X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "1974'ten sonraki en büyük felaket"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"1974'ten sonraki en büyük felaket"

  • Giriş Tarihi: 30.3.2013

Rumlar, banka krizini, Türkiye'nin 1974'te çıkarma yaptığı dönemden sonraki en büyük felaket olarak niteliyor. Şimdi de ikinci en büyük gelir kaynağı olan turizmi kaybetmekten korkuyorlar

, kendi ifadesiyle, "1974 savaşından sonra en büyük felaketini" yaşıyor. Rum bankalarının müsrifliği, 1974 sonrasında ekonomik mucizeler yaratmakla övünen Güney Kıbrıs'ın ekonomik sistemini yerle bir etti. 12 gün kapalı kalan bankaların ilk açıldığı gün, 380 milyon euro nakit para çekildiği açıklandı.
Bankalar, ülkenin resmen iflas etmesini önlemek için önceki günden itibaren mevduat sahiplerine günde 300 eurodan fazla nakit vermiyor.
Buna rağmen, dünyanın her köşesinden Güney Kıbrıs'a gelen ve askerin müdahale etmesine varan bir kaos ortamı bekleyen yabancı TV kanalları, mevzilendikleri bankaların önünde uzun kuyruklardan başka kayda değer bir olayla karşılaşmadı.
Rum halkı, bankaların patlamasıyla oldukça büyük meblağlar kaybetmiş olmasına rağmen, 1959'a kadar kolonisi oldukları İngilizlerin miras bıraktığı serinkanlılık karakterini korumuş olsa gerek ki uzun kuyruklar oluşturdukları bankaların önünde medeni bir tavır sergilediler. Ancak paraları çekmek için uygulanan sınırlandırmalara, mevduatlarının kırpılmasına ne denli tahammül edeceği henüz bilinmiyor.

RUMLAR AB'YE KIZGIN

Nüfusu 1 milyona yakın olan Rum halkı, bankaların patladığı ve Avrupa Birliği'nin adeta ülkeye el koyduğu 15 Mart tarihini trajik bir gün olarak anımsayacak.
Bankalardaki hesaplarının bir gün içinde eridiğine şahit olan mevduat sahipleri, bu dramatik gelişmeleri öngöremeyip gerekli önlemleri almadığı için bir önceki Hristofyas yönetimini sorumlu gösterirken; diğer yandan hesapların kırpılmasını şart koşmakta ısrar eden, başta Almanya olmak üzere AB'nin tutumundan da rahatsız oldular. Yeni tablo, Rum halkını ezici bir çoğunlukla AB karşıtlığına sürükledi.
Bankalardaki kriz, Avrupa ülkeleri tarihinde bir ilke imza atmış oldu. Bu beklenmedik krizin iki ana nedeninden biri, Rum bankalarının özelikle Rusya'dan gelen sermayelere fazla faiz vermesiyle şişmesi ve gelirinden çok krediler açması oldu. İkinci neden ise Rum bankalarının, keza ekonomik krizle boğuşan Yunanistan'dan almış olduğu devlet tahvillerinin değer kaybetmesiyle yaklaşık 5 milyar Euro zarar görmesi oldu.

TÜRKİYE İLE ÇÖZÜN

Güney Kıbrıs'taki banka krizi, Rum bankalarının AB normlarına aykırı şekilde uyguladıkları yüzde 10'lara ulaşan yüksek faiz yemine takılan Rus vatandaşlarını etkiledi. Resmen açıklanmadıysa da Rus vatandaşlarının Rum bankalarında 30 milyar euroya ulaşan hesapları var. Bu gelişmelerden olumsuz etkilenen Rusya, Güney Kıbrıs'ın beklediği yardım elini uzatmadı. Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev'in, Rum yönetiminin talep ettiği 5 milyar euro düzeyindeki mali yardım karşılığında doğalgaz gelirlerine dayanan bonoları teklif etmesine karşılık, "Siz ilk önce Türkiye ile aranızdaki sorunu çözün, sonra bakarız" demesi, Güney Kıbrıs'ta hayal kırıklığı yarattı.
Öte yandan krizin bazı Rum siyasilerin kirli çamaşırlarını da ortaya çıkaracağı öne sürülüyor.
Rum basınına göre, kriz patlar patlamaz, birçok Rum siyasetçinin bankadan almış oldukları milyonlarca euro'luk kredileri defterden silindi. İddialar üzerine Lefkoşe Başsavcısı araştırma başlattı.
Rum kesiminin en güçlü bankası Cyprus Bank'taki 100 bin euro üzerindeki mevduatların yüzde 37.5 oranında kesilmesine karar verildi.
Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kassulides, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun doğalgaz gelirlerinin toplanacağı dayanışma fonuna karşı çıkmasını hatalı buldu.
Kassulides, fonun Kıbrıs Türklerine de yarayacağını söyledi.

"ANNAN'A HAYIR" FELAKET OLDU
Bu yılın başına kadar Rum yönetiminin başında olan Dimitris Hristofyas, yalnız bankacılık krizi değil sistemindeki bozuklukları öngöremediği ve AB'nin uyarılarına kulak asmadığı için değil; Kıbrıs sorununun çözümü için de hiçbir gayret göstermediği için eleştiriliyor. 2004'te Annan Planı'na hayır diyen Hristofyas'ın partisi 2008'de iktidara geldiğinde, Kıbrıs sorununun çözümüne sıcak bakan KKTC lideri Mehmet Ali Talat, Türkiye Başbakanı Erdoğan ve 2009'da aynı yaklaşımı paylaşan Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu görev başındaydı. Bu olumlu atmosferde Kıbrıs sorununu çözmek için hiç adım atmayan Hristofyas, aynı zamanda iç siyasetteki beceriksizleri nedeniyle de Rumların gözünden düşmüştü.

RUMLARIN YAŞADIĞI ÜÇ ŞOK
Güney Kıbrıs, son bir hafta içinde üç ayrı şok yaşadı: Birinci şok, Rum bankalarının sanıldığı kadar sağlam olmamasıyla geldi. Aynı hafta içinde yaşanan ikinci şok, çok güvendiği Rusya'nın yardım eli uzatmamasıydı. Üçüncü şok ise doğalgaz sondajları konusunda işbirliği yaptığı İsrail'in, Türkiye ile arasını düzeltmesi oldu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.