X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güneydoğu’ya İtalyan Dokunuşu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güneydoğu’ya İtalyan Dokunuşu

  • Giriş Tarihi: 19.10.2015 10:28 Güncelleme Tarihi: 19.10.2015 10:32

İtalya’da tıp eğitimi alan ve doğup, büyüdüğü memleketine borcunu ödemek için ’da medikal estetik merkezi açan Hamiyet Ariatta, hayallerinin gerçekleşmesini bekliyor.
İtalya’da tıp eğitimi alan ve doğup, büyüdüğü memleketine borcunu ödemek için Diyarbakır’a gelerek, milyon dolarlar harcayarak yatırım yapıp, medikal estetik merkezi açan Hamiyet Ariatta, yatırımcıların kaçtığı ya da kaçmaya çalıştığı bölgede kalarak, hayallerinin gerçekleşmesini bekliyor. Yaşanan olaylar nedeniyle büyük kaygılar yaşadığını ve çok üzüldüğünü belirten Ariatta, aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu birçok müşterisinin psikolojilerini düzeltmek için güzellik merkezine geldiğine dikkat çekti.
Güneydoğu’daki şehir merkezlerinde 6-7 Ekim Kobani olayları ile başlayan ve bir süre durulduktan sonra 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından tekrar hortlayan terör olayları, birçok yatırımcının kenti terk etmesine neden oldu. Çözüm sürecinin oluşturduğu huzur ortamı sayesinde organize sanayi bölgesinde alan tahsis edilmesini bekleyen 200’ün üzerinde yatırım projesi ya ertelendi ya da iptal edildi. Her ne kadar henüz konuya ilişkin resmi açıklama yapılmasa da maddi olanağı olan birçok aile bölgeyi terk etti. Yaşanan olaylar, bölge sevdalısı insanları bile derinden etkiledi.
İTALYA’DA EĞİTİM GÖRDÜ MEMLEKETİNE DÖNDÜ
Medikal estetik uzmanı Hamiyet Ariatta, Roma Fatabane Fratelli Medical Estetik Akademisi ve Milano Leonardo da Vinci Estetik Uygulamalar Merkezi’nden mezun olduktan sonra, birçok yatırımcının aksine, doğup büyüdüğü memleketi Diyarbakır’a borcunu ödemek ve kentin gelişimine bir nebze de olsa katkıda bulunmak amacıyla yıllarca çalışarak biriktirdiği ve üzerine borçlandığı milyonlarca dolarla kenttin en donanımlı güzellik ve estetik kliniğini kurdu. Merkezine İtalya’nın Milano kentinin yakınlarında olan Novora kentinin ismini veren Ariatta, İtalya’dan bu alanda uzmanlaşmış kişileri de kente getirdi. Büyük umutlarla merkezi kuran Ariatta, yaşanan olaylar nedeniyle büyük kaygılar yaşadıklarını vurguladı.
“BİR YANIM HEP DİYARBAKIR’DA KALDI”
İçini İHA’ya döken Ariatta, aslen Diyarbakırlı olduğunu ve Dicle Üniversitesini tamamladığını belirterek, “Üniversitenin ardından 1984’te başladığım işi daha iyiye taşımak amacıyla eğitim görmek için İtalya’ya gittim. İstanbul, İzmir ve Ankara’da çalıştım. Daha sonra medikal estetik anlamında Diyarbakır ile ilgili ciddi bir yatırım yapmaya karar verdim. Amacım Orta Doğu’nun birçok ülkesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde daha geniş çaplı bir yelpazeye hitap eden bir medikal estetik kliniği kurmaktı. Hep bunu hayal ettim. Diyarbakır sevdalısıyım. İstanbul, İzmir ve Ankara’da belirli sürelerde hizmet verdim ancak bir yanım hep Diyarbakır’da kaldı” dedi.
“GEORGE CLOONEY’İN ESTETİK CERRAHI DİYARBAKIR’A GELECEKTİ”
6-7 Ekim olayları başlamadan önce Diyarbakır’da bir klinik kurmaya karar verdiğini anlatan Ariatta, “İtalya’daki hocalarımın da çok büyük desteği oldu. Onları da buraya getirdim. Amacım bölgeye yarı hastane tarzı bir klinik kurmaktı. Ama bunun içerisinde lazerlerle yapılabilecek her şeyi entegre etmek ve aynı zamanda İtalya’daki ekibi zaman zaman buraya alarak, bölgeye hitap etmek vardı. Daha ileriki planımda estetik cerrahiyi de vardı. Çünkü branşında çok başarılı arkadaşlarımız var. Onlar da zaman zaman gelecekti ki bunlardan biri George Clooney’in estetik cerrahı. Biz bunları konuşmuştuk ve bunları hayal ediyorduk. Kendisine, ‘Klinik kurulduktan sonra gelebilir misiniz?’ diye sormuştum. ‘Gelirim’ demişti. Kendi branşında isim yapmış insanlar buraya gelmeye hazırdı. Geldiler fizibilite çalışması da yaptık” diye konuştu.
“AİLEM VE ARKADAŞLARIM ÇOK KAYGILI”
Merkezi kurduktan bir süre sonra Kobani olaylarının yaşandığına dikkat çeken Ariatta, gözyaşları içerisinde şunları söyledi:
“Birçok insan gibi ben de mağdur oldum. Büyük bir klinik kurmuştuk ve Türkiye’nin sayılı büyük kliniklerinden. Bölgenin ve ülkenin durumuna çok üzüldüm. Ben devletini, milletini ve ülkesini seven bir insanım. Olaylar beni çok etkiledi. Ben buraya hayallerle geldim. Ama yaşananlar beni olumsuz etkiledi. Sanki can güvenliğim yok, hiç kimsenin can güvenliği yok gibi. Dışarıda sürekli bir hareket var. Ekonomik kaygım yok. Çünkü yaşananlar yüzünden müşteri sayımız azalmadı. Bölgenin gidişatına üzülüyorum. Ailem ve arkadaşlarım çok kaygılı. Şu anda ailemden kimse yok burada. Çocuklarım, kardeşlerim ve annem İzmir’de. Bana sürekli, ‘kalma, gel’ diyorlar. Ama ben buradayım, gitmiyorum. Hiç umudumu kaybetmedim. Ben hala umutluyum. Bölgemin de ülkemin de iyiye gideceğine inanıyorum ve bu umutla uyanıyorum her gün.”
“İNSANLAR MORAL BULMAK İÇİN KLİNİĞE GELİYORLAR”
Birçok insanın kliniğe yaşanan olayların psikolojilerine yaptığı etkiden dolayı geldiğine işaret eden Ariatta, şunları anlattı:
“Mesela dün bir olay yaşadım ve çok üzdü beni. Bir güvenlik görevlisi arkadaşımız geldi. Adam güzelliğinin peşinde değil. Saçları dökülüyor. Aldım işlemini yaptım ve saçları elimde kalıyordu. Söyleyemedim bunu kendisine. O kadar üzüldüm ki onun o haline. ‘Ne zamandan beri bu durumunuz var?’ dedim. 1,5 aydır böyle olduğunu söyledi. Yine bir asker geldi geçenlerde. Psikolojisi tamamen bozulmuş. Geliyorlar ancak ne istediklerinin farkında değiller. İstedikleri tek şey moral bulmak. Bu durumu sıklıkla yaşıyorum. Elimin altındayken telefon gelip de koşturan arkadaşlarımız da oldu. Normalde yoğun çalışıyoruz ancak bu dönemde daha çok yoğunlaştık. İnsanlar psikolojilerini düzeltmek için kliniğe geliyorlar. İnsanların biraz da can havliyle kendilerini buraya attığına tanık oluyorum. Aslında amaç güzelleşmek falan değil. Yaşananların vermiş olduğu bir psikoloji ile geliyorlar.”
“UMUDUM SİLAHLARIN TAMAMEN SUSMASI”
Silahların tamamen sustuğu ve kimsenin ölmediği bir Türkiye’yi umut ettiğini vurgulayan Ariatta, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgemin ayağı kalktığını görmeyi umut ediyorum. Birkaç ay öncesine kadar tam arkadaşlarıma diyordum ki, ‘Diyarbakır güllük gülistanlık olmuş. Dağlarda güzel şarkılar ve türküler söyleniyor artık. Gelebilirsiniz.’ Ama bu tabloyla karşılaşınca gerçekten çok üzüldüm. Bölgenin insanı olarak üzülüyorum. Ben bölgeme hizmet etmek istiyorum. Bunun için geldim ve bu hizmeti her tarafta verebilirim. İzmir’i de çok seviyorum. Ailem orada ama buraya özel bir bağlılığım var. Doğduğum, büyüdüğüm köklerimin olduğu toprak.”