X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 40'a gelince kendime format attım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

40'a gelince kendime format attım

  • Giriş Tarihi: 10.10.2015
40'a gelince kendime format attım
40'a gelince kendime format attım

Bir güzellik yarışmasıyla hayatımıza girdi. Sinema, tiyatro oyunculuğu işi oldu. 18 yaşındayken tanıştığımız Ebru Cündübeyoğlu artık 40'lı yaşlarının keyfini sürüyor. Daha olgun, daha tecrübeli... "40'lık Ebru'ya bir format atmak gerekiyordu" diyen oyuncu, tecrübenin her şeyden kıymetli olduğunu söylüyor

Ebru Cündübeyoğlu, 18 yaşında Türkiye güzellik yarışmasında döndüncü seçilmişti. Ve o günden bugüne 23 yıl geçti... Gencecik bir kız olarak tanıştığı şöhret yıllar içinde onu bozmadı. Tutkuyla yaptığı oyunculuk, hayatında hep ön planda oldu. Birçok tiyatro oyununda rol aldı, ekranda boy gösterdi. Kariyerindeki istikrar aile yaşantısıyla paralel gitti. 12 yıldır evli olan Cündübeyoğlu'nın 10 yaşında Duru isimli bir kızı var. Bugünlerde atv'de yayınlanan Evli ve Öfkeli dizisinde kendiyle tezat bir oyuncuyu canlandırıyor. Seray Söyler isimli aldatılmış, frapan, fazlaca gösterişli ve popüler bu kadını oynarken eğlendiğini belirtiyor. "Ben hiçbir zaman bu kadar popüler olmadım" diyen güzel oyuncuyla 40 yaşın ışığını, hayatını ve yeni dizisini konuştuk.

- 40 yaşındasınız. Bu dönem ne katıyor bir kadının hayatına?
- Format attım hayatıma ve bakış açıma... "Dur bir dakika 40'lık oldun" dedim. 40'lık Ebru'ya bir format atmak gerekiyordu. Bazen belli bir yaşta takılı kalıyorsunuz. Uzunca zaman sanki hep o yaştaymış gibi devam ediyorsunuz hayatınıza. Sonra bir bakıyorsunuz ki, yaşadıklarınız, biriktirdikleriniz, tecrübeleriniz farklı bir düzeyde. O takılı kaldığınız yaşı terk etmeniz gerekiyor.

- Siz hangi yaşta takılı kaldınız?
- Benim yaşım hep 19. Ama yeni sürüm yükledim kendime (gülüyor). Sonra "Bak ne çok şey biriktirdin onları bir kullan, onun tavrını, halini hisset" dedim. Bu tecrübenin getirdiği kolaylıklar var, onun tadını çıkarmaya başladım.

- Geçmişinize bakınca nasıl farklar görüyorsunuz kendinizde?
- Tecrübe çok farklı bir şey. Fotoğraf çektirirken bile, ilk kez poz verdiğimde çok iyi olduğunu sanırdım ama öyle olmazdı. Şimdi tecrübeliyim biraz daha biliyorum. Artık her şeye karşı ne yapacağımı daha net biliyorum.

- Her dönem beğenilen kadınlardan mısınız?
- Çok dikkat çekici, çok hoş denildiğinde ilk akla gelen isimlerden olmadığımı biliyorum. Hiç beğenilmiyorum demiyorum. Çok sevenim olduğunu biliyorum. Güzellik değil ama insanların ışığına inanırım. Ve çok çabuk da algılarım o ışığı... Sahne avcısı olsaydım çok isimler çıkarırdım. Kendimin de bir ışığı olduğuna inanıyorum. O ışık, güzellik falan değil.

- 40'larındaki bir kadın oyuncuyu, "Eyvah anne rolü gelecek" endişesi sarar mı?
- Yok. 30'larımı zaten anne rolleriyle yediler (gülüyor). Şuna çok üzülüyorum, meslekte geçirdiğin yıllara bakılıyor. Ben bu sektöre girdiğimde 18 yaşımdaydım. O zaman için küçük bir yaş. 23 yıldır bu işi yapıyorum. 23 yıl büyük bir rakammış gibi algılanıyor. Bazısı diyor ki, "Ebru Cündübeyoğlu çocukluğumuzda da vardı." Tamam o zaman ben de çocuktum. 23 yıl iş tecrübesi olunca, görselime çok bakmıyorlar. Görsel olarak bakıldığında 40 gösteriyor muyum?

- Kesinlikle göstermiyorsunuz... Üzülmüyor musunuz? Niye daha çok tercih edilen bir oyuncu olmadım diye?
- "Niye acaba hiç kimsenin aklına gelmiyorum" dediğim zamanlar oldu. Verebileceğimden çok daha az bir performansın kullanıldığını düşünüyorum.

- 18 yaşında piyasaya girmiş bir genç kız ne tür zorluklar yaşıyor?
- Zorluklarını yaşadım. Olgun bir çocuktum. Çok fazla şeyler yaşamadım ama beni, tanınırlılığımı artırdı. Mesela güzellik yarışmasına katıldığım yıl üniversiteyi kazandım ve yurtta kalacaktım. Yurda bomba düşmüş gibi bir etki oldu. Yurtta ilk gecemin sabahında gözlerimi açtım, başımda temizlik görevlisi ablalar vardı, "Bu muymuş" diye konuşuyorlardı.

- Havasına girdiniz mi?
- Girmedim. Şu an tek yaptığım havalı iş, Seray Söyler (gülüyor). Hiçbir zaman havasına girmedim, o yüzden eşim, dostum, arkadaşlıklarım çok sağlamdır. Benden değişmemi beklediler ama değişmediğimi görünce "Aman çok sıkıcı" dediler (gülüyor).

- Hayatınıza dönüp baktığınızda büyük hata dediğiniz şeyler var mı?
- Yok dersem yalan. Var tabii. Hata dediğim şeyler var. Ama "Olmasaydı keşke" dediğim bir şey yok. Çünkü hatalar öğretir. Aradan bir hatayı çıkarınca domino taşı gibi tüm sistem bozulabilir.

- Kariyeriniz de evliliğiniz gibi istikrarlı... Küçük küçük emin adımlarla yol almışsınız. Bilinçli mi yaptınız bunu?
- Bilinçliydi tabii. Belli bir duruşum, değerlerim var. Hayatımda o değerlere göre hareket ediyorum ve ilerliyorum. Değerleriniz belirginse çok fazla bir yere savrulmazsınız. Neyin neden önce geldiğini biliyorum. Bu uzun vadede avantaj ama kısa vadede kayıplar olabiliyor.

- Tiyatro mu? Ekran mı?
- Oyunculuğu seviyorum. Tiyatro beni çok besliyor. Sporcunun antrenmanı gibi. Ama o önde, bu arkada diye ayırmak istemiyorum.

Aldatma karşısında net bir tavır olamaz


- Bir kadın hikayesinde rol alıyorsunuz. Mutlu musunuz?
-
Kesinlikle mutluyum. Her zaman aradığım, hasretle beklediğim hikayeler kadın hikayeleri... Kahramanları pek kadın yapmıyorlar. Halbuki bu pek çok algıyı değiştirir.

- Karakteriniz çok havalı bir kadın... Pek sizin tarzınız değil gibi...
- Hiç bu kadar havalı bir kadını oynanamıştım. Seray Söyler popülaritesi yüksek, sansasyonel bir oyuncu. Frapan, baskın, üstün olma yarışında. Kendi içinde naif biri. Ama duruşundan ödün vermiyor.

- Sizce etrafımızda örnekleri var mı bu karakterin?
- Pek çok kişi kendinden bir şeyler bulabilir. Bir kişi "Beni oynuyor" diyemeyecek ama herkes biraz bir şeylerini bulacak bu kadında. Şu ana kadar karşıma çıkan ve gözlemlediklerimi bir tavda eriterek ortaya bir Seray Söyler çıkardım.

- Aldatılmaya refleksiniz ne olurdu?
- Öyle farklı bileşenler oluyor ki, neye nasıl tepki verdiğiniz belli olmaz. Hayat bu! Klişe ve net bir tavır olamaz bu durum için. "Aldattığımda şöyle yaparım, aldatılırsam kesinlikle şöyle yaparım" şeklinde konuşmam. Yaşa da yaşamasa da, herkesin fikri olan konular vardır. Aldatma, hamilelik ve çocuk yetiştirme konuları bunlardan. Ama benim net cevap verebileceğim bir şey değil!

Allah bir kız çocuk nasip etti bana


Çocuk ne katıyor bir kadının hayatına?
- Çocuk ömür ya... Bambaşka bir şey. Hep derim, "Kızım ömrüme ömür katıyor." Çok güzel bir duygu. Çocuğum var ve herkes çocuk sahibi olsun gibi köşeli düşüncelerim yok. Bu illa evlatla ilgili bir durum değil. Önemli olan birisinin hayatına dokunup, onu şekillendirmeye çalışmak. Bu biyolojik çocuğunuz da, evlat edinilmiş bir çocuk da, bir komşunuzun çocuğu da olabilir. Birinin hayatına güzel bir şey katabiliyorsanız, dokunabildiğiniz bir hayat varsa çocuk sahibi olma hissini anlarsınız... İlla doğurmuş olmanız gerekmiyor, önemli olan o sorumluluğu alabilmek. -

Kız çocuk annesi olmak nasıl bir his?
- Kız çocuğum olsun çok istiyordum. Allah da nasip etti. Oğlum olsaydı kızı bulmak için devam ederdim. Bir taneyle kalacak mıyım bilmiyorum. Benim kızım bana çok düşkün. Babasına da düşkün.

- Sabah uyandığında yüzünde gülücükler açan biri misiniz?
- Çok neşeli uyanırım. İyi uyanamayanlar için son derece sakıncalı bir tipim.

- Anı mı yaşarsınız, takıntılı mısınız?
- Anı yaşamayı öğreniyorum. Bunu öğrenmeye başladım. "Hep çok pozitifsiniz" denir bana. Sürekli böyle olmasını sağlamak kolay değil. Bazı mutlulukları elde edebilmek için emek vermek ve acısını çekmek gerekir.

- Gözünüzü kapattığınızda aklınıza gelen bir mutluluk karesi var mı?
- Kızım Duru doğduğunda göğsüme bıraktıkları an. Daha da bunun üstüne bir mutluluk yaşamadım. En top nokta bu!

Her şeyi pembe gören bir karakterim yok


- 13 yıldır evlisiniz. Taşlar yerine oturdu mu evliliğinizde?
- Hayat boyunca taşların tamamen yerine oturacağı bir dönem olacağını düşünmüyorum. Hayatımızda her gün bir taş olur ve bir yere eklenir. Birkaç taşla bu hayat geçmiyor. Sürekli bir yenilik var hayatımızda. Değişmeyen tek şey değişim. Biz bile hiçbir zaman bir önceki günkü kişi değiliz. Biz değişirken, karşımızdaki değişirken ilişki tabii ki değişir. Evlilik de böyle, hayat da böyle. Sürekli değişir. Ama bazı unsurları es geçmemek lazım; güven, saygı, sevgi evliliğin en önemli ayakları.

- Üzerine emek harcanması gerekiyor değil mi?
- Tabii. Ama emek zahmetli bir şey değil. Bir şeye emek verdiğiniz an onun değeri ortaya çıkar. Emek verilmemiş hiçbir şey sevgi değildir. 13 sene düzgün, güzel bir evliliğim var. Ama bu, taşlar yerine oturdu artık emek vermeyi kesiyorum anlamına gelmez. Evlilik de, aşk da, sevgi de böyle...

- Neden sizce insanlar ilişkilerini yürütemiyor?
- İnsanlar daha çabuk yılabiliyor. Artık her şey çok hızlı hayatta. Eskiden bir mektup yazılırdı, gönderilirdi, cevabı beklenirdi. Şimdi her şey saniyede yaşanıyor. Bu hız ilişkileri etkiliyor. Her şey çok hızlı yaşandığı için, ömür de bitecekmiş gibi her şey hızlanıyor.

- Romantik mi, realist misiniz?
- Romantiğim ama realiteden de uzaklaşmam. Öyle bir denge kurmaya çalışıyorum. Her şeyi pembe gören bir karakterim yok. Olduğu gibi net görürüm ama daha çözümsel bakabilen biriyim. O da beni biraz romantiklikten ayırıyor.