X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu kalpler sanki bienalin parçası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu kalpler sanki bienalin parçası

  • Giriş Tarihi: 19.9.2015
Bu kalpler sanki bienalin parçası
Bu kalpler sanki bienalin parçası

Ömer Uğur'un bir işçinin çağdaş sanatla ilişkisini anlattığı Guruldayan Kalpler, tam da bienal zamanı izlenecek bir film. Çünkü sokaktaki adamın sanata yaklaşımını ironik bir şekilde ele alıyor!

Ali Özgentürk'ün, bir güzel sanatlar akademisinde, para kazanmak için modellik yapan iki kadının dramını anlattığı Çıplak, 80'li yıllarda memleketimizdeki sanat algısının nasıl olduğunu göstermesi açısından ilginç bir filmdir. Film özellikle plastik sanatlarla asgari bir ilişki kuramayıp onu küçümseyen 'Bu da sanat mı?' bakışını net bir şekilde gösterir. Aradan geçen onca yıla rağmen galiba bu bakışta pek de bir değişiklik yok. Hemşo, Eve Dönüş filmleriyle tanınan Ömer Uğur'un çektiği Guruldayan Kalpler bunu gösteriyor bize. Arkadaşlarının kumpasına gelen, ünlü bir heykeltıraş olan Hülya'nın (Devin Özgür Çınar) atölyesine bilmeden hırsızlık yapmaya giren kaynakçı Yaşar (Necip Memili) ve ailesinin hikayesi aslında film. Yaşar hırsızlık yaparken yakalanınca, sanatçı durumunu anlayıp ona iş verir. Böylece sanattan, heykelden hiç anlamayan Yaşar'ın ve karısının sanatla hem de çağdaş sanatla imtihanı başlar! Film bir yandan Yaşar'ın ve ailesinin geçirdiği değişimi anlatırken diğer yandan da 'sokaktaki adamın' sanat ve özellikle çağdaş sanatla kuramadığı ilişkiyi net bir şekilde gösteriyor. Yönetmen, bu kurulamayan ilişkinin yarattığı absürtlükten ve küçümser bakıştan beslenip bir durum tespiti yapıyor. Eleştiri oklarını, sanatla ilişki kurmayıp bir de onu küçükseyen, bir konuda bir iki kelam laf edince 'entel misin oğlum?' diyen kafaya yöneltiyor. Ama aynı kafa sanat eserinin kendisiyle değil ama ekonomik değeriyle ilişki kurma konusunda son derece pervasız. Ömer bu çelişkiyi iyi yakalayıp komik bir anlatımla bunun da altını çiziyor. Tabii eleştirilerden sanat dünyası da nasibini alıyor ama bu dünyaya karşı daha toleranslı Ömer Uğur. 14. İstanbul Bienali'nin devam ettiği İstanbul'un bienal ve ona paralel sergi etkinlikleriyle bir sanat şehri olduğu bir zamanda Guruldayan Kalpler'in sinemalarda olması manidar aslında. Bir nevi bienale paralel bir film gibi sinemalarda gösteriliyor! Kimi kurgu tercihleri, zaman zaman hissedilenTV dizisi estediği, filmin yumuşak karnı olsa da kara mizaha sırtını dayayan senaryo ve özellikle Necip Memili ile Algı Eken'in performansları filmi ziyadesiyle sürüklüyor. Film sayesinde TV dizilerindeki 'kötü adam' performansları fenomen olan Memili'nin komedi oyuncusu olarak kumaşının çok iyi olduğunu görüyoruz. Keza aynı durum Eken için de geçerli... Peki bu sokaktaki adamın sanata bakışı sadece bize özgü mü? Değil! Bunun kanıtını yine sinemadan verelim. Önemli bir sanatçının hasta bakıcılığını yapan bir adamın, onun eserlerini taklit ederek sanatçı olma macerasını ironik ve dramatik bir şekilde anlatan Mariano Cohn, Gaston Duprat'ın yönettiği Arjantin filmi Ressam/The Artist, Guruldayan Kalpler'le aynı sularda yüzen bir film mesela! İpek Yolu Film Festivali'nde En İyi Film seçilen yapımın DVD'si var alıp izleyebilirsiniz.