Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Mutsuz bir masaldan şöhrete

Mutsuz bir masaldan şöhrete

Dolce&Gabbana Sophia Loren için özel bir pembe ruj üretti. Pembe genç kız rengi olarak bilinir. Markanın 81 yaşındaki Sophia Loren için bu rengi seçmesi ilginç. Çünkü büyük bir yoksulluk içinde geçen gençliği boyunca böyle bir ruja hiç sahip olamadı Loren...

Moda dergilerini elinize alıp sayfaları karıştırdığınız zaman, Kendall Jenner, Cara Delevigne ve Gigi Hadid üçlüsünden başka bir şey görmüyorsunuz büyük ihtimalle. Bu üçlü şu anda neredeyse tüm moda ve kozmetik markalarının yüzü ne de olsa... Oysa sayfaları çevirirken biraz daha dikkatli olsanız bir kozmetik markası için pek de alışılmadık bir şekilde 81 yaşındaki bir kadının marka yüzü olduğunu fark ederdiniz. Tabii ki 80'ini deviren bu kadın öyle alelade bir kadın değil. Sinemanın gelmiş geçmiş en güzel ve en seksi kadınlarından biri olarak gösterilen Sophia Loren'den bahsediyoruz. Loren kısa bir süre önce Dolce&Gabbana modaevinin yüzlerinden biri oldu. Marka, ünlü oyuncunun 81'inci yaşını kutlamak için yumuşak pembe tonlarında bir ruj yaratıp ismini de 'Sophia Loren No:1' koyarak geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkardı. Günümüzde standart kozmetik ameliyatlar ve uygulamalar nedeniyle herkes ikiz kardeş kadar birbirine benziyor. Hatta elinde bir fotoğraf "Aynı bunun gibi olmak istiyorum" diyerek estetik cerrahların kapısını aşındıranlar var. Tam da böyle bir dönemde Loren, reklam kampanyası hakkında beynimize kazınması gereken bir açıklama yaptı. Oyuncu, "Evet, 81 yaşındayım. Bir kozmetik ürünün reklamında yer alması beklenen biri değilim. Ancak belki de benim hâlâ sizlere söylemem gereken bir şeyler vardır. Hepimiz, kalbimizin en derininden birbirinden farklı ve böylece daha güzel olduğumuza inanmalıyız. Biz kendimize inanmazsak kimse bize inanmaz. Ve çoğu zaman enerjinizi değiştirmek için sadece tatlı pembe bir ruj bile yeterli olur" dedi. Efsane güzelliğin ve etrafa yaydığımız enerjinin çoğu zaman içimizden ve küçük detaylardan geldiğini hatırlattı bize... Henüz 14 yaşında sinema dünyasına adım atan ve yıllar geçmesine rağmen hâlâ kırmızı halı etkinliklerinde zarafetiyle boy gösteren bu kadını dinlemeyelim de ne yapalım?

GURURLU BİR ANNE

Evet, 1934 yılında İtalya'nın başkenti Roma'da doğan Loren, 1949 yılında yani henüz 14 yaşındayken bir güzellik yarışmasına katıldı. Ve bu yarışma onun hayatını sonsuza dek değiştirdi. Loren, aslında soylu bir mühendis olan Riccardo Scicolone ile güzel bir piyano öğretmeni Romilda Villani'nin kızı olarak dünyaya geldi. Ancak soylu babası, annesinin tüm ısrarlarına rağmen evlenmek istemedi. Zaten aşkla başlayan ilişkileri soylu ve yakışıklı mühendisin iki çocuğunu ve sevgilisini yüzüstü bırakıp ailesinin yanına dönmesiyle son buldu. Yıllar sonra Loren o günleri, "Annem çok gururluydu. Âşık olduğu adam tarafından evlenmeye layık görülmemişti. Katolik İtalya'da evlenmemiş bir anne olmak büyük bir günahtı. Ben 'p.ç' olmanın acısını hep yaşadım. Annem de hep o..... muamelesi gördü" diyerek anlatıyor. Loren'in anne ve babasının aşkları masallardaki gibi sona ermeyince, normal şartlarda bir markiz olarak şatolarda yaşayacak olan Loren'in hayatı da bambaşka bir yola girdi.

LOREN YARALANDI

Eski sevgilisinden hiçbir destek almadan iki çocukla baş başa kalan Romilda Villani, çocuklarını büyütmek için piyano dersleri vermeyi sürdürüyordu. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında, günahkar bir kadın olarak çocukları için istediği şeyleri yapabilmek onun için pek de kolay olmuyordu. Açlık, üşüme, kötü kıyafetler evlerinde olağan şeylerdi... Ancak bir bombalama sırasında Sophia'nın yaralanması Villani'nin her türlü hakarete göğüs gererek kendi ailesinin yanına gitme kararı almasına yol açtı. Villani'nin annesi ev yapımı alkol yapıp satıyor, küçük bir bara çevirdikleri salonlarında da piyano çalıyordu.

PERDEDEN ELBİSE

Ailenin yeniden Roma'ya dönmesiyse Sophia'nın 'Miss İtaly' yarışmasına katılıp finalistler arasına girmesiyle oldu. Tabii ki oldukça fakir olan Villani'nin kızına seçmelere girecek elbiseler ve mücevherler alması pek de olası değildi. Koltuk örtülerini kesip yarışma gecesi için hep beraber bir elbise diktiler. Gerçek mücevherleri olmayan Loren bunların yerine taze çiçekler takarak podyuma çıktı. Evet farklı bir güzelliği olan Loren, finalistler arasına kalmayı başardı. Ancak birinciliği yakalayamadı. Yine de bu yarışma onun büyük bir oyuncu olmasının yolunu açtı. Çünkü yarışmanın jüri üyeleri arasında gelecekteki eşi olacak olan film yapımcısı Carlo Ponti bulunuyordu.

EVLİLİK İPTAL EDİLDİ

Ponti, İtalya'nın zengin ailelerinden birine mensuptu ancak sinema filmleri yapmaktan keyif alıyordu. Tanıştıklarında Ponti 37 yaşında evli ve iki çocuklu bir adamdı. Ancak kısa süre içinde 15 yaşındaki Loren ve Ponti arasında pek de masallara yakışmayan bir aşk yaşanmaya başladı. Bu aşkın çok büyük kısmı gizli saklı, kapalı kapılar ardında yaşandı. Bu aşk öyle büyüktü ki ikili 1957 yılında evlendi. Tanıştıktan yedi yıl sonra evlendiklerinde Ponti hâlâ ilk eşiyle evliydi. Bir Katolik olarak İtalya'da boşanma şansı olmayan Ponti, gelen baskılar yüzünden önce Loren ile evliliğinin iptalini istedi. Ardından da ikisi birlikte Fransa vatandaşlığına geçti.

ÖNCESİ VE SONRASI YOK
Ponti karısından boşandı ve sonra 1966 yılında Loren ile yeniden evlendi. Loren hayatının büyük bir kısmını meşru bir soyadı, ailesi ve hayatı olabilmesi için bekleyerek geçirdi. Resmen Ponti soyadını aldığında 34 yaşındaydı. Oyuncu, "Ponti için tamamen aşk demek yanlış. O benim babam, fikir hocam, arkadaşımdı. Benim hayal ettiğim resmi, yasal olan her şeye ulaşma köprümdü. O yüzden onun için beslediğim hisleri anlatmam imkansız. İki çocuğumuz, dört torunumuz oldu. 2007 yılında ölene kadar hayatımdaki tek erkekti. Ondan önce ve ondan sonrası yoktu benim için..." diyor...

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Mutsuz bir masaldan şöhrete
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz