X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zeytin ağaçları arasında
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zeytin ağaçları arasında

  • Giriş Tarihi: 27.8.2016
Zeytin ağaçları arasında
Zeytin ağaçları arasında

Kuzey , Türkiye’nin en güzel köşelerinden biri. Bölgenin simgesi ise Kazdağları. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ve efsanelere evsahipliği yapan bölgede günlük bir tura ne dersiniz?

Zeytinin bütün ağaçların ilki olduğuna inanılır. Bana göre aynı da en güzelidir. Yaş aldıkça gövdesi genişler, kıvrımları artar, karakteristik bir hal alır. Minicik yaprakları arasında hayata tutunan yeşil zeytin taneleri doğanın mucizesini hatırlatır. Tek tek sarılmak istersiniz gördüğünüz ağaçların her birine... Siz de benim gibi zeytin ağaçları arasındayken mutlu olduğunuzu ya da olacağınızı hissediyorsanız en yakın zamanda rotanızı Kuzey 'ye çevirin. Hafta sonu iki günlüğüne bile olsa otomobilinize atlayın Edremit'e doğru yola çıkın. Balıkesir'in bu güzel ilçesi elbette Kazdağları (İda) ile meşhur. Kazdağları doğu batı yönünde 40 kilometre boyunca devam ediyor. Bu dağda mitolojiye göre dünyanın ilk güzellik yarışması yapılmış. Kral Priamos'un oğlu Paris, Helen ve Afrodit arasından kraliçe olarak güzelliğin ve sevginin simgesi Afrodit'i seçmiş. Likyalılar, Persler ve Romalılara zaman zaman yurt olan topraklar antik İyonya'da önemli bir geçiş bölgesiymiş. Çeşitli efsanelere ve birbirinden güzel köylere ev sahipliği yapan Kazdağları'nda gezmek çok keyifli. Havası nemsiz. Rüzgar esiyor ama üşütmüyor, serinletiyor. Konaklamak için Güre'deki Wyndham gruba bağlı Ramada Resort Kazdağları Thermal and Spa'yı seçiyorum. Bu oteli seçmemin nedeni hem şifalı termal sudan yararlanmak hem de çevreyi rahatlıkla gezmek.

ŞELALELERİN GÖLGESİNDE
Alpler'den sonra dünyanın ikinci oksijen deposu olan bölgede ilk durağınız Zeytinli köyü yakınlarındaki Hasan Boğuldu ve Sutüven şelaleleri olsun. Köylerin arasından keyifli bir yol sizi ilk önce Sutüven Şelalesi'ne çıkarıyor. Buraya aracınızı park edebilirsiniz. Sutüven küçük bir şelale. Ama yakınında, küçük tahta bir köprüden geçerek ulaşabileceğiniz keyifli bir yürüyüş yolu bulunuyor. Şelalenin hemen yanı başındaki çay bahçesi suyun sesini dinleyerek dinlenmek için ideal. Ama her zaman sessiz değil. Özel araçlarıyla ya da turlarla şelaleye gelenlerin keyifli sohbetleri, kimi zaman da söyledikleri şarkılar, türküler şelaleden dökülen suların sesiyle yarışıyor. Burada vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Hasan Boğuldu Şelalesi ise Sutüven'den 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesi uzaklıkta yer alıyor. Hafif yokuş olan yolda yürürken köylülerin açtığı küçük tezgahlardan incir, üzüm, çilek gibi meyveler, kekik, nane gibi baharatlar satın alabilirsiniz. Meyvelerin tadı, baharatların kokusu inanılmaz. Üstelik fiyatlar çok ucuz. Hasan Boğuldu efsanesiyle ünlü bir şelale. Efsaneye göre obalı Emine ile ovalı Hasan birbirlerini sever ve evlenmek ister. Obalılar Hasan'ı bir sınava tabi tutar. Ondan tuz dolu bir çuvalı dağa çıkarmasını isterler. Ancak Hasan yarı yolda gücünün tükendiğini, dağa çıkamayacağını anlar ve sevdiği kıza kavuşamayacağını düşünüp kendini göle atar. Emine de aynı yerde canına kıyar. Bir zamanlar bu trajik aşk hikayesinin yaşandığı şelale şimdilerde ailelerin, arkadaş gruplarının keyifli vakit geçirdikleri bir yer haline gelmiş. Bölgede görülecek yerlerden bir diğeri Zeus Altarı. Muhteşem bir manzaranın bulunduğu bir tepede yer alan sunağa ulaşmak için otomobille Küçükkkuyu'dan üç kilometre kadar yol gittikten sonra yaklaşık bir kilometrelik yokuşu yürüyerek tırmanmak gerekiyor. Ama tırmanılan yol yine zeytin ve çam ağaçları arasında süzülen keyifli bir rota. Etrafı seyrede seyrede rahatlıkla çıkılabiliyor. Zeus Altarı'nın Antik Yunan'da Yunanların Zeus için kurban kestiği ve hediyelerini sunduğu yer, altarın bulunduğu tepenin de Zeus'un kuzeydeki Truva Ovası'nda süregiden savaşı izlediği Gargaros Tepesi olduğuna inanılıyor.

ÜNÜ SINIRLARI AŞMIŞ
Zeus Altarı'na doğru yürürken solunuzda kalan köy Adatepe Köyü. Bölgenin en iyi korunan, en meşhur köylerinden. Binlerce yıldır yerleşimin sürdüğü ada Cumhuriyet öncesinde zeytin ve hayvancılıkla ilgilenen Rum ve Türk ailelerin yaşadığı köy olarak biliniyor. Zeus Altarı'nı gördükten sonra beş dakikalık bir otomobil yolculuğu sonrası köye varabilirsiniz. Mübadele ile Rumlar köyden ayrılmış, sadece Türk nüfus kalmış. Evlerin taş yapı geleneğine sadık kalınarak inşa edildiği köy 1989 yılında SİT alanı ilan edilmiş. Köyün girişinde yemek yiyebileceğiniz, çay-kahve içebileceğiniz yerler var. Ben gittiğimde tıklım tıklım doluydu. Mantı yiyenler, çayını yudumlayanlar... Yolun iki yanına sıralanmış tezgahlarda ise el işi ürünler satılıyor. Gelenler, köyün girişinde soluklanıp ardından çevreyi gezmeye başlıyor. Sokaklarda meraklı meraklı evleri inceleyen insanları görmek kimseyi şaşırtmıyor. Bölgenin en güzel köylerinden bir diğeri Yeşilyurt. Girdiğiniz anda kendinizi Fransa'nın Cote d'Azur bölgesine, en çok da Eze köyüne gelmiş gibi hissediyorsunuz. Ardından da köyü buraya daha önce gelmemiş olmanın pişmanlığı ile geziyorsunuz. Bu köyde de Türklerle Rumlar uzun yıllar barış içinde yaşamış. Bir dönem güzel konuşma yarışmalarının yapıldığı, okur-yazarlık oranının yüzde 100 olduğu köy, son 30 yıldır Mehmet Öngen'in öncülüğünde sivil inisiyatifin çabalarıyla korunmuş, iki katlı taş evler betonlaşmaya yenik düşmemiş. Butik otelleri, kafeleriyle ekoturizmin öncüsü köyde işsizlik oranı sıfır. Köy meydanında yapacağınız bal, zeytinyağı gibi alışverişlerinizi otomobilinizin bagajına yükleyip artık şehre dönebilirsiniz. Yolda camları açıp mis gibi oksijeni ciğerlerinize son bir kez daha çekmeyi unutmayın.