X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu çok büyük bir meydan okuma
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu çok büyük bir meydan okuma

  • Giriş Tarihi: 13.2.2016
Bu çok büyük bir meydan okuma
Bu çok büyük bir meydan okuma

Bir Türk orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, klasik müziğin başkentinde, Mozart'ın evinde konser verdi. 16 yıllık mazisinde hep hedef büyülterek yoluna devam eden BİFO için bu bir meydan okumaydı. Şef Sascha Goetzel "Harikulade ve çok büyük bir meydan okuma. Bu sanki Şampiyonlar Ligi'nde son sekize kalmak veya daha da başarılı olmak gibi bir şey" diyor

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın (BİFO) Viyana'da Konzerthaus'ta konser vereceğini duyduğum zaman şaşırmadım desem yalan olur. Klasik müziğin başkentinde, Mozart'ın evinde bir Türk orkestrası konser verecekti! Sıra dışı bir durumdu ve aynı zamanda tatlı bir meydan okumaydı. Lakin bu konserin Avrupa turnesinin ilk konseri olduğunu, sonrasında Almanya'da da üç konser vereceklerini öğrenince içten içe kıvanç duyduğumu da itiraf edeyim. 16 yıllık bir mazisi olan orkestranın geldiği nokta gerçekten önemliydi. 1999'da kurulduğunda Yıldız Sarayı'ndaki ilk konserine gidememiştim ama sonrasında hem Anadolu hem de Avrupa yakasında verdikleri konserlerin bir kısmını katılmıştım. Orkestra o yıllarda müzikle kıtaları birbirine bağladı. Sonra Türkiye'nin dört bir yanında verdikleri konserlerle memleketi müziğe doyurdu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın daimi orkestrası olmaları, yayınladıkları albümler ve 2014'teki hâlâ anlatıla anlatıla bitirilemeyen İngiltere'deki BBC Proms'ta verilen konser... Bunları düşününce aklıma BİFO'nun onursal şefi Gürer Aykal'ın "BİFO her yıl kalitesini daha ileriye götüren bir orkestra oldu" sözü geldi. Bu doğruydu. Şimdi ise yeni hedefleri vardı. Bayrağı 2009'de Aykal'dan devralan BİFO'nun daimi şefi Viyanalı Sascha Goetzel, aslında sürekli verdiği bir dağ örneği ile bu durumu anlatıyor: "Klasik müzik dünyasının Everest'ine tırmanmaya başladık. İlk albümle birinci, ikinciyle ikinci, üçüncüyle üçüncü ara kampa ulaştık. BBC Proms ile zirveye tırmanmaya başladık ve zirveyi gördük." Peki Avrupa Turnesi bu zirve sonrası BİFO için bir meydan okuyama mı? Goetzel bu soruya "Evet" yanıtını veriyor. Bu başarı hikayesini Goetzel ile konuştuk...

- Klasik müziğin kalbine turneye gidiyorsunuz. Genelde Batı orkestraları Türkiye'ye gelirdi. Şimdi bu durum tersine dönüyor. Nedir bu değişimin sebebi ve nasıl yorumlamak gerek bu durumu?
- Salzburg Müzik Festivali'ne katıldığımızda ve Respighi, Schmitt ve Hindemith kaydı yaptığımız ilk CD'mizi çıkarttığımızda, uluslararası ölçekte geniş bir müziksever kesime, özgün BİFO kalitesini göstermiş olduk. Müthiş olumlu eleştiriler yapıldı ve aldığımız karşılık öylesine cesaret vericiydi ki, bize uluslararası sahnelerin en heyecan verici orkestralarından biri olma vizyonumuzu gerçekleştirmek üzere yolumuza devam etmekten başka seçenek kalmadı. İki CD daha kaydettik. Sonra dünyanın en büyük ve en saygın klasik müzik etkinliği olan BBC-Proms'ta çaldık. Burada 100'den fazla konser verildi ve bizim konserimiz en iyi üç performans arasına girdi. Bütün bu adımlar sonucunda BİFO uluslararası düzeyde yüksek bir itibara sahip oldu. Şimdi klasik müzikle ilgilenen herhangi biri, BİFO'yu dünyada en fazla heyecan veren genç orkestralardan biri olarak tanıyor.

- Bu turne aynı zamanda tatlı bir meydan okuma mı?
- Kesinlikle öyle! İlk kez, sadece büyük bir festivalde bir konser vermekle yetinmeyeceğiz. Avrupa'nın itibarlı mekânlarında dört konser veriyoruz. Harikulade ve çok büyük bir meydan okuma olacak. Bu turneden daha da güçlenmiş olarak çıkacağımızı size şimdiden garanti edebilirim.

İNANILMAZ ÖLÇÜDE GURURLUYUM

- Viyana sizin doğduğunuz yer. Şefi olduğunuz orkestra ile Viyana'da konser verecek olmanın sizde özel bir anlamı olmalı?
- Evet, benim için çok özel... Müzik yönetmeni olarak müzisyenlerinizin babası gibi hissediyorsunuz kendinizi. Deyim yerindeyse, 'müziksel çocuğumu', hâlâ dünyanın müzik başkenti olduğuna inandığım kendi kentime götürüyor olmak bir 'babanın' yaşayabileceği en güzel deneyimlerden biri ve beni inanılmaz derecede gururlandırıyor.

- 16 yılın sonunda BİFO kendi sesini buldu mu? Nasıl bir ses bu?
- Hâlâ üzerinde çalışıyoruz. Ancak sanırım bizim özel bir çalış tarzımızın bulunduğunu ve sound'un da bunun bir parçası olduğunu söyleyebilirim. BIFO sound'unun karakteristik özellikleri enerjik, güçlü çalış ve izleyiciyi binbir gece renkleriyle bezemektir. Buna dünyanın PP adını verdiği müzikteki çok yumuşak sound da dâhildir. Bu, son derece zengin ve güçlü, aynı zamanda yumuşak ve duyarlı çalabilme yetkinliği dünyada çok az orkestranın sahip olduğu çok özel bir kombinasyondur.

ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAK

- Türkiye'de daha önce bir filarmoni orkestrasının böylesine başarılara imza attığı görmedik. Neden daha önce bir orkestramız böylesi başarılara imza atamamıştı, bu anlamda BİFO'nun bu başarılara imza atarken yaptığı nedir?
- Şimdi BİFO'ya bakıyoruz ve onun ne kadar başarılı olduğunu görüyoruz. Bu sanki Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya, sekize kalmak veya daha da başarılı olmak gibi bir şey... Ama bütün büyük takımlarda olduğu gibi bizde de başarıyı getiren bir değil, birçok neden var. Öncelikle şunu bilmeliyiz ki, bireysel oyuncuların kalitesi ve takımın karışımı toplam kaliteyi ve büyüme yeteneğini ortaya çıkartır. Eğer 100 lider varsa takım iyi bir performans ortaya koyamaz. Bizdeki her oyuncu belirli bir amaca hizmet eder. Herkes kendini önemli hisseder ve herkes sorumluluklarını bilir. Bu sorumluluklar her oyuncu için farklıdır. Başkanımız Zeynep Hamedi, Genel Direktörümüz Ahmet Erenli, Sacide Erkman ve Orkestra Müdürümüz Aydın Dorsay ile dünyadaki en iyi idari ekiplerden birine sahip olduğumuzu düşünüyorum. Onlar ve onların desteği olmasaydı, başardığımız bu gelişimi ortaya koyamazdık. Bunun ardından da oyuncularıyla ortak kimyayı yakalamış, liderliği ile oyun vizyonunu takip ettirecek kadar onların güvenini kazanmış olan antrenör geliyor. Elde edilen ilk başarılarla herkes doğru yolda olduğunu anlıyor. Gerisi ise çalışmak, çalışmak ve tekrar çalışmak...

BİZ DE DEĞİŞTİK SEYİRCİMİZ DE DEĞİŞTİ

- Türkiye'de klasik müziğin evrenselliği uzun yıllar göz ardı edildi. Elit bir müzik olarak görüldü. Orkestraların, festivallerin çabalarıyla bu algı kırılıyor. Uzun yıllar Türkiye'desiniz bu konuda sizin gözlemleriniz nelerdir, var mı unutamadığınız durumlar?
- Müzik evrensel bir dildir ve herkese aittir. Bizim sorumluluğumuz mümkün olduğu kadar çok çeşitli müziği sunmaktır. Ruhani müziklerden ciddi müziğe, klasikten caza ve danstan deneysel müziğe kadar uzanan geniş bir yelpaze var. Ben müzikte bir tek ayrım yaparım: İyi müzik kalbinize dokunan müziktir; kötü müzik bunu yapamaz. Geçen aralıkta İstanbul'da düzenlenen Amerikan Festivali'nde yaşadığımız deneyim, yıllar içinde seyircinin ne kadar değiştiğini gösterdi bize. Türkiye'de hiç çalınmamış altı parçadan oluşan avangart bir program olmasına rağmen konser salonu neredeyse tamamen dolmuştu. Benim için hayret verici bir andı. Altı-yedi yıl önce böyle bir konsere bunun yarısı kadar, belki daha da az sayıda insan gelirdi. Sadece biz değişmekle ve büyümekle kalmadık, seyircilerimiz de bizimle birlikte aynı şeyi yaptı. Onlarla çok gurur duyuyoruz.

BİR FUTBOL TAKIMI DA KURACAĞIZ

- Bir futbol tutkunu olduğunuz öğrendim. Hatta küçükken futbolcu olma yolunda epey çalışmışsınız. Ama bir sakatlık sonucu müzikle yola devam etmişsiniz. Futbol ile klasik müzik arasında bir benzerlik kurulması mümkün mü?
- Evet, tabi... Özellikle orkestra müziğinde... Takım ruhunu oluşturmakla başlıyor ve belirli repertuarlar için belirli taktikler oluşturmaya kadar uzanıyor. En az bunlar kadar önemli olan bir konu da ekibi bütün sezon boyunca aynı şekilde motive edebilmektir. Bu tamamen bir takım çalışmasıdır ve çok çalışan, ama aynı zamanda çalmaktan her zaman keyif alan çok güçlü ve esnek bir takım oluşturmakla ilgilidir.

- Viyana Filarmoni Orkestrası'nın bir futbol takımı varmış. Burada da böyle bir takım kurma fikri var mı? Eğer takım kurulsa maç yapılsa nasıl bir sonuç çıkar?
- Evet, böyle düşüncelerimiz var. İlk maçımızı kesinlikle yapacağımızı bu yaz söyledik.

İSTANBUL'UN SESİ İLHAM VERİCİ

- Uzun zamandır Türkiye'de ve İstanbul'dasınız? Nasıl bir sesi var Türkiye ve İstanbul'un?
- Zengin, bazen vahşi, hatta trafik sıkıştığında bazen çılgın boyutlara varabilen, ama her zaman renkli ve denize yakın olduğunuz zaman güzel bir sükûnet taşıyan bir sound bu... Asla sıkıcı değil. büyüleyici ve daima ilham verici...

BİFO'NUN 16 YILLIK BAŞARI ÖYKÜSÜ

1999
Şef Gürer Aykal yönetiminde BİFO ilk konserini Yıldız Sarayı'nda verdi.

2003
İKSV'nin daimi orkestrası oldu.

2006
Turkey-Europe Week kapsamında Brüksel'de ilk önemli yurtdışı konserine çıktı.

2008
BİFO çocuklar için ilk kez konser verdi.

2009
Aykal'dan daimi şefliği Sascha Goetzel devraldı.

2010
Respighi/Hindemith/ Schmitt adlı ilk uluslararası albümü, ocak ayında Avrupa'da, martta da ABD'de yayımlandı.

2010
Salzburg Festivali'nde konser verdi.

2010
Andante dergisinin Yılın En İyi Orkestrası ödülünü kazandı.

2012
Music from the Machine Age adlı ikinci albümleri yayımlandı.

2014
Londra'daki BBC Proms'a davet edilen ilk Türk topluluk oldu. Burada verdiği konser ile herkesi büyüledi.

2014
Rimsky-Korsakov: Scheherazade adlı üçüncü albümleri yayımlandı.