X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeşilçam mirasından yararlanmazsak bize yazıklar olsun
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeşilçam mirasından yararlanmazsak bize yazıklar olsun

  • Giriş Tarihi: 9.5.2015
Yeşilçam mirasından yararlanmazsak bize yazıklar olsun
Yeşilçam mirasından yararlanmazsak bize yazıklar olsun

Yıllar önce televizyonda fırtına gibi esmişti Veteriner Niyazi karakteri. Şimdi sinemaya terfi etti. Ata Demirer, o ünlü veterinere yeniden hayat veriyor Niyazi Gül Dörtnala filminde. Şebnem Bozoklu da ilk komedi filminde 20 yıl önce TV'de izleyip bayıldığı karakterin büyük aşkını oynuyor

Cihangir'deki ofisinde çayını demlemiş, müziğini açmış bizi bekliyor Ata Demirer. Kapıda karşılaştığımız Şebnem Bozoklu ile içeri giriyoruz. Şebnem Hanım ile tanışıklığımız var. Ama Ata Demirer'le yeni tanışacağım. Demlediği çay, sıcak ilgisi, zeki esprileri karşısında "Tamam" diyorum 'iyi insan ailesi'nin bir ferdi var karşımda. Bu ofis bir dönem annesiyle yaşadığı evmiş aslında. Salonun bir bölümünü sinema salonuna çevirmiş. Oldukça şık. Haneke'nin Orson Welles'in filmlerinin DVD'si var. Kütüphanesindeyse Cemal Süreya, Yaşar Kemal ilk gözüme çarpıyor. Ofisin duvarlarında da bol bol tablo ve fotoğraflar asılı. Bir fotoğraf tanıdık geliyor, "Yusuf Sevinçli'nin mi?" diyorum "Evet" diyor ve evi gezdirip 'koleksiyonunu' gösteriyor. Amacı koleksiyonerlik değil, sevdiği eserleri alıp sanatçıya destek olmak mesele. Ama konumuz sinema... Çünkü buluşma vesilemiz Hakan Algül'ün yönettiği Ata Demirer'in hikayesini yazıp başrol oynadığı, bu hafta vizyona giren Niyazi Gül Dörtnala filmi. Veteriner Niyazi'yi Korsan TV programından hatırlayan vardır illa ki. Bir dönemin fenomeni olmuştu. 'Hayvanla hayvan olun' anlayışıyla ortaya çıkan parodileri çok sevilmişti. Ata Demirer, Eyyvah Eyvah serisinden sonra eski 'dostu'nu tekrar huzurlarımıza getirdi. Hem de sinemaya terfi ettirerek. Kadroda Demet Akbağ var. Bu sefer Şebnem Bozoklu da ekibe dahil oldu. İlginçtir bu film Bozoklu'nun ilk komedi filmi. Ata Demirer ve Şebnem Bozoklu ile filmi vesile edip sinemadan, komediden, hayvanlardan konuştuk.

- Niyazi Gül karakteri çok seviliyordu. Nasıl ortaya çıkmıştı?
- ATA DEMİRER:
Çocukluğum hayvanlar arasında geçti. Güvercinler, balıklar, kuşlar... Veteriner olmak istiyordum. Sonra başka yeteneklerimin olduğunu görünce hayat farklı aktı. Aradan zaman geçti. Star TV'den program teklifi geldi. Tek kişilik bir program olacaktı ve birkaç tip yaratmam gerekiyordu. Niyazi Gül, o karakterlerden biri oldu. Aslında onun ilk versiyonu standup şovlarımdaki Şakir Amca'dır... O bir sesti, o ses hayvanlarla diyaloğa girince çok komik gelmeye başladı.

- Peki yıllar sonra bir film karakterine nasıl dönüştü?
- A.D:
Bir karakterin merkezde olduğu komedi filmleri yapıyorum. Eyyvah Eyvah'ın merkezinde Hüseyin Badem vardı, Berlin Kaplan'ının merkezinde Ayhan Kaplan. Niyazi Gül de zamanında çok sevilen ve ona borçlu olduğumu düşündüğüm bir tipti. Bu abiye de yazık olmasın, üzerinden yıllar geçti, unutulmasın istedim.
ŞEBNEM BOZOKLU: Kopuyordu ortalık "kurbağa hayvanı" diye. Jargonu bile oluşmuştu...

- Siz nasıl hatırlıyorsunuz Niyazi Gül'ü?
- Ş.B:
Televizyonu açıyorum çok genç bir çocuk var. Masanın üzerine bir hayvan koyuyor, bir şeyler anlatıyor ve ben çok gülüyorum, bayılıyorum. Korsan TV'deki en favori tipimdi. Kendine has bir adamdı. Bir sesi vardı, kendince bir dili vardı. Tabii o zamanlar bilmiyorum, aradan 20 yıl geçecek, bu karakterin bir filmi olacak ve ben de onun asistanı rolünü oynayacağım. Ama Niyazi Gül'ün taa o yıllarda sokakta karşılığı vardı. 'Kedi hayvanı', 'köpek hayvanı' diye bir jargonla konuşur olmuştuk.
- A. D: "Masanın üzerine hayvan koyuyor" dedin ya bak aklıma neler geldi. Korsan TV iç yapım olduğu için kanalın stüdyosunda çekim yapıyorduk. Çok da vaktimiz olmuyordu. Hava durumu çekilmiş, ben araya girip programı çekeceğim 10 dakika sonra kadın programı çekilecek stüdyoda. Yani sıkışık bir zaman aralığında hızlı hareket ederek çalışıyorduk. Malum kanal ortamının bir ciddiyeti var. Ben, koyun, horoz, yılan, kedi, kuş artık ne varsa stüdyoya getirip kanalı hayvanat bahçesine dönüştürüyordum neredeyse. Bir keresinde masanın üzerine 'koyun hayvanını' koyduk, başladık çekime. 'Koyun hayvanı' masada dururken birden telaşlandı. Meğer kanalın sahibi teftişe gelmiş. Patron beni de tanımıyor. Düşünün bir adam stüdyoda, masanın üzerinde koyun var. Koyun bir de tuvaletini yapmasın mı! Ama ben çekime devam ediyorum... Bir keresinde de horozu kaçırdık. Mesut Yar programını sunuyor, arkadan bir horoz bir de onu kovalayan bir adam geçip duruyor.