X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Bu şehir beni kendine bağlıyor'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Bu şehir beni kendine bağlıyor'

  • Giriş Tarihi: 5.2.2013

İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Emmanuelle Houles, "Bir büyük potansiyel var ama İzmir gibi 4 milyonluk bir şehrin kültür ve sanata bakışının da bugünden yarına değişebileceğini sanmıyorum"dedi

İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Emmanuelle Houles Paris doğumlu ve Paris aşığı olmasına rağmen İzmir'in onun için ayrı bir yeri var... İzmir'de olmaktan çok mutlu. Şehri bu güne dek herhalde hiçbir İzmirli'nin gezmediği kadar çok gezip, dünden bugüne gelen kültürel, sanatsal ve mimari gelişimini gözlemlemeyi çok seviyor. Sanata dair her projesinde belediyelerden ve İzmirliler'den destek gören Emmanuelle Houles; "4 milyon nüfuslu bu dev şehirde, son derece modern bir şehir imgesinden bir köy imgesine kolaylıkla geçebiliyoruz. Ve ben bunun harika olduğunu düşünüyorum" diyor...
* Ne kadar zamandır İzmir'desiniz, daha önce neler yapıyordunuz? 2011 yılının Ekim ayından bu yana İzmir'deyim, yaklaşık 1,5 yıl oldu. Ondan önce Meksika'da görevliydim. Fransa Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir memurum.
* Fransa için kültürel etkinliklerin önemi sizce nedir? Sanıyorum ki günümüzde Fransa'da bu konuda bir değişim söz konusu. Kültürün önemini artık aktivite bağlamında ölçmüyoruz, günlük hayata entegrasyonuna göre ölçüyoruz. Konu ciddi bir biçimde, sanat ve kültürün genel anlamda hayatın iyileştirilmesine katkısı anlamında değerlendiriliyor.
Kültür farklı bir anlamda yerini buluyor.
Artık mekanlara ve zamana bağlı değil, sosyal projeler ve genel anlamda kalkınma ve gelişme kavramı içinde yerini buluyor.
Bu tüm ülkelerde sanatın yerine dair genel bir soru. Belki bu soru Fransa'da düşünürlerin daha çok desteğini almış ve biraz daha önce sorulmuş olabilir. Sanatın yerinin sorgulanması söz konusu olduğunda Fransa her zaman kılavuz ve öncü bir ülke olmuştur.
* Peki, Türkiye'yi ve İzmir'i bu anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz? Benim için İzmir ve Türkiye aynı değil.
Sanıyorum İzmir'de halen günlük hayatın içine giren çok az sanatsal etkinlik var. Sanat anlamında harika şeyler yapılıyor ancak bunlar hep belirli mekanlarda gerçekleştiriliyor.
Mekana bağlılık çok fazla, hatta sanki kutsal gibi. Opera, Arkas Sanat Merkezi, Adnan Saygun Sanat Merkezi gibi çok iyi sanat ve gösteri mekanları var, ama bu mekanlar hep belirli şeylere rezerve edilmiş. Gösteri kavramının dışında, sanatçıların yorumlarına açık çok fazla etkinlik gerçekleşmiyor. İzmir'in mevcut sanatseverleri bu etkinlikleri takip ediyorlar. Ama sanatı tanımayanlar, dışarıda kalıyor.
* Ne yapmak gerekiyor? Sanıyorum zamanla kendiliğinden değişecek ve gelişecek. Mesela bu İstanbul'da böyle oldu. Türkiye, İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Kayseri, Diyarbakır, tüm bu şehirlerin gerçekleri farklı. Bunda tabii sanatın halka yönelik olup olmadığının da etkisi var. Geçtiğimiz yıl açık havada Kadifekale ve Agora bölgesinde bir sanat müdahalesi gerçekleştirdik. Büyükşehir ve Konak belediyelerinin de desteğini aldık. Yerel yönetimlerin klasik sanat anlayışından çıkıp, farklı uygulamalara ilgisi olduğunu görüyoruz. Farklı düşünen insanlar da var. Bir potansiyel var ama İzmir gibi 4.5 milyonluk bir şehrin kültür ve sanata bakışının da bugünden yarına değişebileceğini de sanmıyorum.
Yine de orta vadede bu anlayışın farklılaşacağına da inanıyorum.
* Fransa gibi, İtalya gibi olmamız biraz zor... Fransa'da Paris ve birkaç şehirde bahsettiğimiz anlamda bir sanat anlayışı var. Bu şehirler modernitenin gereklerine karşılık verebiliyorlar, ancak birçok küçük şehir hala bu aşamaya gelemedi, hala kuşatılmış bir sanat anlayışının içindeler.
* Neden İzmir'desiniz? Bundan 12 yıl önce, 3 yıllık bir görev için Ankara'da bulunmuştum. Daha sonra Meksika'ya gittim. Türkiye'ye geri gelmeyi hep istemiştim. İzmir'deki pozisyonun boşaldığını duyunca hemen burada görev almak için başvurdum.
* İzmir hakkındaki düşünceniz nedir, İzmir'i sevdiniz mi? İzmir'de ne yapmaktan hoşlanırsınız? İzmir'de semt pazarlarına gidiyorum ve yürüyorum. Alsancak'ta pek bulunmuyorum.
Tüm şehri yürüyerek kat ediyorum. Eski yerleşim yerlerine gidiyorum. Küçük sokaklarda dolaşıyorum. Şehrin yüksek muhitlerine çıkmayı, tepelerde dolaşmayı seviyorum.
Şehre yukarıdan baktığımda her zaman çok estetik bir görüntüyle karşılaşmıyorum tabi. Şehrin konfigürasyonu, gelişme şekli, göçlerin geçmişte ve günümüzde şehrin mimarisini ve şehirciliğini nasıl değiştirmiş olduğu beni fazlasıyla ilgilendiriyor.
Kasabalardan, ya da doğudan gelen göçmenlerin burada çok katlı apartmanlarda alışık olmadıkları, tek tip bina formlarında yaşıyor olması çok ilgimi çekiyor. Şehri antropolojik ve sosyal anlamda çok ilginç buluyorum.
Ve bu beni bir şekilde kendine bağlıyor.
4.5 milyon nüfuslu bu dev şehirde, son derece modern bir şehir imgesinden bir köy imgesine kolaylıkla geçebiliyoruz. Ve ben bunun harika olduğunu düşünüyorum.
* Fransız Kültür Merkezi olarak İzmir'e ne gibi katkılarınız var? Kültür Merkezi olarak Fransa Büyükelçiliği'nin işbirliği servisi olarak faaliyet gösteren bir kurumuz. Yani görevimiz burada her ülkenin yararına olan projelere katılmak, eşlik etmek, fayda yaratmak, Fransa ve Türkiye arasındaki bir ilişki bir bağ kurmak. Bu anlamda ilk rolümüz şehrimizde yaşayanların, İzmirliler'in taleplerini ve yorumlarını dinleyip, gözlemek ve bu konuda bilgi sahibi olmak. İşbirliğimiz farklı kurumları içerebiliyor. Belediyeler, okullar, üniversiteler ya da birtakım ekonomik unsurlarla işbirliği yapıyoruz. Aynı şekilde sanatsal işbirlikleri dahilinde karşılıklı çalışmalarına, birbirlerini ve ülkelerin sanatını tanımalarına aracılık etmek üzere Fransız ve Türk sanatçıları bir araya getiriyoruz. Organizasyon açısından baktığımızda Türkiye'de tek bir Fransız Kültür Merkezi var. Ankara, İzmir ve İstanbul'da ise 3 şubesi var. Bu şekilde bulunduğumuz şehir ve bölgeyi daha iyi tanıyabiliyor ve ihtiyaçlara daha iyi karşılık verebiliyoruz.
n Okutman ve öğrenci sayınız nedir? 1800 civarında öğrencimiz var. Sürekli olarak bizimle çalışan, Türk ve Fransız 6 Türk okutmanımız var. Bunun dışında Fransa'dan gelen 3 okutmanımız var. Onlar da belirli sürelerle ders vermek üzere geliyorlar. Öğrencilerimizden gelen talepler üzerine farklı saat ve günlerde kurslar açabiliyoruz.
* 2012'de neler yaptınız, 2013 için planlarınız nedir? Bu yıl da geçen yılki etkinlik anlayışını sürdürmek istiyorum.
Sürdürülebilirlik, kentsel kalkınma ve kültürel mirasın korunması.
Geçen sonbaharda ilkini gerçekleştirdiğimiz "Yaşamak, inşa etmek, korumak" başlıklı etkinliğin ikincisini gerçekleştireceğiz. Nisan ayında Ege ve Akdeniz bölgeleri mutfak kültürünün korunmasına dair etkinliklerin yer alacağı bir projemiz var. Konferanslar, yerel ürünlerin satılacağı pazarlar, sunumlar yer alacak.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.