X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Beni annemin doğduğu topraklara götür
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Beni annemin doğduğu topraklara götür

  • Giriş Tarihi: 4.7.2015
Beni annemin doğduğu topraklara götür
Beni annemin doğduğu topraklara götür

Müzik, geçmişte yaşanan acıları, sevgi, saygı ve barış dolu bir gelecek için umuda dönüştürmenin belki de en güzel yolu. Caz müzisyeni Tigran Hamasyan'ın 22. İstanbul Caz Festivali kapsamında, ayakta alkışlanan iki performansı da bunun en güzel kanıtıydı

Türkiye'nin farklı kentlerinde vereceği konserler için yola çıkmadan önce büyükannesi, Tigran Hamasyan'ın yanına gelir ve şöyle der: "Bugüne kadar senden hiçbir şey istemedim. Ama şimdi istiyorum. Beni annemin doğduğu topraklara götür." Caz dünyasında 'dahi müzisyen' olarak anılan Hamasyan, elbette büyükannesinin bu isteğini yerine getirir ve kendisini turne boyunca yanından ayırmaz. Atalarının doğduğu, yaşadığı Kars'ı birlikte gezerler. Hamasyan'ın Erivan Devlet Oda Müziği Korosu'yla Van'daki Akdamar Kilisesi'nde verdiği konseri izleyenler arasında büyükannesi de vardır. Müzisyenle 22. İstanbul Caz Festivali kapsamında verdiği Aya İrini konserinin ertesi günü buluştuğumuz saatlerde büyükannesi de mutlu ve mesut Ermenistan'a geri dönüyordu... Hamasyan'ın Akdamar Kilisesi'ndeki konseri çok konuşuldu. Hamasyan için de söz konusu konserin yeri ayrı. "Konserde icra ettiğimiz müzik orada doğmuş. Amacım o müziği köklerine geri götürmekti" diyor ve devam ediyor: "Orada çalmak inanılmaz güzeldi. Bir yere gittiğinizde, o yerin müziğini dinlediğinizde, doğasını gördüğünüzde ve insanlarıyla konuştuğunuzda her şey bir ahenk içinde oluyor. Müzik, kültürden ve doğadan bağımsız var olamaz." Van ve Kars ziyareti, kişisel anlamda da bir seyahat olmuş müzisyen için. Ailesinin yıllar önce geride bırakıp 'göç' etmek zorunda kaldığı, bugüne kadar hakkında onlarca hikaye dinlediği toprakları görmüş. Büyükannesinin babasının doğduğu köyü ziyaret etmiş. 1987 yılında doğup gençliğini geçirdiği Ermenistan'ın Gümrü şehri ile Kars'ın ne kadar birbirine benzediğinden bahsediyor. Gelelim caz festivalindeki performanslarına... Hamasyan, 22. İstanbul Caz Festivali programında iki farklı projesiyle yer aldı. Geçen salı akşamı Aya İrini'de Erivan Devlet Oda Müziği Korosu'yla geleneksel Ermeni müziğini yorumladı. İzleyenlerin 'kalbi açık' dinlediği konser bittiğinde koroyla birlikte mütevazı bir şekilde seyirciyi selamladı ve sahneden ayrıldı. Ertesi gün ise Cemal Reşit Rey'de (CRR) bu kez bir yıldız vardı karşımızda. Piyanosuyla bütünleşip seyirciyi 75 dakika boyunca sahneye bağladı, iki kere alkışlar eşliğinde bis yaptı. Basta Sam Minaie ve davulda Arthur Hnatek ile sadece caz değil, folk, rock ve elektronika sularında gezindi. Babası rock müzik fanı olan ve dört yaşında babasının Black Sabbath, Led Zeppelin plaklarını dinlemeye başlayan Hamasyan, müziğindeki metal ve rock etkisini de o döneme bağlıyor.

HİKAYELİ PARÇALAR

Hamasyan'ın CRR'de yorumladığı son albümü Mockroot, içinde hikayeler barındıran bir albüm. Song for Melan and Rafik, dedesi ve ninesinin hikayesini anlatıyor. 'Tehcir' sırasında bütün ailesini kaybeden dedesi ve büyükannesi Gümrü'de bir yetimhanede tanışmışlar. Konserin kapanışını yaptığı Kars da eşini kaybeden bir adamın hikayesi: "Kars yıkıldı, sevdiğim altında kaldı." Her ne kadar şarkılarında hikayelere yer verse de Hamasyan 'müziğe müziğin ilham verdiğine' inanıyor. "Müzik yapmaya başladığınız anda hikayeyi düşünmemeye başlıyorsunuz. Her şey ne duyduğunuzla ilgili. Sound sizi oraya götürüyor." Son olarak kendisine "Dahi müzisyen olarak adlandırılmak nasıl bir duygu?" diye soruyorum. Yanıtı, "Bilmiyorum. Bu konuyu pek de düşündüğüm söylenemez. Ben yeni şeyler geliştirmenin, üretmenin peşindeyim" oluyor.