X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mısır darbesinin detayları deşifre ediliyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mısır darbesinin detayları deşifre ediliyor

  • Giriş Tarihi: 31.7.2013 20:06 Güncelleme Tarihi: 31.7.2013 21:13

Mısır'da ordunun müdahalesiyle görevinden uzaklaştırılan ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye geçen yıl suikast planlandığı iddia edildi.

Mısır'da krizler ve toplumsal kamplaşmalarla başlayıp ordunun yönetime el koymasıyla sonuçlanan darbenin önceden planlandığı ve çeşitli dönemlerde farklı planların ortaya konulmaya çalışıldığı ifade ediliyor.

ABD dış siyasetine ilişkin eleştirel yayınlarıyla tanınan "Counterpunch" dergisinde makalesi yayımlanan Esam el-Amin, Mısır'da seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Mursi'ye suikast girişimi, yolsuzlukların üzerinin örtülmesi, Körfez ülkelerinin tutumu, erken seçim çağrıları, medya ve ekonomi ilişkileri ile darbeye ülke dışından verilen desteğe dair bazı bilgilere değindi.

Amin, "Büyük tertip: Mısır askeri darbesinin bilinmeyenleri" başlıklı yazısında, tarih boyunca bütün darbelerin bir askerin anayasanın askıya alındığını duyurması ve ülke liderinin hapse atılmasıyla başladığını ifade ederek, halkın darbelere karşı durması durumunda kan dökülmesinin alışılagelmiş bir durum olduğunu, Mısır'ın da bu konuda bir istisna olmadığını dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi'nin demokrasiyle sınavı

Mısır Anayasa Mahkemesi'nin seçimlerden 4 ay sonraki parlamentoyu feshetme kararına dikkati çeken Amin, şöyle devam etti:

"Bu aynı zamanda mesclisteki Anayasa Yazma Komisyonu'nu da feshetmeyi amaçlıyordu. Bunun üzerine Mursi, olaya müdahale edip, anayasayı korumaya çalıştı ancak anayasa için belirlenen yol haritasında hemfikir olan Anayasa Komisyonu'ndaki tüm sekülerler istifa etti. Anaysa Mahkemesi tarafından görevleri sınırlandırılan Mursi, demokratik kurumlar oluşturabilmek için yetkilerini elinde tutmaya çalışarak, anayasayı referanduma götürdü. Anayasa Mahkemesi ise seçimleri 2 kez geçersiz kılarak yeni gelişmekte olan demokrasiyi engellemeye devam edeceğini gösterdi."

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) lideri Halife bin Zayid Al Nahyan, istihbarat ve güvenlik yetkilileri ile Arap Baharı'nı tartışmak için 22 Nisan 2011 tarihinde Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ı ziyaret ettiğini aktaran Amin, bu görüşmeye dair şu bilgileri verdi:

"Ziyad Al Nahyan, Körfez ülkelerinin etkin bir politika üretememesi halinde Arap baharının Körfez'e yayılacağını ve hiçbir Arap kralının koltuklarını koruyamayacağını söyledi. Zaten 3 ay sonra Riyad'da gerçekleştirilen acil durum toplantısında da aynı şeyleri dile getirecekti. Toplantı sonunda Ziyad ve Suudi Arabistan İstihbarat Başkanı Prens Bender bin Sultan tarafından Arap baharına karşı hazırlanan plan Ürdün Kralı Abdullah'ın da desteğiyle kabul edildi. Öte yandan, toplantıda bulunup tutumunu değiştirmeyen Katar'a ise planın hazırlanması ve takip eden süreçte yer verilmedi."

Mübarek'in son başbakanı Ahmed Şefik'in, Mısır seçimlerini kaybetmesinin ardından BAE'ye yerleştiğine değinen Amin, Körfez ülkelerinin tavrını şöyle özetledi:

"On yıllardır Mübarek ve sömürge güçleriyle iyi ilişkiler içinde olan BAE, Mübarek'in sahip olduğu milyon dolarları Dubai ve Abu Dabi'deki bankalarına yatırdı. Mübarek'in devrilmesiyle de eski rejim yöneticileri, Mısır'dan ayrılarak BAE'ne yerleşti. 2012 yılında BAE'nin Mursi'yi devirmek için ciddi bir ekiple plan hazırladığı ortaya çıktı."

Mısır devriminin ardından yeni hükümetin kurulmasından bir kaç hafta sonra Şefik'in sözcüsü Muhammed Ebu Haid'in "Müslüman Kardeşler hükümetini devirmek için 15 maddelik talebini" açıkladığını aktaran Amin, "Haid, devletin 'İhvanlaştığını' savunarak, kamu hizmetini yerine getirmediği için Mursi hükümetini eleştirmişti. Haid, Mursi'nin diktatör olduğunu, yargıya müdahale ettiğini iddia ederek milyonları Tahrir Meydanı'nda gösteri yapmaya çağırdı" diye yazdı.

Eski rejimin yargı tarafından aklanan yolsuzlukları

Devrik lider Mübarek yanlılarından oluşan "derin devlet" yapılanması olarak bilinen "Fulul" ile Mübarek zamanında had safaya ulaşan yolsuzluklara dikkati çeken Amin, şunları kaydetti:

"Mübarek rejiminin üyeleri, çok düşük ücretlerle aldıkları evlerini ve diğer mal varlıklarını, milyon dolarlar karşılığında sattı. Örneğin, Ahmed Şefik, Askeri Pilotlar Derneği'nin başındayken, Mübarek'in oğluna bir dönümü milyon dolarlar değerindeki Nil Deltası'ndan 40 bin dönüm arsayı, dönümü 1 dolardan satmıştı. Geçen yıl ortaya çıkan bu durum Mısır tarihine, 'Pilot Arazileri Skandalı' olarak geçti. Delillerle ispat edilen bu skandaldan yargılanan Şefik'in yargı tarafından affedilmesi ise 'Fulul' olarak bilinen Mübarek kalıntısı rejimin ve iş adamlarından oluşan derin devletin tekrar gruplaştığını gösterdi."

Mursi'ye suikast girişimi

Amin, Mursi'yi devirmek için CIA aracılığıyla, 2012 yılının Kasım ayında Amerikalılara 2 darbe planı sunulduğunu öne sürerek, Mursi'ye suikast girişimini de içeren bu iddiaya ilişkin şunları yazdı:

"A planına göre, geçen yıl aralık ayında Mursi rezidansında suikastle öldürülecekti. Ancak bu plan gerçekleşemeden ortaya çıktı ve İhvan'ın yardımıyla plan kamuoyunda duyurulmadan önlendi. B planı ise 2 seçenekten oluşuyor. İlki devrilinceye kadar Mursi'nin görevi bırakmasını isteyen ülkeyi istikrarsızlaştıracak uzun süreli protestolar yapılacak, ikincisi ise muhalifler birleşecek ve sandıkta Mursi'yi yenecek."

Wall Street Journal'ın haberine dayandırarak, "Deniz Kuvvetleri Çalışanları Kulubü'nde aralarında 2010 seçimlerine hile karıştırmasıyla bilinen Mübarek'in dostu, milyoner avukat Ahmed Ez'in bulunduğu derin devlet yapılanmasının toplantılar düzenlediğini aktaran Amin, "Geçen nisan ayında, Ulusal Kurtuluş Cephesi lideri Muhammed el-Baradai, Şefik ve BAE'den Bin Zayid görüştü ve hepsi Mursi'nin devrilmesi ve İhvan'ın devletten uzaklaştırılması için tek çözümün ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın da desteği ile ülkenin istikrarsızlaştırılması olduğu konusunda hemfikir oldu" iddiasında bulundu.

"Yapay ekonomik krizler"

Mısır'da Mursi karşıtı gösterilerin başladığı 30 Haziran tarihi öncesinde askeri darbeye zemin hazırlayan "çalışmalara" değinen Amin, Mısır'da 2 bin 480 benzin istasyonunun 400'ünün devlet tarafından işletildiğini, kalan 2 binden fazla istasyon lisansının, devrik lider Hüsnü Mübarek döneminde eski yönetime yakın kişilere verildiğini aktardı.

Dolayısıyla darbe öncesi başta akaryakıt olmak için ekonomik alanda tanık olunan krizin "yapay" olduğunu ifade eden Amin, krize ilişkin şunları aktardı:

"Mursi, istasyon sahiplerine, halka benzin satmamaları durumunda lisanslarını iptal edebileceği uyarısında bulundu. Buna rağmen ülkede yapay bir petrol krizi oluşturuldu, işletmeciler halka benzin satmamaya başladı. Mısır'daki genç aktivist gruplar, Mursi'nin arkasındaki halk desteğini azaltmak için yapılan bu uygulamaları kanıtlarıyla ortaya koydu. Askeri darbe sonrasında ise nasıl olduysa benzin krizi bir gecede çözülüverdi. Güvenlik zaafları ve elektrik kesintileri de aynı amaçla sanal olarak oluşturuldu. Polisin tavrı değişti, suç örgütleri halkı provoke etti. Elektrik şebekesinde her gün saatlerce kesintiye sebep olan arızalar da yine darbe sonrasında hemen bitiverdi."

Manşetler darbeye zemin hazırladı

Yerel basında yer alan haberlerle de darbeye zemin hazırlandığını ifade eden ve o dönemki bazı gazete manşetlerine değinen Amin, darbeye dışarıdan da destek verildiğini savundu.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns'ün 2012 yılının mart ayında, Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedi ile görüştüğünü ve İsrail ile barış anlaşmalarını devam ettirmeleri halinde Körfez İşbirliği Konseyi aracılığıyla 20 milyar dolar yardım sözü verdiğini aktaran Amin, şunları kaydetti:

"Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt, Mursi iktidardayken bu yardımı yapmayı reddetti. Askeri darbenin hemen ardından Burns'ün bu vaadi yerine getirildi. 3 ülke liderleri Mursi'yi devirdiği için Abdulfettah Sisi'yi tebrik ederek ekonomiyi düzeltmeleri için 12 milyar dolarlık yardım paketini sundu. Burns ayrıca darbecilere desteğin devam edeceği ve IMF borçlarında da esneklik sağlanacağı sözünü verdi."

kalan karakter 1000

restwell restwell

ben bu filimleri memleketimdeki vizyonlarda oynarken hatırlıyorum. yıl 1980 sanırım.neyseki 33 yıl gectı ve hepsı yargılanıyor.

Aynı Görüşte misiniz?
evet2
hayır0
cevapla 01.08.2013 00:24

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.