X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER BERRİN TUNCEL BİRER: Kadınlar şiddete karşı ayaklanıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

BERRİN TUNCEL BİRER: Kadınlar şiddete karşı ayaklanıyor

  • Giriş Tarihi: 13.2.2013

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, yeni açıkladı. Geçen yılın ilk 9 ayında 125 kadın şiddet kurbanı olmuş. Birkaç gün önce bir başkası benzer açıklama yaptı. Güle oynaya karşıladığımız yeni yılın henüz ikinci ayında da 13 ilde 18 kadını şiddete kurban vermişiz. Her şeyiyle övündüğümüz Ege'de bile 4 kadından biri şiddet görüyormuş. Erkek sevdiği kadından karşılık alamayınca, tabii ki dövecek, öldürecek. Gerekirse çekecek kuytuya tecavüz edecek ki, kadın onu sevmeye başlasın. Kadın erkeği sevince, onun malı olacak. Erkek ne yaparsa yapsın, onu sevmeye devam edecek. Adam dövecek ama kadın gidiyorum demeyecek. Madem gitti, akıllı gidecek. Öyle başkasına aşık oldum falan yok. Yoksa eski koca kendisini aldatılmış hissedecek, öldürecek, namusunu temizleyecek. Erkeğin kadını incitmesi için bahane bitmedi, bitmeyecek.

ONE BILLION RISING

Bu yüzden, dünyanın dört bir yanında bir milyar kadın, tam da sevginin günü diye bilinen 14 Şubat'ta, kadına şiddete dur demek için ayağa kalkacak. Öyle sokaklarda sloganlar atıp bağırıp çağırmayacak. Dans edecek. "One Billion Rising" adlı kampanya, tüm dünyada bir milyar kadını, kadına şiddete karşı çıkmak için ayaklanmaya çağırıyor. Türkiye'de 20 ilde gerçekleşecek etkinliklere, tabii ki İzmirli de katılacak. İzmir'de "One Billion Rising" Komite Eşbaşkanı ve İzmir Tanıtım Derneği Başkanı Hakan Doğanay ile LİYAKAT Derneği etkinlikleri yürütecek. İzmirli kadınlar, saat 13.00'te İzmir Saat Kulesi'nin önünde Hakan Doğanay'ın, saat 14.00'te de Cumhuriyet Meydanı'nda, LİYAKAT Derneği'nin düzenleyeceği etkinlikte dans edecek. Dernek Başkan Yardımcısı Gülçin Güloğlu, 10 kadın ve 5 erkek ile aylardır halk oyunları çalışıyor. 14 Şubat Sevgililer Günü'nde, saat 14.00'te, Cumhuriyet Meydanı'nda 10 dakika gösteri yapacaklar. Ardından meydanı dolduracağına inandığım İzmirlilerle damat halayı çekecekler. Aylardır "One Billion Rising" için bastırdığı el ilanlarını sokak sokak dağıttıran, bardak altlarını her kafeye ulaştırmak için çalışan Gülçin Güloğlu'nun çabaları, en azından İzmir'de boşa çıkmayacak. İzmirli kadınlar, kadına şiddet uygulamayacak çocuklar büyütecek anneler, dünyadaki tüm kadınlarla birlikte şiddete karşı ayağa kalkacak.

KAPİTALİZMİN RÜZGARINA KAPILIN

Kadın yazar, Sevgililer Günü'ne, "Bozuluyor, yozlaşıyor, başkalaşıyoruz", "Kapitalizmin bize sunduklarını kolayca kabullenmemiz, sahiplenmemiz bizi bayağı bir hale getiriyor" diye tepki gösteriyor. "Bilirkişi", Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri olup olmadığı sorularına cevap vermek için oradan oraya koşuşturuyor. İslam'ın en büyük derdi, toplumdaki en büyük bozulma, sevgiyi, sevgiliyi hatırlamak için bir gün uydurulması gerçekten! Sevgililer Günü'nü ben 80'li yıllarda, Londra'da öğrenebildim. Bugünden haberim olmadığını öğrenince şaşıran Mısırlı sınıf arkadaşımın kapımın posta deliğinden attığı çiçekti ilk hediyem. "Seni çok seven arkadaşların var" notunu okuduğumda, insanın sevildiğini bilmesinin ne kadar güzel olduğunu düşünmüştüm. Sonralarda Sevgililer Günü kutlamaları Türkiye'ye de geldi. Annem de her 14 Şubat'ta telefonla aramaya başladı 4 kızını. "Seni seviyorum. Siz benim sevgililerimsiniz" diyordu her birimize. Küçük yaşta babasız kalan annem, annesinden "seni seviyorum" sözünü duymadan büyüdü. Belki o yüzden eleştirilen "Sevgililer Günü" kutlamaları başlayıncaya kadar, çocuklarına "seni seviyorum" demeye utandı. Belki ben de o aşağılanan, alay edilen gün sayesinde anneme "ben de" diyebildim. Yoksa o uğursuz kazanın hiç beklemediğimiz zamanda aramızdan aldığı anneme, yatakta uğurladığımız babama son nefesinden önce fısıldadığım sevgi sözlerini söyleyemediğim için hep yanacaktım. Neyse. Yani yazara göre annem Sevgililer Günü'nde kocasına, kızlarına, onları sevdiğini söylemeye başladığı için, yozlaşmaya da başladı! Birbirimize hediyeler alıp, epey bir de bayağılaşıyorduk. Sanki hediye alınca sevinmeyen varmış gibi tüketim toplumu edebiyatı yapmadan önce "Neden birbirimize seni seviyorum demiyoruz"u sorgulasanız? Bırakınız da insanlar kapitalizmin rüzgarına kapılsın bir gün. Parası yeten tek taş alsın. Araba alsın, uçak alsın. Belki o "bir gün", onlara "seni seviyorum" demeyi öğretecek. Annesinin seni seviyorum diyerek büyüttüğü çocuk, belki sevgilisine, karısına, çocuğuna, "seni seviyorum" demeye utanmayacak. O kocaman elini, kadına şiddet için değil de okşamak için kaldıracak. Kadına baktığında tecavüz etmeyi değil, sevmeyi düşünecek.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.