X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 40 metrekarede dünyayı değiştirmeye soyundular
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

40 metrekarede dünyayı değiştirmeye soyundular

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Ekonomik durumu iyi olmayan çocuklar, Urla'daki Yıldızca Atölyesi'nde seramiği, resim yapmayı, Picasso'yu, öğreniyor. Çocuklar, atölyeye girmek için birbiriyle yarışıyor. Anneler, "Benim çocuğumu da atölyeye alın" diye ricada bulunuyor

Yıldızca Seramik Atölyesi'nin sahibi Yıldız Parlakyiğit'in babası, yaklaşık 60 yıl önce, kız çocukları için çevresinde seferberlik başlattı, çok sayıda çocuğu okuttu. Bununla yetinmedi, torunlarına mirasını, daha sonra aynı parayı kız çocuklarını okutmak için kullanmaları şartıyla bıraktı. Bu aydın babanın yetiştirdiği Yıldız Parlakyiğit, ilk hayali olan öğretmenliği yıllarca hakkıyla yapıp emekli oldu. 9-10 yıl özel ve resmi anaokullarında yöneticilikten sonra, tekrar üniversite sınavlarına girdi. Güzel Sanatlar Fakültesi seramik bölümünde okurken kurduğu fakir çocuklara ücretsiz ders verme hayalini, 3 yıl önce Urla'da gerçekleştirmeye başladı. 40 metrekarelik atölye, mahalledeki maddi durumu yetersiz çocuklara, ısınabildikleri, derslerini yaptıkları, belki de ileride birer sanatçı olmaları için ilk adımı attıkları yuva oldu. Yıldız öğretmenin çabalarına tanık olan herkes, gücü yettiğince ona destek olmaya çalıştı. Ancak tüm çabalar, Yıldız öğretmenin emekli maaşını, sayısı 25'e ulaşan öğrencilerinin malzemelerine, yırtık ayakkabıların yerine alınan yenilerine, çantalarına, defterlerine harcamasını önleyemedi. Yıldız öğretmeni harcadığı paralar hiç etkilemedi ama atölyenin kapısında derslere katılmak için bekleyen yeni çocuklara "hayır" demeye dayanamaz hale geldi. Daha çok çocuğa dokunabilmek için, "Çocuk Sanat Evi" hayalini kurmaya başladı. Küçücük atölyede mucizeler yaratan Yıldız Parlakyiğit ile çocuklarını, çalışmalarını, hayallerini konuştuk.

Burada ne yapıyorsunuz?
Devlete borcumu ödüyorum. İçimden gelenin ancak 50'de birini yapabiliyorum. Dünyayı değiştiremeyiz ama bir çocuğu değiştirebiliriz. Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu'nda 4 yıl yatılı okudum. Devlet okuttu beni. Dolayısıyla bir gün ödeyeceğiz bunu. Devlete borçlu olduğumu biliyorum. Öğretmenlik çocukluk hayalimdi. Babam okul müdürüydü. Öğrenciler dağıldıktan sonra boş sınıfa girer, öğretmencilik oynardım tek başıma. O hayalimi öyle gerçekleştirdim. İkinci hayalim de buydu. Bu da oldu. Ama nereye kadar ben de bilmiyorum. Babam için kız çocuklarının okutulması önemliydi. Babamın 8 torunu var, hepsine birikiminden belli para dağıttı, "Bunları size veriyorum. İsteyen evlenmesine isteyen okumasına kullansın, ama bunu mezun olduğunuz zaman kız çocuklarını okutarak geri ödeyiniz" dedi. Kendisi de kız çocuklarını okutuyordu. Okullara yardım ederdi. Aydın bir insandı. Yolun anneden geçtiğine inanırdı. Anne aydın olursa, çocuk da aydın olur derdi.

ARKA ARKAYA GELDİLER

Ücretsiz ders verdiğiniz çocukları nasıl seçtiniz?
Onlar beni buldu. Hava sıcak olduğu için, atölyenin kapıları açıktı. Oradan bir çocuk kafasını uzattı, Oğuzhanmış, "Teyze sen burada ne yapıyorsun" dedi. "Seramik yapıyorum denemek ister misin" dedim. Arkadan bir çocuk daha derken, sonunda durun artık demek zorunda kaldım. Ondan sonra Filiz öğretmen atölyemize geldi, o da resim dersi vermeye başladı. Tabii grup daha da büyüdü. Atölye küçük, "Artık başkalarına söylemeyin. İmkanımız bu kadar" dedik. Çocuklar yerlerde falan oturuyor artık resim yaparken. 25 kişiye ulaştık. Daha fazla çocuğa ulaşmak için ekonomik gümüz yok. Bu çocuklara siz gidin bir başka grup gelsin demek de zorumuza gidiyor. Çocuklarımızın çoğu, arka sokaktaki Cumhuriyet İlköğretim Okulu'ndan. Başka okullardan da duyup gelen oldu. Geliyor annesi, "Ne olur çocuğumu da alın" diyor. Becerebildiğimiz şeyi onlara sunuyoruz. Şu çatı varsa onlar da kullansın diyoruz. Bu yıl da Çiğdem Borucu geldi. Müzisyen, kompozitör. Yine bizden bir arkadaş Sinem mozaik sanatçısı, mozaikler yapıp, tamirhanede satış yaptı ve bir piyano aldı Urlalı çocuklar için. Belediyenin kültür merkezine koydu. Çiğdem, Filiz'in grubuyla müzik dersi yapmaya başladı. 23 Nisan'da da resimleriyle müzik çalışmalarıyla burada etkinlik yapacak.
Malzemeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Biz veriyoruz. Bir gün facebookta ağlama yaptım, "Biz gayret ediyoruz ama yetişemiyoruz aman malzeme" dedim. Epey bir malzeme geldi. Buraya yığdık. Çocuklar görünce gözleri parladı. Hala o malzemeleri kullanıyoruz. Giysi, çanta yardımında bulunanlar oluyor. Herkes yapabildiğince bize destek oluyor. Çocuklara dağıtıyoruz ihtiyaçlarına göre. Çok fakir olanlar var. Ayakkabısı bile yok. Ayağında olmayan ayakkabıyı unutuyor çocuk resim yaparken.

HER ŞEYE AÇLAR

Çocuklar için ne yapılabilir?
Buradaki çocuklar her şeye aç. Anne-babalar çalışıyor, tatilde sokaktalar. Urla'da yaşayanlar olarak bir şey yapalım. Çocuk sanat evi açılabilir. Burada müzik olsun, resim olsun, drama olsun. Çocuklar bir derse gitse, 75 lira. Birine versen parayı, çocukların diğerine veremezsin. Hepsine yetişmek mümkün değil, ama dayanışma içinde bir yer açılabilirse tüm çocuklar yararlanabilir. "Türkiye nereye gidiyor ne oluyor ne bitiyor, vah vah tüh tüh" diyor herkes ama Filiz öğretmenin yaptığının dörtte birini yapsa, biz Urla'ya yeteriz. Urla'da çok değerli insanlar var evinde oturan, televizyon seyreden. Hepsi çocuklara bir şeyler öğretebilir.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.