defilenin podyum dışındaki yıldızları. Isabelle Huppert ve Kristen Stewart da çok sayıda Koreli starlarla yan yana defileyi bekliyorlar. Korelilerin markanın büyük hayranı olduklarına ise şüphe yok; her davetli baştan ayağa Chanel kıyafetleri içinde. Şov başladığında içine girdiğimiz bu uzay mekiğinin bu defile için en doğru mekan olduğuna kanaat getiriyoruz yeniden: Modeller, saçlarına takılan yuvarlak örgüler ile Star Wars (Yıldız Savaşları) serisindeki Prenses Leia'yı anımsatıyor önce. Ardından sırasıyla modeller podyumda belirmeye başladığında aslında bu özel ekleme saçların geleneksel Kore asillerinin dönemine ait olduğunu fark ediyoruz. Aksesuvarlardan elbiselere, geniş kollu ceketlerden diz üstü eteklere, tüm koleksiyon renkleri ve feminen siluetleriyle uzun süredir gördüğümüz en zengin koleksiyonlardan biri. İlhamını 1392'den 1910'a kadar hüküm süren hanedanlıktan ve ülkenin genç pop ruhundan alıyor. Defilenin son parçasını Koreli bir model sunuyor; üzerindeki geleneksel kıyafet modern bir ruha bürünmüş gibi. Evet; gizemli şehir Seul bir moda rüyasında başrolü alıyor ve belli ki bu topraklarda macera yeni başlıyor.

DEFİLE NOTLARI

* Cruise, modaevlerinin ara sezonlara yönelik hazırladıkları koleksiyonlara verilen bir isim. Coco Chanel'in kış aylarında yatlarıyla sıcak sulara gidip tatil yapan müşterileri için hazırlamaya başladığı cruise koleksiyonları, hala ara mevsimde tatil yapma lüksü olanlar için hazırlanıyor.
* Gökkuşağını andıran renklerle süslü tasarımlar, koleksiyonun en göz alıcı parçaları oluyor. Siyah, beyaz, sarı, yeşil ve kırmızı; dekorasyondan yemeklere her alanda bu geleneksel beş rengin kullanıldığı Seul'da renkler tabii ki koleksiyonun da ana teması.
* Gecenin şüphesiz gerçek starı, Koreli davetlilerin çığlıklar ve alkışlar eşliğinde karşıladığı Gisele. Podyumları terk edip etmeyeceği üzerine spekülasyonların yapıldığı bugünlerde onu davetli olarak görmek kariyerinin geleceğine dair bir ipucu niteliğinde belki de.
* Defile sonrası 80'lerin starı Cerrone, Chanel davetlileri için sahne alıyor. Biraz nostaljik, biraz elektronik; belki de Seul'un renkli ve karmaşık ruhuna yakışan en iyi seçim. Davetlilerin gecenin geç saatlerine kadar dans etmesi başka türlü açıklanamaz.
* Ve tabii ki kamelyalar... Defile alanından Karl'ın partisinin gerçekleştiği salona uzanan tüm yol Coco Chanel'in en sevdiği çiçek ve markanın vazgeçilmez motifi olan dev kamelyalardı. Uzun ömrü sembolize eden bu Asya'ya ait çiçek markanın çanta ve aksesuarlarından sonra bir dekorasyon malzemesi olarak karşımıza çıktı. Gece kamelyaların arasından geçip Seul'un bol ışıklı caddelerine karışarak sona erdi.