X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Siyasi baskılar IŞİD'e katılımı arttırıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Siyasi baskılar IŞİD'e katılımı arttırıyor

  • Giriş Tarihi: 4.9.2014 15:08

Uzmanlar, IŞİD'e en çok katılımın Rusya ve Tunus vatandaşları arasından gerçekleştiğine dair yayınlanan PEW raporunun sonuçlarını "siyasal baskıların terörü güçlendirdiği" şeklinde değerlendirdi.

Merkezi ABD'nin başkenti Washington'da bulunan PEW Araştırma Merkezi adlı düşünce kuruluşunun yayınladığı rapor, IŞİD'in, "küresel terör havuzu" oluşturduğuna dikkati çekiyor. Raporda, farklı ülkelerden Suriye ve Irak'a savaşmak için giden kişiler arasında Rusya ve Tunus vatandaşlarının çoğunlukta olduğu öne sürülüyor.

Lübnanlı araştırmacı yazar Ali Hüseyin, sonuçları, "Toplumun bir kesimi siyasi baskıya maruz kalıyor. Kasıtlı olarak sosyal ve ekonomik ihmale maruz bırakılıyor. Bu kişilerin maruz kaldıkları zulümden kurtulacak güçte olmaması, söz konusu kesimin içindeki bazı kişileri, kendilerine yapılanlara tepki olarak yanlış davranışlara sevk ediyor" şeklinde değerlendirdi.

Hüseyin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu ülkelerde, "baskı ve dışlama politikasının uygulanması ve şiddete uygun ortam hazırlaması nedeniyle sivillerin 'fanatik' kişilere dönüşerek savaşa gittiklerini" savundu.

IŞİD İÇERİSİNDE EN FAZLA RUSYALI SAVAŞÇI VAR


IŞİD bünyesine en çok Rusya Federasyonu'ndan savaşçının katıldığını ileri süren Hüseyin, Rusya'nın, Çeçenler ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik işlediği savaş suçlarının çok açık olduğunu belirterek, "Tunus için de durum çok farklı değil. Tunus'ta devrik lider Zeynel Abidin döneminde yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal baskı şu anki ortamı doğurdu" dedi.

Hüseyin, bazı ülkelerin ve örgütlerin, "radikalleştirme siyaseti izlediği, mağdurların ya da yakınlarının IŞİD'e katılmasına uygun ortam hazırladığı ve gruplara istihbarat ajanı sokma gücüne de sahip olduğuna" dikkati çekerek, bu gruplarda çok sayıda istihbarat ajanı bulunmasının "şüphesiz bir gerçek" olduğunu iddia etti.

Suriye uzmanı Ahmed Abazid ise, öncelikle Suriye'ye giden yabancı savaşçıların kimliklerinde yazan uyrukları ile milliyetlerini ayırmak gerektiğine değindi. Suriye'ye giden Rusya vatandaşlarının büyük çoğunluğunun aslen Rusya'nın hegemonyasına karşı silahlı mücadele yürüten Kafkas kökenli Müslümanlar olduğunu söyledi.

IŞİD KAFKAS GRUPLARINI DA BÖLDÜ


Suriye krizinin Rusya'nın Kuzey Kafkasya bölgesinde faaliyet gösteren silahlı grupları da böldüğünü kaydeden Abazid, IŞİD'de bir komutan olan Ömer eş-Şişani liderliğinde IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'ye bağlananlar ile El Kaide örgütüne bağlı "Kafkas Emirliği"nin genel politikasının yanında olup, Selahaddin eş-Şişani komutasındaki Ensaruddin Cephesi'nde yer alanlar ve her iki Kafkas grubun görüşlerini de reddeden Suriye İslami Cephe grubu içinde yer alan Ensaru'ş Şam Hareketi olduğunu kaydetti.

IŞİD medyasının, Kafkas kökenli savaşçıları kendi bünyesine katmayı hedeflediği ve bu yönde faaliyetler yürüttüğüne işaret eden Abazid, örgütün bünyesinde yer alan Ömer eş-Şişani'yi, Kafkas kökenlilerin dini duygularını, Suriye'nin durumunu ve Arapça bilmemelerini kullanarak bu amaçlarını gerçekleştirmeye çalıştıklarını vurguladı. Abazid, IŞİD'in diğer savaşçıları kafir ilan etmesinin de örgüte Kafkas kökenlileri çekmede etkili olduğunu anlattı.

"İSTİHBARAT AJANLARININ SAYISINI TESPİT ETMEK MÜMKÜN DEĞİL"


Suriye'ye savaşmaya gelen yabancı grupların içine sızan istihbarat ajanlarının adedini tespit etmenin mümkün olmadığını ancak onlarca Rus ajanı ve subayının Esed güçlerine destek veren uzmanlar olarak bulunduğunu ifade eden Abazid, çok sayıda çarpışmada piyade olarak savaşan Rusların cesetlerinin bulunduğu bilgisini verdi. Abazid, Rusya'nın Tartus'taki askeri üssünün Suriye ordusu için daimi silah kaynağı ve eğitim merkezi olduğu değerlendirmesinde bulundu.

IŞİD'e katılan Tunuslular konusuna değinen Abazid, şunları kaydetti:

"IŞİD'e katılan Tunusluların fanatizminin ne kadar abartılı ve korkunç olduğu çok kolay gözlemlenebilir. Onlarca yıldır İslami kimliğe karşı çok ağır baskılar uygulayan bir diktatörlüğün halk üzerinde yaşattığı travma, bu ülkedeki fanatizmin diğer ülkelere göre daha fazla ortaya çıkmasına yol açtı" dedi.

Adı geçen ülkelerde radikalleşmenin gerçek sebebinin baskı, siyasi vizyon eksikliği ve yoksulluk olduğu yorumunu yapan Abazid, IŞİD'in içindeki din adamlarının bazı Tunusluları radikalleşmeyi abarttıkları gerekçesiyle cezalandırdığı da düşünüldüğünde, Cezayir, Tunus ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerindeki radikalleşmenin sebeplerinin araştırılması gerektiğini kaydetti.

Abazid ayrıca bu ülkelerin Batı ve Doğu arasında sıkışan ve kimlik bunalımı yaşayan toplumlar olduklarını ileri sürerek, bu sosyolojik yapının daha fazla radikalleşmede bir faktör olabileceğini ifade etti.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.