Dergi hayatı settekinden eğlenceliym

Dergi hayatı settekinden eğlenceliymiş

atv ekranlarının son yıldızı dizisi eğlenceli, hareketli bir dergi olan Go Flamingo’da geçiyor. Ekran karşısında izlediğiniz bu dünyayı daha da yakından tanıtmak için, Seviyor Sevmiyor ekibi ile bünyemizde bulunan Cosmopolitan dergisinin ekibini bir araya getirdik. Onlarca filme konu olan dergicilik hayatına bir de Cosmopolitan çatısı altında bakalım


MODA DÜNYASI MESAİ İSTİYOR
Cosmopolitan Türkiye'nin Yayın Yönetmeni Özlem Kotan dizide Go Flamingo'nun Yayın Yönetmeni Gökhan Alkan, Kotan'ın odasında bir araya geldi.
Diziyi keyifle izlediğini söyleyen Kotan, dizideki Yiğit karakterinin aşırı sert olmasından pek de hoşnut değildi. İki üniversite mezunu Alkan, odayı heyecanla inceledi...
Tabii ki ortada dizide gördüğünüzden çok daha sıcak, samimi bir atmosfer vardı... Kotan'ın duvarı sayısız Cosmopolitan dergi kapağıyla bezeli odasında iki yayın yönetmeni konuşmaya daldı... Ben de o arada sorularımı kendilerine yöneltmeye başladım...
- Dizide oldukça sert bir karakteri canlandırıyorsunuz. Ben genç bir kız olsam dergide çalışmayı hayal etsem korkardım cidden sizden...
- Gökhan Alkan: Öyle demeyin. Yiğit karakterimiz oldukça zor bir görevi yüklenmiş durumda. Eğer yönetimi altında dergi başarısız olursa, dergi üç ay içinde kapanacak. Düşünebiliyor musunuz o kadar insanın işi ve hayatı tamamen ona bağlı... Bu yüzden de Yiğit tam bir işkolik, bulunduğu durum gereği de ister istemez sert... Amerika'dan bu motivasyonla gelmiş.
- Peki senaryoda ilk andan itibaren sizin bu kadar sert olmanız mı ön görülüyordu?
- G.A: Aslına bakarsanız hayır. Bu kadar sert olmayacaktım. Bir çekimde ben biraz daha sert bir tepki verdim ve sanırım yönetmenimiz bundan hoşnut kaldı. O andan sonra da benim karakterim daha da sert bir çizgide ilerledi.
- Stajyerle aranız biraz limoni...
- G.A: Olmaması imkansız. Bir tek baskıya gidecek sayfaları silmesi eksik kalıyor. Olmayacak anlarda olmayacak şeyler yapıyor, yayın yönetmeni de ister istemez tepki veriyor.
- Neye göre seçilir bir dergide stjayer, bu kadar panik olan bir stajyer çalışabilir mi bir dergide?
- Özlem Kotan: Dizideki stajyer karakteri oldukça uç bir örnek aslına bakarsanız. Bu tarz insanlar pek yer almaz dergilerde. Gelen insanı tabir-i caizse gözlerinden tanırız. Üç günde bir insanın kapasitesini anlarsınız. Meraklı mı, ilgili mi, bu işi öğrenmek istiyor mu? Tembelse ya da dergiciliği hoşça vakit geçireceği renkli ve eğlenceli bir ortam olarak algılıyorsa buralarda barınması zordur. Dışarıya farklı yansıyor olabilir ama iş yükümüz çeşitli ve ağırdır bizim.
- Peki dürüst olalım, dergilerde sert midir yayın yönetmenleri? Korkulacak karakterler midir?
- Ö.K: Yiğit açısından bakılırsa konuya; kapanma aşamasında olması derginin tabii onun da omuzlarına daha fazla yük binmesine neden oluyordur. Ancak gerçek hayatta bizimki gibi yaratıcılık isteyen işlerde sert tavırlar çalışanların motivasyonunu kırar. Bunu asla istemem.
- Hiç dergide çalışma, bir dergi atmosferini koklama şansınız oldu mu çekimlerden önce?
- G.A: Bir dergiye gittim, çalışma ortamını gördüm. Ama itiraf edeyim, burası benim gittiğim dergiye göre çok daha eğlenceli ve havalı.
- Ne hissettiniz Cosmopolitan'a ilk adım attığınızda, sonuçta Go Flamingo'nun da ilham kaynağı... Beklediğiniz gibi bir yer mi?
- G.A: Dediğim gibi yaşayan, enerjisi yüksek bir yer. Settekinden daha eğlenceli. Belli burada insanlar birlikte çok zaman geçiriyor ve belli ki keyifli vakit geçiriyorlar. Tatlı bir yer diyeyim. Bence dergide çalışmak çok zor. Yüzlerce sayfalık iş yapıyorsunuz. Matbaa haftasına kadar tüm bu işlerin bitmesi gerekiyor. İnsanı yoran ve yıpratan anlar da yaşanıyordur eminim.
- Yiğit Balcı karakteri cidden çok iddialı... Yakın mı onun giyim tarzı size?
- G.A: Ben fiziğime yakıştırdığım şeyleri giyen biriyim. Canlandırdığım karakter ise bu işin uzmanı. Bu karakteri canlandırmak beni modaya daha da yakınlaştırdı. Moda dünyası cidden mesai istiyor. Şu an sosyal medyadan da daha çok şey takip ediyorum modayla ilgili. Karakteri okuduğumda, giyinmek cidden bir mesai diye geçirdim. Sokakta yürüyen 10 kişiden 7-8 kişisinin bakması gerekiyor size düşünsenize.
- Bir yayın yönetmeni nasıl olunur?
- Ö.K: Okullu olmak şart. Edebiyat, basın yayın veya iletişimle ilgili dallardan birinde üniversite bitirmiş olması faydalıdır bence. Ben Saint Benoit ve İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Filolojisi mezunuyum. Yazmayı, çizmeyi hep çok sevdim. Yani kompozisyonu, hayal gücü ve kalemi kuvvetli olsun. Günümüzde herkes herşey yapıyor!
Sonra da traji-komik hatalar gündemi meşgul ediyor. Özellikle Cosmopolitan gibi lisanslı bir derginin başında olmaksa hedef; yabancı dil şart. Bugün dünyanın 65 ülkesinde 100'e yakın dildeki Cosmopolitan edisyonlarını ve dünyada olan biteni sadece anadilimiz ile takip edemeyiz.
- Var mı sizin bu iki dergiye dair bir anınız?
- G.A: O zaman itiraf edeyim benim bir Cosmo Girl anım var. O zamanlar tiyatroya yeni başlamışım. Oyunculuk eğitimi alıyorum. Aynı okulda bir arkadaşımız var, ismini söylemeyeyim ancak o dönem popüler bir arkadaşımız diyeyim... Cosmo Girl'den bir ekip onun fotoğraflarını çekmek için geldi okula. Ben de köşede oturuyorum. Biri yanıma geldi "Seni de ayın yakışıklısı yapalım mı?" dedi... İlk röportajımdı...
ARKADAŞINA GÖNDER
Dergi hayatı settekinden eğlenceliymiş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz