X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dünyada emanet olduğumuzu iyi bilirim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dünyada emanet olduğumuzu iyi bilirim

  • Giriş Tarihi: 30.4.2016
Dünyada emanet olduğumuzu iyi bilirim
Dünyada emanet olduğumuzu iyi bilirim

20 yıldır medya sektöründe çalışıyor. Hep yenilik peşinde, kadınlara yönelik yayın yapan bir kanal açan Esra Oflaz Güvenkaya çok çalışıyor ama maneviyatı ihmal etmiyor ve her sabah şükür ederek güne başlıyor

Güneşli bir bahar gününde Nantaşı'nda bir otelin terasında buluşuyoruz. Esra Oflaz Güvenkaya her ki gibi güler yüzlü, şık, zarif. Medya sektörünün ünlü ismiyle sohbetimiz kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı olduğu kadın odaklı televizyon kanalı Lifetime ile başlayıp yaşadığı elim kazanın onu nasıl değiştirdiğine kadar uzandı.

- Yeni bir televizyon kanalı açmak cesaret gerektirmiyor mu?
- Çocuk doğurmaktan farksız. İnandığım konuda cesur olurum. Bir iş kadını, bir müteşebbis olarak 'de medyada bir kadın kanalı eksikliğini hissettim. Üç sene önceydi. Stüdyolarımız ve imkanlarımız böyle bir kanalı yerel olarak yapmaya imkan veriyordu. Ancak ben 20 senelik kariyerimde hep uluslararası iyi markalara inandım. Bunun sebebi işbirliğine güvenmem. Bizim sektörde içerik kraldır. Kaliteli içeriğin devamlı sunulması bir kanalı başarılı yapar. Buradan yola çıkarak en iyi kadın odaklı kanallarını taradım dünyada. Çok fazla da yok. Biz de en iyisini seçtik. Önümüze kanalın şifreli olması engeli çıktı. 150 milyon haneye satılan bir kanal bu. Biraz zaman aldı. İki sene sonunda ikna oldular. Daha önce lisansör olarak çalışıyordum ama bu bir ortak girişim. Üstelik yerli içerik de üretiyoruz. Biri sabah kuşağında yayımlanan Özge Uzun'un sunduğu Hayat Başlasın. Bir de iki ünlünün sunacağı bir moda ve stil programı olacak. Ardından ünlü bir formatı Türkiye'ye uyarlayacağımız bir program yayınlayacağız. Akşam kuşağında erkeklere de hitap eden ödüllü programlarımız ve ilk defa yayınlanacak filmlerimiz var.

- Nasıl bir kanal olacak bu?
- Her şeyiyle pozitif bir kanal. Sayısız program alternatifi arasından bizim zevklerimize ve ailevi değerlerimize en uygun olanlarını seçtik.

- Neye göre karar verdiniz?
- Bir araştırma yaptık. Değişik sosyoekonomik gruplardan, farklı yaşlardan kişilere ne izlemek istediklerini sorduk. Kanalımızda kavga, gürültü, birbirine bağıran, söven insanlar yok. İnsanları iyiye doğru yönlendirmeye çalışıyoruz.

KİMSEYİ EVLENDİRMEYECEĞİZ

- Evlilik programı olmayacak mı?
- Evlilik programımız olmayacak. Herkes kendi başına evlensin. Görücü Usulü diye bir programımız var ama. Böyle başarılı evlilikler yapan insanların hikayeleri anlatılıyor.

- Televizyonculuğun hangi yönünü seviyorsunuz?
- Dinamizmi heyecan verici. Çok küçük yaştan itibaren bu işte olduğum için başka iş de bilmiyorum. Amerika'da okurken büyük bir medya kuruluşunda staj yapıyordum. Cesur ve Güzel'i getiriyorduk Türkiye'ye. Çok tıfıldım. Bütün ekonomi, uluslararası iş ve finans eğitimime rağmen beni dizinin hayran mektuplarını yanıtlama işine verdiler. O zaman New York Üniversitesi'nde okuyan arkadaşlarım benimle dalga geçti. "Hani ekonomist olacaktın, gittin Güzin Abla oldun" dediler. Bu işin her noktasında çalıştım. Faks da çektim, program alımı da yaptım.

ÖLÜMÜ HİSSETTİM

- Ya kanal tutmazsa?
- İnanılmaz pozitif bir insanım. Çok meşhurumdur bu yönümle. Hatta arkadaşlarım benimle dalga geçerler "Polyanna" diyerek. Bardağın dolu kısmına bakarım. Tüm kalbimi koyayım, elimden geleni yapayım, ardından da kaderci tarafım ortaya çıkar. Olduğu kadar olmadığı kader. Yayıncılık işinde kontrol edemediğimiz parametreler var. Kötü olabileceğine dair aklıma en ufak şey getirmem. Çünkü düşüncelerin gerçeğe dönüştüğüne inanırım.

- Instagram'da kendinizi "Anne, eş, mistik, iş kadını" olarak tanımlıyorsunuz. Mistik konulara nasıl yöneldiniz?
- 18 yaşında büyük bir trafik kazası geçirdim. 100 km ile gitmekte olan bir araba kaldırımdayken bana ve bir arkadaşıma çarptı. O hızla giden bir araba size çarptığında önce yukarı doğru sizi uçuruyor, altınızdan geçerken siz yere çakılıp patlıyorsunuz. Benim vücudum da patladı. Patlamış daha doğrusu. Kan revan içinde kalmışım. Orada ölüme yakın bir tecrübe yaşadım. Gittim geldim yani. Etraftakiler bakmış. Nabzım yokmuş. Önce bana çarptığı için arkadaşım nispeten az hasar almış. Onu hastaneye götürmüşler. Beni öldüm sanarak kaldırımda bırakıyorlar. Sonra mahallemizin eczacısı gelip bir daha kontrol ediyor öyle anlaşılıyor ölmediğim. Annem Bağdat Caddesi'nde kazanın olduğu yerden gelirken büyük bir kaza olduğunu görüyor. Her yer kan revan. Birinin çocuğu gitmiş derken yerde bir ayakkabı teki görüyor. Bana kendisinin aldığı bir ayakkabı olduğunu fark edince kaza geçirenin ben olduğumu anlıyor. Bayılıyor.

- Ne kadar sürdü iyileşmeniz?
- Allah yardım etti. Uzun bir iyileşme süreci geçirdim. Bir seneye yakın yatakta kaldım. Kıkırdağıma kadar diktiler. Her yerim paramparça oldu. Cildim tamamen soyuldu. Ailem ayna vermedi bana. O dönem itibariyle Allah istemezse hiçbir şeyin olmayacağına inanan, sezgileri kuvvetli, Allah'ın mucizelerine güvenen, çok şükreden bir insan oldum. Sabahları ilk yaptığım iş şükretmektir. Dünyada emanet olduğumuzu iyi bilirim. Hepimiz birer ziyaretçiyiz. Kısıtlı zamanımız var. Bu zamanda insanlar için iyi şeyler yapan bir insan oldum. O kazanın dönüştürücü gücü oldu üzerimde.

- Hasar var mı vücudunuzda?
- Çok iz var vücudumda. Her yerim patlak çatlak. Gözaltımda, yüzümde, kollarımda... Hiçbir şey yapmadım onları yok etmek için. Barışığım yara izlerimle. Onlar bana hayatta kaldığımı ve ne kadar şanslı olduğumu düşündürüyor. Arkadaşlarım beni kazadan ötürü şanssız bulur zaman zaman. Oysa ben kaza ile ilgili tam tersini düşünüyorum: "Ben çok şanslıyım, hayatta kaldım." Evet, zordu. Bedenim zarar gördü, okul hayatım sekteye uğradı. Ama şükür hayattayım ve sağlıklıyım.

İŞTE MÜKEMMELİYETÇİYİM

- Hiç kızmaz mısınız?

- İş hayatı başka. Çok mükemmeliyetçiyim. İnsanlar yaptıkları işi kalpten yapsınlar isterim. İşini iyi yapmayan bir iş arkadaşım karşısında önce üzülürüm, sonra kızarım. Çünkü hayat kolay değil. Bizler sıfırdan buralara gelmiş insanlarız. Herkes evine ekmek götürüyor. İş savsaklandığında, ucundan tutulduğunda kızarım. Kızdığımda bir gider nefes alırım. Zaten biraz sonra sinirim geçer.

- Arianna Huffington'a benziyorsunuz biraz. Medya sektöründe kariyer sahibi, güçlü ve güzel bir kadınsınız. O kitaplar yazıyor. Sizin de var mı böyle bir niyetiniz?
- Yazıyorum. Yaşama dair, yaşadıklarıma dair bir kitap olacak. Gizler var hayatımda. Şunu diyeceğim kitapta: "Hiçbir şey göründüğü kadar iyi ya da göründüğü kadar kötü değildir."

AKŞAMLARI DUA EDER ZİKİR ÇEKERİM

- Bu kadar sağlıklı ve güzel olmak için çok çaba sarf etmeniz gerekiyor mu? Yoksa doğuştan şanslı kişilerden misiniz?
- Sabah 7.00'de spora giderim. Haftada en az beş gün... Elimde olsa her gün giderim. Dönüşümlü olarak cardio, ağırlık, yoga ve pilates yaparım. Çok seviyorum spor yapmayı. Akşamları meditasyon yaparım. Stresli zamanlarda gün içinde de yaparım. Bir şeye kızar ya da üzülürsem beş dakika nefesime odaklanırım. Dualarım var, zikirlerim var. Böyle bir harmanda yaşıyorum.

ÖNEMLİ OLAN İNSANIN KENDİNİ TANIMASI
- Ben genetik olarak şanslı bir kişi değilim. Babam kiloluydu. Annem 40 yaşına kadar incecikti. Sonra hep kilo derdi oldu. Ben kilo almadım. Ama itiraf ediyorum ki kilo almamak için çok çaba sarf ediyorum. Yiyorum kilo almıyorum diyenlere çok imreniyorum. Bu da Allah'ın bir lütfu. Önemli olan insanın kendini tanıması. Sebze ağırlıklı, alkali besleniyorum. Spor yapınca protein ağırlıklı besleniyorum. Evde taze yeşil çay yaptırıyorum, buzla soğutup gün içinde onu içiyorum. Metabolizmayı hızlandırıyor. Akşam elma sirkeli su içiyorum, yüze yerleşen toksinleri atıyor. Sabahları keten tohumlu limonlu bir suyum var. O da metabolizmayı hızlandırıyor. Hep çaba içindeyim.