X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Batı ülkeleri katledilen milyonlarca Müslümanın acısını görmüyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Batı ülkeleri katledilen milyonlarca Müslümanın acısını görmüyor

  • Giriş Tarihi: 25.4.2015 19:07 Güncelleme Tarihi: 25.4.2015 19:25
Batı ülkeleri katledilen milyonlarca Müslümanın acısını görmüyor
Batı ülkeleri katledilen milyonlarca Müslümanın acısını görmüyor

1915 olaylarına ilişkin iddialarının yaygın kabul gördüğü Batı ülkeleri, aynı dönemde katledilen milyonlarca Müslüman'ın acısını görmüyor!

Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin iddialarını birçok vesileyle gündeme getiren Batı ülkeleri, Osmanlı Devleti'nin son döneminde Balkanlar ve Kafkasya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan Anadolu'ya dönmek zorunda bırakılan ve katledilen milyonlarca Müslümanın acısını çifte standartlı bir yaklaşımla görmezden geliyor.

ABD'nin Louisville Üniversitesi'nde çalışmalarını sürdüren tarihçi ve nüfus bilimci Justin McCarthy, 1995'te yayınlanan "Ölüm ve Sürgün: Osmanlı Müslümanlarına Karşı Yürütülen Ulus Olarak Temizleme İşlemi" adlı kitabı, 1821-1922 yıllarında Balkanlar, Kafkasya, Kırım ve Anadolu'da yaşanan Müslüman halkların uğradığı katliamlara ve sürgüne ışık tutuyor.

McCarthy, kitapta 1800'lerin başında Osmanlı Devleti sınırları içinde kalan Anadolu, Kırım ve art bölgeleri, Kafkasya'nın büyük bölümü, Arnavutluk ve Bosna'dan Karadeniz'e uzanan çizgide Güneydoğu Avrupa'nın tümünü kapsayan bir coğrafyada Müslümanların, bazı bölgelerde çoğunluk bazı bölgelerde azınlık olarak yaşadığına dikkati çekiyor.

Osmanlı Devleti'nin zayıflayarak dağılma sürecine girmesiyle bu bölgelerde Müslüman nüfusun topraklarından çıkarıldığını ya da katledildiğini kaleme alan McCarthy, 1821-1922 yıllarında 5 milyondan fazla Müslümanın öldürüldüğünü, sürgün edilen ya da göç etmek zorunda kalan Müslümanların bir kısmının, yolllarda açlık ve hastalıktan yaşamını yitirdiğini vurguluyor.

Öte yandan Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Anadolu'daki Müslümanların uğradığı katliamının tarihçesiyle ilgili Batı ülkelerinde herhangi bir yayına rastlanmıyor, kayıplar ders ve tarih kitaplarında yer almıyor.


İLK KIYIMI YUNANLAR YAPTI

Justin McCarthy'nin kitabında, Batı Trakya'daki Türklerin, Yunanlara ait bağımsız bir Yunanistan yaratma amacına engel olarak görüldüğü için 1800'lerin başında silahlı milliyetçi grubun hedefi olduğu, 1821'de, köy ve kasabalarda yaşayan Türklerin, yerleşim merkezlerinin dışına götürülüp kıyımdan geçirildiği ve bu süreçte 25 binden fazlaBatı Trakya Türkünün öldürüldüğü belirtiliyor.

MÜSLÜMANLAR GÖÇ ETMEYE ZORLANDI

McCarthy'nin kitabına göre, 19. yüzyılın başında bölgedeki Ruslaştırma politikası çerçevesinde Nogay ve Kırım Tatarlarına iki seçenek sunuldu: Ya Rusya'nın iç bölgelerine sürgün ya da Osmanlı'ya göç.

Kitapta, Nogay Tatarlarının göçünün 1860'lı yıllar boyunca sürdüğüne, en az 300 bin Tatarın, topraklarından ayrılarak göç etmek zorunda kaldığına, yine 19. yüzyılda Kafkasya ve Osmanlı'nın doğu illerindeki dengenin, Rus istilaları, Ermeni ayaklanmaları ve Kafkasyalı Müslümanların zorla göç ettirilmeleri nedeniyle altüst olduğuna dikkat çekiliyor.

Rus istilasından önce, Kafkasya'daki Müslüman halk, Azerbaycan-Erivan bölgesindeki Türklerden ve bölgenin geri kalanındaki Çerkezler, Abazalar, Çeçen-İnguşlar ve Dağıstanlılar gibi diğer gruplardan oluşurken, 1864'te Rusların Kafkasya'da kontrolü ele geçirmesiyle bölgedeki Müslümanların göçe zorlandığı belirtilen kitapta, yurtlarını terk etmeye zorlanan Müslüman Çerkezlerin ve diğer Kafkasya halklarının, Rus denetimindeki limanlarda gemilere doldurulduğu, Osmanlı topraklarına ulaşıldığında ilk uğranılan liman olan Trabzon'da, hastalık ve yetersiz beslenmeden hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bini bulduğu ifade ediliyor.

Justin McCarthy, Osmanlı Devleti'nin doğu vilayetlerinde ve Kafkasya'da 1877-1914 yılları arasında yaşanan katliamlarla, Müslümanların yurtlarının Ruslar tarafından zapt edildiğini, Ruslardan kalan topraklara da ayrılıkçı Ermeniler tarafından el konulmaya çalışıldığını gözler önüne seriyor.
McCarthy, kitabında, Doğu Anadolu'da Müslümanlar ve Ermeniler arasındaki savaşta, Van vilayetindeki Müslümanların yüzde 62'sinin, Bitlis Müslümanlarının yüzde 42'sinin, Erzurum Müslümanlarının da yüzde 31'i yok olduğunu vurguluyor.

BALKANLAR'DAKİ NÜFUS DAĞILIMI TÜMÜYLE DEĞİŞTİ

Tarihçi ve nüfus bilimci Justin McCarthy, 1877-1878 yıllarında yaşanan Rus-Türk Savaşı'nın Bulgaristan'da yaşayan Türkler için bir felakete dönüştüğünü, Bulgar ve Rus birliklerinin katliamları, açlık, hastalık ve göçmenlerin yerleştirildiği kamplardaki koşullar nedeniyle ölümlerin yaşandığını ifade ediyor.
K
itapta, Bulgaristan'daki Türk varlığına tümüyle son vermek isteyen Rusların, bölgeden göç etmek zorunda kalan Türklerin evlerini yakarak, geri dönmelerini engellemek üzere Bulgarlarla işbirliği yaptığının, 1911 yılına gelindiğinde Balkanlar'daki nüfus dağılımının tümüyle değiştiğinin, Balkan Savaşları sırasında yaşanılan kayıplarla birlikte, Müslümanların, Balkanlar'da çoğunluk olma vasfını kaybettiğinin altı çiziliyor.
İzmir'e yapılan çıkarmayla kitlesel Türk kıyımına başlandı

McCarthy'nin kitabında, 15 Mayıs 1919 tarihinde Batı Anadolu'da yaşanan Yunan işgali sırasında, İzmir'e yapılan çıkarmayla kitlesel bir Türk kıyımına başlandığı vurgulanıyor.

Müslümanların, o dönemde Batı Anadolu nüfusunun yüzde 80'ini oluşturduğu, işgal sırasında Türk köylerinin, yerleşim merkezlerinin yakılıp yıkıldığı, 1912'den İstiklal Harbi'nin sonu olan 1922'ye kadarBatı Anadolu'da bir milyon 246 bin 68 Müslümanın hayatını kaybettiği belirtilen kitapta, bu savaşlar sona erdiğinde Balkanlarda yaşayan kalabalık Türk nüfusunun epey azaldığı, Kafkasya'da Çerkezlerin, Lazların, Abazaların, Türklerin ve daha küçük Müslüman toplulukların yurtlarından sürülüp çıkarıldığı anlatılıyor.

Kitapta, Sırbistan'dan Kafkasya'ya uzanan bölgede birçok ulus devlette sağlanan etnik ve dini birliğin, Müslümanların bu topraklardan sürülmesiyle sağlandığına dikkati çeken McCarthy, tarih kitaplarının çoğunda, azınlıklara duyulan nefret üzerinden bir okumayla yalnızca Osmanlı Ermenilerinin zorunlu göçünden bahsedilirken, tarihsel gerçeklere rağmen, Balkanlar'da ve Kafkasya'da yaşananların göz ardı edildiğini vurguluyor.
5 milyondan fazla Müslüman öldürüldü

Kitapta bu dönemde Balkanlar'da, Kırım'da, Kafkasya'da ve Anadolu'da 5 milyondan fazla Müslümanın öldürüldüğü, Rusların 100 yıl boyunca Müslümanları, yaşadıkları bölgelerden uzaklaştırmaya dayalı politikalar yürüttüğü, Kırım Tatarlarını ve Çerkezleri göçe zorlarken, Güney Kafkasya'da Türklerden boşalan bölgelere Ermenileri yerleştirdiği kaydediliyor.

kalan karakter 1000

ahmet boyacı ahmet boyacı

1915 ermeni olayları ile birlikte dünyanın bir çok yerinde tarihin sayfalarını karıştırma bunlarla ilgili anma törenleri düzenleme ile dünya nereye gidiyor diyoruz,büyük fotoğrafı görmeye çalışıyoruz,dünya yeni bir sıcak çatışmanın içine doğru sürüklenmek mi isteniyor

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 25.04.2015 22:58
nejcir nejcir

Burda bunu bugün "Ermeni" iddiaları konuşulduğu anda ve yalnız Türkiye içinde söylemeniz,yazmanızın bir anlamı olmuyor!. Bunu YurtDışıda Basın ve Yayın Organlarında,İlan vererek,O Basın ve Yayın Organlarının Yazar ve Yetkililerini Türkiyede ağırlayarak ve İkna ederek yaparsanız, neticeye ulaşırsınız.Bağırarak,çağırarak bu işler hallolmuyor.Hele binlerce Ermeninin Istanbulda çalışmasına göz yumarak Barış gelmez,sınırını kapatacaksın,ama buna göz yumacaksın! Bu konuda bir Devlet Politikasına ve bunu uygulayacak bir Enstitüye acil ihtiyac var.Bunlar fırsatını bulsa Toprak Talep edecekler, hazırlıklı olalım.Özelikle Kurt Kimliğine sığınmış Vekiller,türedi.Doğudaki Vatandaşlar aydınlatılmalı ! Çok önemli bu.Bu konu yalnız her Nisanda gündeme gelecek ve sonra da unutulacak bir konu değil.

Aynı Görüşte misiniz?
evet6
hayır1
cevapla 25.04.2015 21:15
isimsiz isimsiz

eh hepimiz ermeniyiz diye ortaya çıkan ermenilere toz kondurmayan sizler görün artık onuda herşeyi yaparız ederiz ama iş size gelince acitasyuon bravo işi biliyorsunuz

Aynı Görüşte misiniz?
evet2
hayır2
cevapla 25.04.2015 20:49
DD DD

ne kadar gercek ve guclu bir girisim.Turkler artik durmayacak ve Turke vurulan her darbeye karsi bizde darbe vurmaya haziriz.simdiye kadar ve hala batida devam eden Turkleri rencide etme politikalarina HAYIR.simdiye kadar yapamadiklarimizi bundan sonra yapmaya devam edecegiz.Ne Mutlu Turkum diyene.

Aynı Görüşte misiniz?
evet4
hayır2
cevapla 25.04.2015 20:15

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.