X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu kızlar çok konuşulacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu kızlar çok konuşulacak

  • Giriş Tarihi: 18.7.2015
Bu kızlar çok konuşulacak
Bu kızlar çok konuşulacak

atv'de ekrana gelen yaz dizisi Kırgın Çiçekler reyting listesine bir numaradan oturdu ve bu yazın en çok konuşulan yapımı oldu. Çocuk Esirgeme Kurumu'nda yolları kesişen genç kızların hikayesini anlatan dizide dört yeni oyuncunun da yıldızı parladı

Eylül, Kader, Songül ve Cemre'nin hikayesi daha ilk günden seyirciyi ekrana kilitledi. atv'de ekrana gelen ve yaz dizilerinin aksine dramatik yönü ağır basan Kırgın Çiçekler senaryosunun yanı sıra genç oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Bugüne kadar adını duymadığımız isimler belli ki bu dizi sayesinde önümüzdeki dönem çok konuşulacak... Kırgın Çiçekler dizisiyle yıldızı parlayan Biran Damla Yılmaz, Hazar Motan, Gökçe Yıldız ve Çağla Irmak'la bir araya geldik ve kendi hikayelerini konuştuk.

GÖKÇE YILDIZ


Bu işin başarılı olacağını biliyordum

Dizide asi, hırçın, biraz da delikanlı bir karakter olan Songül'ü canlandıran Gökçe Yıldız, yıllardır oyunculuk yapıyor. 1992 Sinop doğumlu Yıldız, bugüne kadar okulla birlikte yürüttüğü oyunculuğu artık tam zamanlı meslek olarak görüyor; "Üç yaşımda İstanbul'a gelmişiz. Oyunculuk küçüklükten beri hayalini kurduğum bir meslek. Sekiz yaşımda ailem beni bir ajansa yazdırdı ve o günden beri birçok projede yer aldım. Bu arada Kadir Has Üniversitesinde Tiyatro Bölümü'nü yüzde yüz burslu okudum ve bu sene mezun oluyorum. Okul dönemimde de hep çalıştım. Fatih Harbiye, Kötü Yol dizilerinde rol aldım... Bu zamana kadar, genellikle masum, sevimli kız karakterleri bana uygun görüyorlardı. Kırgın Çiçekler için de böyle oldu... Başka bir karakter oynamam istendi ama ben Songül karakterinde ısrar ettim. Çünkü konservatuvar okuyorum, hep aynı rolleri oynamak istemiyordum. Öğrendiğim teknikleri, yöntemleri göstermek istedim. Sonunda Songül için deneme çekimi yapıldı ve seçildim. Nisan ayından beri Kırgın Çiçekler'e hazırlanıyoruz. Mezuniyet projemden bile ayrıldım bu dizi için.

"KİŞİLİĞİMLE, OYNADIĞIM KARAKTERİ ÇARPIŞTIRMADIM "
Her karaktere hazırlanırken ona bir dünya yaratmaya çalışıyorum. O karakter için ayrı bir defter açıyorum. Songül için de bir defterim var, onunla ilgili düşüncelerimi kendimle kıyaslamadan yazdım... Hiçbir zaman oynadığım karakterlerde, 'Bu kızın şu huyu bana benziyor, buradan yırtarım' diye düşünmedim. Normal hayatımda bu kadar arıza ve dik başlı biri değilim. Hiçbir zaman kişiliğimle, oynadığım karakteri çarpıştırmadım. 'Bu tip kızlar neden bu kadar asi, neden bu kadar sinirli ve gerçekçi? Ne yaşamış olabilir ki, bu kadar acımasız, net ve affetmiyor?' Tüm bu sorulara yanıt aradım... Ve bu işe çok inandım. Kariyerim için iyi bir basamak olacağını düşündüm. Kendimi gösterebileceğim farklı bir karakterle ekrandayım. Çok inanıyordum bu projeye. Ve çok beğenildi... En başından beri böyle olacağını biliyordum sanki...

" DOKUZ YAŞIMDAN BERİ SEKTÖRÜN İÇİNDEYİM "
Dokuz yaşımdan beri sektörün içindeyim. Beş yıldır konservatuvarda okuyorum ama piyasayı, kişileri, insanları, iletişim, diyaloğu, iş hayatındaki acımasızlıkların hepsini okul dışında öğrendim. İnsanlara dışarıdan oyunculuk çok basit görünüyor. Bu işi herkes yapabilir ama herkesin ortaya çıkardığı malzeme aynı değildir. Bir anda ünlü olan insanlar da var, hiç okul okumadan patlayanlar da var. Ben sindirerek yapayım istedim. Bugüne kadar haftada iki-üç gün çalışacağım işleri tercih ettim. Burada hayatımda ilk kez haftada beş gün çalışıyorum, sabahlara kadar... Çok mutluyum ve şükrediyorum."

B. DAMLA YILMAZ


Oyunculuk çocukluk hayalimdi

Dizide üvey babası tarafından tacize uğrayan Eylül karakterini canlandıran Damla Yılmaz, 1997 İstanbul doğumlu. Gerçek hayatta da üvey babası olduğunu söyleyen Yılmaz, karakterinin kendisine çok şey kattığını anlatıyor; "Gebze'de doğdum, Pendik'te büyüdüm. Küçük yaşta, oyuncuları izleyip izleyip, arka odamızda onları taklit ederdim. Bu ilgimi fark eden ailem, her zaman yanımda oldu. Küçük yaşta ajansa yazdırdılar ama o zamanlar pek bir şey olmadı. Zaman ilerledi içimdeki oyunculuk isteği daha da arttı. Tekrar bir ajansa yazıldım, ilk iki sene yine bir şey olmadı ama sonra şans yüzüme güldü. Sektöre girdiğimde 14-15 yaşımdaydım. İlk oyunculuk tecrübem Muhteşem Yüzyıl'da bir cariye rolüydü. Diyaloğum bile yoktu, arkadaki cariyelerden biriydim. Sonra Yasak dizisinde oynadım. Çılgın Dershane Ada isimli bir filmde rol aldım. Sonra Beyaz Yalan dizisinde rol aldım. Şimdi Kırgın Çiçekler'de Eylül'üm...Ümit Çırak'tan oyunculuk eğitimi alıyorum. Oyunculuk hep yapmak istediğim bir meslekti. Hiçbir zaman doktor ya da avukat olacak biri değildim. Küçüklüğümden beri hayaller kuruyorum bununla ilgili... Ailem de destek oldu sağolsunlar... Pazartesileri diziyi izler ve hemen ararlar...

" BU KADAR KONUŞULACAĞIMIZ AKLIMA GELMEZDİ "
Senaryoyu okuduğumda çok etkilendim. Başarılı olacağını tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Özellikle dördümüzün bu kadar konuşulacağını hiç aklıma getirmemiştim. Bunlar bizi çok mutlu ediyor, karakteri ne kadar iyi canlandırdığımızı ve seyirciye ne kadar iyi yansıttığımızı gösteriyor. Bu kadar emeğin karşılığını alıyoruz.

" TEK İSTEĞİM İYİ BİR OYUNCU OLMAK "
Eylül üvey babası tarafından tacize uğrayan bir kız. Benim annem ve babam ayrı ve bir üvey babam var ama tabii ki üvey babamla böyle bir şey yaşamadık. Kendi yaşamımı ve Eylül'ün başından geçenleri düşününce ortaya bir karakter çıkardım. Eylül'ün annesiyle olan sahneleri çok zorladı beni. Kardeşiyle bir vedalaşma sahnesi var, o da çok zordu."

HAZAR MOTAN


"ÇOK BEKLEDİM, ÇOK SABRETTİM"

Kırgın Çiçekler'in Cemre'si Hazar Motan 1990, Ankara doğumlu. Annesi yönetmen olduğu için çocukluğu setlerde geçen Motan'ın, tek hayali oyuncu olmakmış; "İki sene öncesine kadar Ankara'da yaşıyordum. Bir dizi projesi için İstanbul'a geldim. Ailem nedeniyle set ortamına çok alışığım. Annem yönetmen, onun setlerine çocukluğumdan beri giderdim. İçimde hep bir hevesti oyunculuk. Annem 'Yapma kızım, bu camia zordur' dese de bir taraftan da destekliyordu. Bir şekilde oldu ve bu işten sonra kendime güvenim gelmeye başladı. Çünkü ilk işim tutmamıştı ve çok moralim bozulmuştu. 'Bende mi sorun var acaba, niye yapamıyorum?' diye düşünüp duruyordum. Oyuncuların rol gelene kadar bekleme süreci çok yıpratıcı olur. Deneme çekimine gidersin, geri dönüş olmaz... Ben de uzun süre bekledim böyle. Çok deneme çekimine gittim, çok reddedildim. Ankara'da yaşarken İstanbul'a sürekli deneme çekimine gelirdim. Çok sabrettim, çok bekledim. Ankara'da Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü mezunuyum. Murat ve Ayşe Atak'ın tiyatro atölyesinde bir sene eğitim aldım. İstanbul'da da Devrim Yakut'la çalışma yaptım. Şu anda da Bahar Kerimoğlu ile çalışıyorum. Bu alan benim için çok özel. Hem kamera önü, hem kamera arkasını tatmak istiyorum. Oyunculuk yaşayamayacağım şeyleri yaşayabilme şansı veriyor. Normal hayatımda utangaç ve çekingenimdir. Oyunculuk sayesinde çekingenliğimi yendim. Oyunculuk insanın kendine güvenini tazeliyor. Yeni bir karakter oynamak ve yapamayacağın şeyleri yapabilmek beni cezbediyor. Bazıları popüler olmak için istiyor olabilir ama benim amacım bu değil.

" GECELERİ UYURKEN BİLE CEMRE'Yİ DÜŞÜNÜYORUM "
Canlandırdığım karakter Cemre, çok toz pembe bir hayat yaşayan, anne ve babası tarafından pohpohlanan bir kızdı. Hayatında hiç kötü şey görmemiş biri. Baba iflas ediyor, gözünün önünde babası annesini öldürüp, intihar ediyor. Bu çok ağır bir sahneydi. Bu sahnede ve cenaze sahnesinde çok kötü oldum. Çalışma sürecimde, Cemre'nin içine girmeye çalıştım. 'Annem, babam ölüyor ve ben nasıl bir şey hissediyorum?' diye düşündüm. Geceleri uyurken bile Cemre'yi düşünüyordum. İçimden bir Cemre yaratmaya çalıştım. Bu lay lay lom bir gençlik dizisi değil. Bu bir gençlik dramı ve içinde olmak beni çok mutlu ediyor. Bu hayata dair bir rol, gerçekte de olabilecek bir karakteri canlandırıyorum ve bu büyük bir fırsat benim için. Senaryo beni çok etkiledi. Her karakterin bir olayı ve dramı var. Bunların hiçbiri olmuyor diyemezsiniz! Daha önceden yetimhanede yaşanan hayata dair çok da bilgim yoktu. Şimdi ekipçe yetimhaneye gitmeyi düşünüyoruz.

" İLERDE SERGİ AÇMAYI PLANLIYORUM "
Çizim yapmayı çok seviyorum. İleride evimde birikenlerle bir sergi açmayı planlıyorum. Düzenli bir şekilde oyunculuk dersine gidiyorum. Sürekli kendimi geliştirmek için çalışıyorum. Oyunculukta öğrenecek şey bitmez. Çok film izlerim. Spor yaparım. Dünyada takip ettiğim oyuncular var ve onların kare kare sahnelerini izlerim."

ÇAĞLA IRMAK


"ANNEM DE BİR OYUNCU VE BEN HEP ANNEME ÖZENİRDİM"

Doğduğu gün anne ve babası tarafından terk edilen bir kızı canlandıran Çağla Irmak, 1997 Ankara doğumlu. Oyuncu olan annesi hayatı boyunca idolü olmuş... Onun izinden gitmek en büyük amacı; "Dört yıl önce İstanbul'a taşındım. Oyuncu Hülya Gülşen Irmak'ın kızıyım. Ankara'dayken de birkaç kez oyunculuk yaptım. Yedi yaşımda Bizim Evin Halleri dizisinde 60 bölüm oynadım. Annemle, 120 bölüm annekız oynadık... Kendimi bildim bileli anneme özenirdim, onun gibi oyuncu olmak isterdim. Annemle babamın ayrılığı döneminde İstanbul'a taşındık ve Pera Güzel Sanatlar Lisesi'nde tiyatro okumaya başladım. Lise bitti bu yıl, 10 gün sonra üniversite sınav sonuçları belli olacak. Hayalim Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nden yüzde 100 burs almak. Babam ve ağabeylerim müzisyen, annem oyuncu... Sanırım benim sanattan başka aklıma gelecek bir meslek yoktu. Oyuncu olunca hiç yaşayamayacağın şeyleri o karakter üzerinden yaşama şansın oluyor. Hayalim tiyatro. Sahne benim tutkum. Dizi de inanılmaz güzel bir tecrübe ama sahne başka bir heyecan. Dizide bir deneme çekimine katılıp seçilmediğimde karaları bağlamadım. Ama bu iş bir hedefimi tamamladı. Çünkü ben kendimden çok uzak bir karakter oynamak istiyordum ve Kader'in benimle hiç ilgisi yok.

"KADER'İN YALNIZLIĞINI ANLAMAK ÇOK ZOR "
Kader'i canlandırırken kendimden yola çıkmak istemedim çünkü annemin olmadığını düşünmek çok yorucu oluyor. Ama Kader için bunu yapmak gerekiyordu. Onun psikolojisini anlamak için gece yatmadan önce annesizlik, babasızlık, o yalnızlık üzerine çok düşündüm. Kader'in yalnızlığını anlamak çok zor. Çünkü bir şey olduğunda hemen annemi ve babamı arıyorum. Onun olmayışı çok farklı bir his... Okulumun bitiş senesinde bu iş çıktı deneme çekimine katıldım ve oldu. Son dört yıldır okulun vermiş olduğu sorumluluk duygusuyla, sürekli oyun okuyup, sahne çalışıp duruyorum. Ama gencim, geziyorum, tozuyorum elbette. İstanbul'a taşındığımda burayı keşfetmekle geçti birkaç yılım.

"SENARYO TOKAT GİBİ ÇARPTI BANA "
Senaryo ilk geldiğinde tokat gibi çaptı bana... İçim daraldı. Dizideki her bir insanı ancak bir karakter oyuncusu oynayabilir. Ezik, delikanlı, hoppa gibi birbirinden keskin biçimde ayrılan karakterler oluşu, yetimhane hikayesi oluşu çok etkiledi beni. Her biri çok acılar yaşamış karakteler. Omuzlarının üstünde çok büyük yükler var. Belki de bu nedenle başarılı oldu dizi..

"HİÇBİRİMİZ TANINMIŞ İSİMLER DEĞİLİZ "
Bu işe ilk başladığımda hikaye etkileyici diye düşündüm ama bu kadar başarılı olacağını beklemiyordum. Okuma provasına geldiğimde, yetimhane tayfasının çok yetenekli olduğunu görünce, bu işte yeteneğin konuştuğunu gördüm. Hiçbirimiz tanınmış kişiler değiliz. Annem bu dizinin nasıl olacağını bilmiyordu. Bu kadar iyi beklemiyordu. İzlediğinde şok oldu, 'Siz ne yapmışsınız ya' dedi. Birkaç kez sete de geldi. Aile gibi ortamımızı görünce çok mutlu oldu."