X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Maliyeti düşük, tespiti zor katliam!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Maliyeti düşük, tespiti zor katliam!

  • Giriş Tarihi: 22.8.2013 12:23 Güncelleme Tarihi: 22.8.2013 12:25

Suriye'de bin 360 kişinin hayatını kaybetmesi, dünya gündemini meşgul eden kimyasal silah iddialarının fiilen doğruluk kazanmasına yol açtı. Suriye rejiminin çok miktarda sarin ve hardal gazı stoğuna sahip olduğu uzun süredir tahmin edilirken, son saldırının görgü tanıkları, kesin dille siviller arasında "nefessiz kalma ve zehirlenme vakaları" görüldüğünü ve toplu ölümlerin kimyasal gaz kullanılmasından kaynaklandığını ifade ediyor.

Bölgedeki aktivistler de erken saatlerde sivil yerleşim bölgelerine havadan atılan gaz bombaları sebebiyle insanların saldırıya uykuda yakalandığını bildirirken, AA'ya konuşan doktorlardan Halid Mahmud, yaralılarda nefes darlığı, kusma, göz bebeklerinde küçülme, bilinç kaybı yaşandığını, dolayısıyla sarin gazı kullanıldığını dile getirmişti.

Kimyasal silahlar, Kimyasal Harp Ajanları Birleşmiş Milletler'in 1969'da yayınladığı raporda "insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerine doğrudan
toksik etkileri nedeniyle kullanılan ve fizyolojik etkileri nedeniyle canlıları kitlesel olarak çok kısa sürede öldürme veya yaralama kapasitesine sahip toksisitesi ve zehir etkisi yüksek, çevresel etkenlere dayanıklı, taşınması ve saklanması kolay her türlü katı, sıvı, gaz halindeki kimyasal maddeler" şeklinde tanımlanıyor.

Kimyasal silahların sınırlandırılması

Kimyasal silahlar kendi aralarında sinir sistemi zehirleri (Tabun, Sarin, Soman, Vx), yakıcı kimyasallar (Mustard, Azotlu Mustard, Lewisit),
Akciğeri tahriş edici kimyasallar (Fosgen, Difosgen, Klorpikrin), sistemik zehirler (Hidrojen Siyanür, Hidrojen Sülfür), kapasite bozucu kimyasallar (BZ, LSD) ve kargaşa kontrol kimyasalları (Göz yaşartıcıları: CN, CS, CR) olarak sınıflandırılıyor.

Sinir gazları kimyasal silahlar içinde en tehlikeli olanı... Nispeten basit kimyasal tekniklerle üretilen, ham maddeleri ucuz ve kolay bulunan sinir
gazları, kolaylıkla atılıp yayılıyor, cilt ve solum yolundan absorbsiyonları çok hızlı olduğu için kişinin sinir sistemine doğrudan doğruya etki ederek hayati fonksiyonlarını felce uğratıyor.

Suriye'deki son saldırının şüphelisi: Sarin gazı ve etkileri

1938'de Alman kimyager Gerhad Schrader tarafından bulunanarak Nazi Almanyasında katliamlarda da kullanılan sarin gazı, "sinir sistemi zehirleri" grubu arasında sınıflandırılan türden olup, diğer sinir gazlarından renksiz ve kokusuz olmasıyla ayrılıyor. Zaten bu özelliğiyle zor tespit edildiği, aynı zamanda da oldukça güçlü, geniş ve çabuk etki yaptığı için en çok tercih edilen kimyasal silah.

Etkileri, "Burun akması, göğsün sıkışması, görüşün zayıflaması, nefes almada güçlük, aşırı terleme, adalelerin kasılması, kusma, gözbebeklerin
küçülmesi ve görüşte bulanıklık, sendeleme, şaşkınlık, uyuşukluk, hafıza kaybı, çırpınma, koma, nefesin kesilmesi ve ölümün meydana gelmesi" olarak tanımlanıyor.

Çok küçük bir damlasıyla dahi sinir sistemini felç ederek saniyeler içinde canlıları yok edebildiği için, en acımasız savaş aracı sayılan sarin gazı,
1988 yılında Saddam Hüseyin'in Irak'ın Kürtlerin yaşadığı Halepçe'deki 6 bine yakın insanı katletme aracıydı.

Suriye rejiminin sahip olduğu iddia edilen diğer kimyasal: Hardal gazı

Sarin gazi gibi bir anda etkili olmasa da yakıcı özelliğe sahip olduğu için tercih edilen hardal gazı, birkaç saat içinde ilk kaşınma, yanma belirtilerinin ardından, körlük, deride ciddi su toplanması, konuşamama, mide bulantısı gibi sonuçlar doğuruyor.

İlk defa maskenin sağladığı korunmayı ortadan kaldırmak için Almanlar tarafından 1917'de ve sonrasında Birinci Dünya Savaşı'nda her iki tarafça da tonlarca kullanılan hardal gazı, solunumla alındığında gözlerde ve deride yanmaya neden olurken, kemik erimesine ve zehirlenmeye neden oluyor. Birkaç hafta içinde de maruz kalma miktarına göre de öldüren gazın öldüremediği insanları da kanser yaptığı biliniyor.

İlk yardım ve korunma tedbirleri

Sarin ve hardal gazına karşı bireysel önlem almak ya da iyileşmek pek mümkün değil.

Araplar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ARAP-DER) Genel Başkanı Şükrü Kırboğa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Suriyelilerin beyanlarına göre şu anda bine yakın ölü, yüzlerce de yaralı var. Hastanelerde bu gazı iyileştirecek ilaç yok. Sadece su serperek insanları bundan kurtarmaya çalışıyorlar" demişti.

Yine de kimyasal gaza maruz kalanlar için uygulanacak ilk yardım tedbirleri, maske takılarak gazlı sahadan uzaklaştırmak, alınan miktar öldürücü
dozda değilse akciğerlerde toplanan sıvının emilmesi.

Saldırıya karşı alınacak önlemlerden binalarda ya da evlerde kapı ve penceresi az olan sığınak bulundurulması, kapı ve pencere çerçevelerinin
dışarıdan sıkıca bantlanması ve geniş bir naylon örtü ile örtülmesi, yeterli temiz su ve sıvı sabunun sığınakta hazır bulundurulması, kimyasal silahın kullanıldığı bilinen açık alanların çamaşır suyu ve kireçli tutulması, kimyasal zehirle temas ettiğinden şüphelenilen açıktaki bütün katı ve sıvı gıdaların bulaşmış kabul edilerek imha edilmesi ilk akla gelenler.

Tarihte kimyasal gaz kullanımları

Bu denli geniş ve çabuk etkiyi yaratmada tarih boyunca savaşan insanların akıllarına gelen ilk araç olan temini kolay, maliyeti az kimyasal
silah maddeleri, ilk kez Birinci Dünya Savaşı'nda kullanıldı.

22 Nisan 1915'te Almanlar, Belçika'da Ypres bölgesinde Fransızlara karşı Ticari Klorin Tüpleri kullandı ve 5 bin Fransız askerini zayiata uğrattı.

1925 yılında 42 ülke tarafından imzalanan Cenevre Protokolü ile kimyasal harp maddelerinin kullanımı yasaklanmış olmasına rağmen 1936-1937 de İtalyanlar, Habeşistan Savaşı'nda defalarca, sivil halkı da hedef alacak şekilde kimyasal gaz kullandı.

Mısır 1965' te Yemen'de, Vietnamlılar 1975-1980 yılları arasında Laos ve Kamboçya'da, Sovyetler 1979'dan sonra Afganistan'da kimyasal silaha başvurulan kimyasal silahlar, İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı'nda da kullanıldı.

kalan karakter 1000

i.k i.k

yani tarihte daha önce kullanılmış ve hiç bir ülke lideri kullandığı yada kullandırttığı için idam edilmemiş yada büyük bir ceza almamış. Dolayısıyla yasak olmasının yaptırım açısından pekte caydırıcı sonuçları yok dünya toplumu üzerinde

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 22.08.2013 20:14

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.