X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tarihle el ele modern hayat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tarihle el ele modern hayat

  • Giriş Tarihi: 9.4.2016
Tarihle el ele modern hayat
Tarihle el ele modern hayat

Fatih’in Haliç kıyısındaki Fener ve Balat semtleri arka sokaklarında pek çok tarihi yapı ve sayısız öykü barındırıyor. Üstelik son dönemde açılan hip kafeler, minik butikler ve tasarım dükkanlarıyla semtte, tarihle modern şehir hayatı buluşuyor

Nazım Hikmet Piraye'ye yazdığı şiirinde biricik aşkının gözlerini "yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde"ye benzetir. Ve ekler "sırrını her gün bir parça veren fakat hiç bir zaman büsbütün teslim olmayacak olan." İşte tam da Nazım'ın anlattığı gibi bir kenttir. Pırıltılı, uçsuz bucaksız bir uçurum, durmadan değişen bir ebedi madde, sokaklarını arşınlayanların kulaklarına sırrını fısıldayan ancak asla bütünüyle kimsenin olmayacak olan… Dünyada kaç kent sayabilirsiniz ki İstanbul kadar güzel, karmaşık, zorlu ama bir o kadar da sürprizli? Savaşlara direnmiş, istilaları atlatmış, insanların hoyratlığına göğüs germiş bu kenti keşfetmenin en güzel yolu belki de yeniden turist olmak sokaklarında. Hem bahar da kapıda. Var mısınız bu kadim şehri keşfetmeye tarihi çok eskilere dayanan fakat günümüzde giderek popülerleşen Fener- Balat ile başlamaya? Fatih'in Haliç kıyısındaki Fener ve Balat semtlerinin arka sokaklarında, çoğu bakımsız cumbalı ahşap evler var. Bizans deniz surlarının içinde kurulan Fener'de yaşayan Rum nüfus, fetihten hemen önce evlerini terk etmiş ancak Fatih Sultan Mehmed'in kendilerine dokunulmayacağı ve ibadetlerinde serbest bırakılacakları garantisini vermesi üzerine geri dönmüşler.

SAYISIZ TARİHİ YAPI
Fener ve Ayvansaray arasında yer alan Balat ise karşısındaki Hasköy gibi geniş Yahudi nüfusunu barındırmış yıllarca, bu nedenle de cami ve kiliselerle birlikte sinagoglar da günümüze ulaşmış. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi semtin en önemli tarihi yapısı. Eğer İstanbul'daki Bizans kiliselerinin en parlak dönemlerinde nasıl göründüğünü merak ediyorsanız patrikhaneyi mutlaka görmelisiniz; muhteşem dekorasyonu, ışıl ışıl ikonaları ve mumları ile çok etkileyici bir bina. Aziz Stefan Bulgar Kilisesi sahilde yer alıyor. Bugün daha çok Makedonyalıların kullandığı kilise her gün 09.00-17.00 arası . 1881'de mimar Pericles Demades tarafından Fransa'dan ithal edilmiş malzemeler kullanılarak inşa edilen devasa kırmızı tuğla bina Fener Rum Erkek Lisesi. Zaman zaman "Kırmızı Kale" olarak da isimlendirilen yapıyı görmeden turu tamamlamamak gerek.

HİP KAFELER YAN YANA
Semti gezerken biraz mola vermek isterseniz sokak aralarında ufak kafeler var. Serhat Ersürel'in sahibi olduğu Cumbalı Kahve yaklaşık bir senedir açık. Burası çok özel çekirdekler kullanan bir kahve dükkanı. Türk kahvesi 9 TL. Sayısız filtre kahve çeşidi bulunan mekanda fiyatlar 12 ila 35 TL arasında. Kahvenin yanında tatlı bir şey de yemek isterseniz limonlu haşhaşlı kek var. 8 TL. İstanbul'da hafta sonu rahat kahvaltı edilebilecek mekanların sayısı iki elin parmağını geçmiyor. Yaklaşık bir buçuk ay önce açılan Tin Balat bu iddiada. Burası eskiden fırın olan minicik bir dükkan. Fakat mekan sahipleri güneş açtığı an masalarının dolduğunu söylüyor. Gizem, Gamze Cüce ve Ayşegül Özcan'ın sahibi olduğu mekanda hafta sonları kahvaltı ve çay kahve çeşitleri servis ediliyor. Serpme kahvaltı 17 TL. Menüde bir de salatalar var. Onlar da 10 TL. Hobbit House Balat dört hafta önce açılmış bir mekan. Sloganı "Müşteri değil misafir, işletme değil ev." Sahipleri Murat ve Sinem Asilcan çifti. Murat Bey sanat tarihçisi, Sinem hanım ise sinema televizyon mezunu. İkili gönüllerine göre doğal kahvaltı edecek mekan bulamayınca kolları sıvayıp burayı açmış. Ekşi mayalı ekolojik ekmekler ve sınırsız çay içeren Hobbit kahvaltısı 25 TL. Menemensiz kahvaltıdan kalkmam diyenlerdenseniz farklı çeşitler içeren Gandalf kahvaltısı 35 TL. Menüde bir de ölümsüzlük çorbası dikkatimi çekiyor. Köz patlıcanla yapılan çorba şimdiden kendi kitlesini oluşturmuş durumda. Üç katlı mekanın en üst katı 14 kişilik. Burada genellikle doğum günü kahvaltıları yapılıyor. Fakat rezervasyon şart. Mekanın bir başka önem verdiği noktada paylaşım. Burada istediğiniz kıyafeti alabileceğiniz bir açık gardırop bulunuyor. Ayrıca yeni sahibini bekleyen oyuncak ve kitaplar rafları süslüyor. Mahallenin tüylü sakinleri de unutulmamış. Bittikçe doldurulan bir mama kabı da mekanın girişine yerleştirilmiş. Semtin son dönemlerde yıldızı parlayan yeri Yıldırım Caddesi. Eskicisi de var, el yapımı ayakkabı satan dükkanı da... Cam atölyesi ile vejetaryen kafe yan yana... Cadde dediğimize bakmayın aslında daracık bu yol. Girişinde el yapımı ve vintage parçalar satan Rag'n Roll adlı bir mağaza var. Yan komşusu bir ayakkabıcı. Minush bildiğiniz ayakkabıcılara pek benzemiyor. Hepsi Mine Atalar'ın tasarımı ve el yapımı. O bu sokağın eskisi. Yaklaşık beş senedir açık olan mağazada ayakkabılar ucuz sayılmaz ama fiyatlar uçuk da değil.

RENGARENK SOKAKLAR
Karşılarındaki rengarenk kafenin adı Naftalin K. Kedi dostu ve vejetaryen bir mekan. Yaklaşık bir buçuk sene önce açılmış. Sahibi Zeynep Hakgüder Yılmaz. Karşı köşedeki Naftalin Vintage'ın sahibi Bülent Yılmaz'la evli Zeynep Hanım. Aslında kütüphaneci. Eski bir depo olan bu mekanın küllerinden doğmasını sağlamış çift. Öyle şirin bir yer ki. Müzikler pikaptan bir kere. Plak bitince Zeynep Hanım koşarak gidip değiştiriyor. Duvarlar eski resim ve posterle dolu. Soba yanıyor bir köşede. Üstelik menü yöresel yemek ve kahvelerle dolu. Hatay mutfağından lezzetler servis ediliyor. Mardin kahvesi ünlü. Eğer kısa bir mola vermek yerine güzel bir yemek yemek istiyorsanız Agora Meyhanesi'ne gidebilirsiniz. Burası şarkılara konu olan Agora Meyhanesi'nin yeni hali. Mürselpaşa Caddesi'ndeki meyhane mekânın 100 yılı aşkın geçmişine sadık kalınarak ama bir yandan da nostalji rüzgarına kapılmadan tasarlanmış. Balat'ta uğramanız gereken bir başka lezzet durağı da Balat turşucusu. 43 yıllık. Tadı, tuzu, sirkesi tam tadında.

ATÖLYELER VE ANTİKACILAR DA BURADA
Uzun yıllar Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde Almanca öğretmenliği yaptıktan sonra emekli olan Dietlind Akçetin yakın zamanda Beşiktaş'tan Balat'a taşınmış. Bir yıldır mahalleye gide gele gediklisi olduğu kafede otururken konuşuyoruz Akçetin'le. "Balat'taki mahalle kültürü artık İstanbul'un çoğu semtinde bulunmuyor" diyor, çayından bir yudum alıyor ve gülümseyerek "Artık kendimi evimde hissediyorum" diyerek bitiriyor sözlerini. Hızır Çavuş Mescidi Sokak No:40'ın köşesinde sizi çok özel bir mekan bekliyor. Adı Olmadık Projeler Atölyesi. Mekanın sahibi Seçkin Can. Kapısı sanatçılara sonuna kadar açık olan mekanı Seçkin Bey atölye, ortak çalışma alanı ve kahveci olarak tanımlıyor. Üç aydır açık. Giriş katı cafe, aşağıda ise tiyatro, müzik, fotoğraf çalışmaları ve atölyeler yapılıyor. Burada Americano 4-5 TL, latte 6-7 TL. Eğer kahvenin yanında bir şeyler atıştırmak isterseniz ev yapımı cupcake'ler var. Fiyatı 3 TL. Burası her gün 09.00-22.00 arasında açık.

DÜKKANA NUR YAĞIYOR
Kulis Vintage sinema filmleri ve tiyatro oyunlarından kostümler satılan bir ikinci el mağazası. İki buçuk ay önce açılan mağazanın sahibinin iki ortağı var. Kostüm tasarımcısı Sinan Saraçoğlu ve İnci Kangal. Burada farklı dönemlerden farklı parçalar kategorize edilmiş halde sergileniyor. Normalde vintage ürünler satan mağazalardaki eski eşya kokusu burada yok. Mekan ferah, çeşit bol. Satılmayan, sadece kiraya verilen parçalar da var. Balat son dönemde sanatçıların atölyeleri için de tercih ettiği bir semt. Seramik sanatçısı Saliha Kartal bu isimlerden biri. Saliha Kartal Studio aslında sekiz yıllık bir atölye ama üç ay önce Balat'a taşınmış. 09.00-18.00 arası açık. Burası hem atölye hem de showroom olarak kullanılıyor. Geleneksel esintili modern tasarımlar ve butik ürünler satılıyor. Kulak Atelier bir başka seramik atölyesi. Zeynep Saraçoğlu ve Pınar Phliskirk buranın iki ortağı. 2012'den beri açık olan atölyede günlük kullanıma yönelik tasarımlar ve porselen çalışmaları yapılıyor. Bardakların fiyatları 35 ila 65 TL, tabaklar ise 75 ila 95 TL arasında değişiyor. Atölye 10.00-18.00 arasında açık. Zaman zaman workshoplar da düzenleniyor.

ESKİ USUL TABELACI
Balat'ta alışılmışın dışında dükkanlarla da karşılaşmanız mümkün. Bürkan Özkan'ın klasik tabela atölyesi bunlardan biri. Özkan aslında uzmanlık alanı tipografi olan bir grafik sanatçısı. İki yıldır Balat'ta yaşıyor. Dört ay önce açtığı atölyesinde 50 sene önceki teknikle saç ve ahşap üzerine tabelalar yapıyor. Müşterileri genellikle Balat'taki esnaf ama tabelalarını gören hayran kaldığı için başka semtlerden de sipariş almaya başlamış. Maison Balat mahallenin en yeni antikacılarından. Sadece bir ay önce Cenk Mikailoğlu'nun açtığı dükkana sadece antika alışverişi yapmak için değil çay, kahve ve tatlı için de uğramak mümkün. Türk kahvesi 5, tiramisu 8 TL. Mikailoğlu Karaköy'de bir yer aradığını fakat dükkan sayısının az olması ve kiraların yüksekliği sebebiyle Balat'ı tercih ettiğini anlatıyor. Maison Balat her gün 10.00-19.00 arası açık. Mahallenin ilk sahafı geçen hafta açılmış. Çiçeği burnunda dükkanın adı Antik Kuntik Nostalji. Sahipleri önceki yıllarda Beyazıt'ta sahaflık yapmış İzzet Yılmaz ve Serkan Topal. Burada kasetler, filmler, plaklar ve eski dergiler bulmanız mümkün. Eskici Tozlu Raflar semtin en eskilerinden. Sahibi Doğan Gürcü. Gürcü işçi emeklisi. 25 yıldır efemera topluyor. Emekli olunca altı sene önce bu dükkanı açmış. Fiyatlar uçuk değil. Dükkandaki antika eşyaları ellemek serbest. Gürcü "Kapıdan çıkıncaya kadar kırılan her şey benim sorumluluğumda" diyor. Böyle olunca da müşteriler rahat ediyor. Gürcü dükkanda kendi yapımı tasarım ürünler de satıyor. Bir saatle çatal kaşık takımını birleştirdiği minik robot muzip muzip bakıyor eskicinin köşesinden. Fiyatları da 70-80 TL civarında.