X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Amelie benimle birlikte yaşıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Amelie benimle birlikte yaşıyor

  • Giriş Tarihi: 22.10.2016
Amelie benimle birlikte yaşıyor
Amelie benimle birlikte yaşıyor

Tam bir Fransız. Prensiplerine son derece bağlı, farklı bir star Audrey Tautou. Her ne kadar star elbisesini giymek istemese de o gerçek bir star. Boş larında marangozlukla uğraşıyor, onunla röportaj yapanların o da fotoğrafını çekiyor... Ona bir star gibi davranırsanız, gardını alıyor. Temkinli biri. Direkt ilişki kurmaya çalıştığınız zaman Audrey Tautou gidiyor, Audrey geliyor

Audrey Tautou, namıdiğer Amelie... Fransız yıldız bu yıl Film Festivali'nin en önemli konuklarından biriydi. Adını festivalin konukları arasında görünce heyecanlanmadım desem yalan olur. Dünya gözüyle görebilecektim kendisini. Ama körün istediği bir göz Allah verdi iki göz denir ya, görmekle kalmadım, basın toplantısı, söyleşi ve akşam yemeği derken Tautou ile neredeyse dost olacaktık. Bunlar da gazeteciliğin, sinema yazarlığının sevimli avantajları... Lakin bir Fransız her Fransızdır. Malum prensiplerine son derece bağlı insanlar Fransızlar. Audrey Tautou da öyle. Ama bire bir ilişki kurduğu insana karşı da son derece nazik. Anladığım yıldızlık hali ile çok da barışık biri değil o. Daha doğrusu ona dayatılan yıldızlık elbisesini üzerine giymiyor. Mesela boş zamanlarında marangozluğa merak sarması ya da bir dönem adet edindiği gibi kendisiyle söyleşi yapan gazetecilerin Leica fotoğraf makinesiyle fotoğrafını çekmesi gibi tavırları da bence bunun göstergesi. Hangi yıldızın böyle ezber bozan tavırları var ki? Ama nihayetinde oyuncularla kurulan ilişki biçimi yerleşmiş içimize. O da bunun farkında ve siz kendisine bir yıldız gibi yaklaştığınız zaman temkinli davranıyor ama daha direkt ilişki kurmaya çalıştığınız zaman o temkinli hali kayboluyor ve arkadaş canlısı oluyor. Audrey Tautou gidiyor Audrey geliyor! Son filmi Sonsuzluk'un gösterimine katılmak için, Turkuvaz Medya Grubu'nun ana medya sponsoru olduğu Antalya Film Festivali'ne gelen ve kendisine takdim edilen Onur Ödülü'nü açılış töreninde alan Fransız oyuncu ile dar zamanda bir söyleşi yapma fırsatım oldu. Söyleşi de biraz temkinliydi. Sanıyorum yıldız olduğunu hissettirmişim. Sonra sonra ise daha arkadaş canlısı oldu. İyi de oldu... Açılış töreni sonrası katıldığı yemekte yazarımız Hasan Bülent Kahraman ile keyifli bir muhabbet içine daldı. Kendisi herhalde yazacaktır. Muhabbet esnasında aslında çok son derece entelektüel bir yanı olduğu da ortaya çıktı. Bir oyuncu olarak sinema üzerine konuşmayı seviyor ama edebiyattan, felsefeye birçok alanda ciddi bir birikimi var. Daha sonra festivalde uluslararası yarışmanın jüri başkanı olan yönetmenlerden Hugh Hudson ile uzun bir sinema muhabbeti yaptı. Ki ileride bir Hudson filminde oynarsa, ilk temasın bu masada olduğu bilinsin! Neyse onu zaman gösterecek. Antalya'dan Audrey Tautou geçti ve naçizane söyleşi yaptığım sinemacılar kervanına onu da dahil etmenin mutluluğu kaldı bana da. İşte Audrey Tautou ile özel söyleşimiz!

AMELIE BENİMLE BİRLİKTE YAŞIYOR
- Kirli Tatlı Şeyler filminde Şenay adlı bir Türk kızını canlandırdınız. Bu anlamda Türk insanına bir aşinalığınız var denilebilir. Peki Türkiye'ye ne kadar aşinasınız?
- 'yi elbette tanıyorum. Yıllar önce Amelie'nin yönetmeni Jean Pierre Jeunet ile birlikte bir reklam filmi çekimi için 'ye geldik. Boğaz'da çekim yapılmıştı. İlk defa gelmiştim ülkenize. Boğaz'a ve İstanbul'a bayılmıştım. Bu ziyaretten aklımda Türk insanına dair kalan en önemli şeylerden biri de nezaketti. Türk insanının nezaketini unutamıyorum.
- Amelie filminin üzerinden çok zaman geçti. Ama o karakter de sizinle özdeşleşti. Nasıl izler bıraktı sizde ve o karaktere karşı tutumunuz nedir?
- Elbetle Amelie benimle birlikte yaşıyor. Halen dünyayı dolaşmama ve birçok insanla tanışmama vesile olan bir karakter. Gösterildiğinden bu yana tüm dünyada ve Türkiye'de izleyicilerin bu filmle çok güzel bir ilişki kurduğunu biliyorum. Bir oyuncu olarak bu durum çok mutluluk verici bir şey benim için.
- Peki sizce bu filmin bu kadar ilgi görmesi ve unutulmamasının sırrı nedir?
- Çok düşündüm bunu ama inanın bilemiyorum.
- Bir yıldızsınız ama çok da göz önünde yaşamıyorsunuz. Oysa görünür olmanın çok önemli olduğu vurgulanıyor artık günümüzde. Görünür değilsen unutulursun gibi bir durum söz konusu. Ama siz görünmeden görünür olmayı başarıyorsunuz. Bunu nasıl becerebiliyorsunuz?
- Öncelikle özel hayatımla ilgili soru sorduklarında cevap vermiyorum. Çünkü bir oyuncunun oynadığı rollerle anılması gerektiğini düşünüyorum. Rolünüzün, oyunculuğunuzun daha önplanda olmasını istiyorsanız, özel hayatınızın geri planda olması gerekir. Ayrıca ben özel hayatımı herkese açmak istemiyorum. Bizde bir söz vardır, "Mutlu olmak istiyorsan gözlerden uzak yaşamalısın" denir. Bu sözü şiar edindim diyebilirim. Gözden uzak yaşıyorum ve mutlu kalıyorum.
- Komedide olsa dram da olsa canlandırdığınız kadın karakterlerin güçlü yanlarını ortaya çıkarıyorsunuz. Kadınlar her şeye rağmen içindeki o gücü keşfederse ya da fırsatlar tanınırsa hayatımız nasıl olurdu?
- Kadını erkeği yok aslında bunun. Neticede özelde sinemanın ama genel olarak sanatın insanın içindeki o gücü ortaya çıkardığını ve yapılan sanat formu vasıtasıyla o gücün başka insanlara aktarıldığını düşünüyorum. Bir paylaşım durumu var. Ve bu paylaşımlara da çok çok ihtiyacımız var.
- Fransa da Türkiye de terör saldırılarından mustarip olan iki ülke. Dünyanın terörizmle ilgili ciddi sıkıntıları var. Acaba bu şiddet sarmalına karşı sinema nasıl konumlanmalı ki kitleler üzerindeki etkisiyle bir şeyleri değiştirebilsin?
- Cahilliğin az, hoşgörülü insanların çok olduğu bir dünya daha açık, yaşanabilir bir yer olurdu herhalde. Dolayısıyla naçizane yaşamayı arzu ettiğimiz dünya modelinin hoşgörüden geçtiğini düşünüyorum. İşte sinema, hatta edebiyat, müzik... Yani sanatın her dalı bu hoşgörüyü insanlara aşılayabilir, içselleştirebilir.
- 15 Temmuz'da Türkiye'de bir darbe girişimi oldu. Takip edebildiniz mi yaşanan olayları? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
- Elbette takip ettim. Ama ben Antalya Film Festivali'ne sinema konuşmak için geldim. Ayrıca oyuncuların bu çapta politik analizler yapmaya muktedir olmadıklarını düşünüyorum ve kendimi bu kadar hassas konularda yorum yapmak için yetkin hissetmiyorum.