X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Altın eller iş başında
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Altın eller iş başında

  • Giriş Tarihi: 14.11.2015
Altın eller iş başında
Altın eller iş başında

Dolmabahçe Sarayı Altın Varak Atölyesi'nde Osmanlı'nın geleneksel usulleriyle restorasyon çalışmaları yapılıyor. 120 yıllık atölyede 'altın eller' sihirli dokunuşlarla tarihi objelerin restorasyonunu organik malzemelerle gerçekleştiriyor

Dolmabahçe Sarayı'nın geniş bahçesindeyiz. İhtişamlı selamlık binasını ve sadeliğiyle dikkat çeken haremlik bölümünü geçtikten sonra arkada yer alan teknik binanın yolunu tutuyoruz. Yolun hemen sonunda metal atölyesi, şukut atölyesi, avize ve aydınlatma atölyesi ve onun hemen yanında da kurşun atölyesi bulunuyor. Kısa bir yürüyüşün ardından Restorasyon ve Teknik Uygulamalar Başkanlığı binasına varıyoruz. Burada da birçok atölye var. Ama biz altın eller için buradayız. İlk olarak 35 yıldır kurumda çalışan, Kalemkârlar Atölyesi birim sorumlusu Onur Baybura karşılıyor bizi. Kalemkârlar Atölyesi'nde 32 kalemkâr çalışıyor. Altın Varak Atölyesi'nde ise beş kişi çalışıyor. Ardından bizi, beş kişilik ekibin çalıştığı Altın Varak Atölyesi'ne buyur ediyor. Burada çalışanlar 120 yıllık bir geleneğin son temsilcileri. İşlerini incelikle yaptıkları atölyeye girdiğimizde büyük üç tane masaya dizilmiş ebatları birbirinden farklı altın varak çerçeveler gözümüze çarpıyor. Ortada ise büyükçe bir çerçeve var. Etrafında da boy boy fırçalar, cımbızlar, taşlı aletler ve altın varaklar bulunuyor. 20 yıldır Osmanlı'dan yadigâr altın varak objelerin restorasyonunu yapan ustabaşı Arzu Kural masanın hemen yanı başında. O henüz lise yıllarında başlamış Dolmabahçe Altın Varak Atölyesi'ne. Kural: "Tarihi eserlerin yıpranmış hallerini gördükçe çok etkilendim. Yıpranan tarihi objenin restorasyonunu yaptıktan sonraki halini görünce sanki bir hastayı tedavi etmiş gibi hissediyorum. El yetisi önemlidir bu işte ama sevmeden yapamazsınız, altın varak objelerin restorasyonunu yapmak gönül işi, sabır işi" diyor. Zaman içinde hasar gören, yıpranan, parçası kopan ya da varakları dökülen Osmanlı'dan günümüze kalan çerçeveler, kornişler, aynalar, konsollar ve birçok obje ona ve arkadaşlarına emanet. Çeşitli dönemlerdeki ekollerin altın varak usluplarını en ince ayrıntısına kadar biliyorlar. Restorasyon aşamalarını da aslına sadık kaldıklarını belgelemek için kayıt altına alıyorlar. Zaten duvarda altın varakları dökülmüş bir çerçevenin ilk hali ve restorasyonu bittikten sonraki halinin fotoğrafı asılı.

20 YILDA 600 ÇERÇEVE
Öncelikli amaç restorasyonu yapılan objelerin orijinaline sadık kalmak. Ustabaşı Arzu Kural da yılların birikimini bunun için sergiliyor. Titizlikle üzerinde durdukları noktalardan biri de tamir yaparken tamamen organik malzemeler kullanılması. Bunun için su bazlı çalışma yaptıklarını belirtiyor Kural: "20 yılık sürede 600 altın varaklı tarihi çerçeve restore ettik. Resim Heykel Müzesi'ndeki 400 çerçevenin hepsi elimizden geçti. Sarayda gezi güzergahlarındaki bütün eserleri de restore ettik" diyor. Ardından restorasyon aşamalarını göstermeye başlıyor. Restorasyon çalışmasının süresi eserin hasarına göre değişiyor. Zorlayan bir eser iki ay da sürebiliyor. Eğer büyük bir hasar yoksa üç haftada bitiyor.

ABDÜLMECİD'İN PORTRESİ

Restorasyon için sıra bekleyen obje de çok. Arzu Kural'ı en çok heyecanlandıran ise Abdülmecid'in portresinin çerçevesi olmuş. Kural: "Abdülmecid'in portresinin barok tarzdaki çerçevesinin restorasyonunu yapmak müthiş bir duyguydu. Gelecek nesillere ulaşacağı için mutluyum. Elimden hayalini kurduğum tüm altın varaklar geçti, yapmak istediğim her şeyi yaptım" diye gururlanıyor. Ustabaşı Kural'ın yanında yetişen Şeyma Öztürk ise yedi yıl önce atölyede çalışmaya başlamış. Usta-çırak ilişkisiyle öğrenmiş tüm incelikleri. O da söze dahil oluyor: "Tarihe dokunmak bambaşka bir duygu. Tarihi eserlere kolay kolay herkes müdahale edemez. Uzman olunması lazım. Altın varak restorasyonu çok sabır gerektiriyor. Çerçeve, mobilya restorasyonundan daha ince işçilik ister, bundan dolayı daha zordur." Kısa bir süre sonra Kural'ın öncülüğünde atölyeden çıkıp Dolmabahçe Sarayı'nı gidiyoruz. Saraydaki kristal merdivenlerden yukarı çıktığımızda hemen sağımızda iskeleler üzerindeki kalemkâr ustalarının Zülfeçeyn Salonu'ndaki altın varakların restorasyonu için harıl harıl çalıştığını görüyoruz.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN