AYTEN DİRİER: Kemeraltı ve kurtarma çabaları

Giriş Tarihi: 2.3.2013
Yerleşim 1974'ten 2000'li yılların başına kadar İzmir'in yüreği Kemeraltı'nda atar, Türk ekonomisine can katardı. Karmaşık, rengarenk, her şeyin yan yana, dışarıda, iç içe olduğu; farklı diller ve ırkların bir nehir gibi hafif uğultulu ama uyum içinde aktığı, bir alışveriş merkezi düşünün... Kontrolsüz, karmaşık gibi görünse de, İzmir'e özgü bir dinginliğe sahipti. Önemli günlerde geniş alanlı yerlerde davul-zurna eşliğinde oynayan esnafın coşkusu, sınırı aşan çığırtkanların bağırışı dışında her şey çağıl çağıl doğal akışındaydı... Bayram ve yılbaşı günlerinde insanlar sel gibi Anafartalar'dan paralel cadde ve sokaklara taşar, neşe içinde alışveriş yapardı. 21. asır başlarında AVM'ler her yanı sarınca, Kemeraltı öksüzleşti, o insan sellerine hasret kaldı. Satıcı turistler ve işportacıların istilasına uğradı. İzmir Ticaret Odası ve Konak Belediyesi, çarşıya eski canlılığını kazandırmak için, restorasyon ve iyileştirme çalışmalarının yanı sıra Kemeraltı Günleri düzenlemeye başladılar. Bu özel günlerin Kemeraltımıza eski canlılığını kazandırması, işportacılar ve kirlilikten kurtarması dileğimiz.

17. YÜZYILDA KURULDU

Kemeraltı, konut alanlarıyla ticari yaşamın içiçe girdiği eski kent anlayışıyla, bugün oldukça eleştirilen, geleneksel yapısını yıllar yılı yaşatmış ve halen yaşatan bir bölge. Antik ve modern dönem İzmir'i arasında bir köprü olan ve günümüz İzmir'inin çekirdeğini oluşturmasındaki tartışılmaz önemine karşın, bugüne kadar hak ettiği yeri bulamadı. Kemeraltı Çarşısı, 1650-1670 yılları arasında kuruldu. 1638 tarihli gravürlerde İzmir'in o dönemdeki yerleşim alanının ortasında, Hisar Camisi'ne de adını veren Hisar'ın sağ tarafında bir iç liman bulunurdu. En açık şekilde Piri Reis'in Kitabı Bahriye'sindeki anlatımlarda rastladığımız bu liman, Romalılar dönemine dek götürülebilir. Adını, ana caddeyi boydan boya aralıklarla süsleyen 'arasta' denilen kemerlerden alan Kemeraltı ise, liman girişini savunmak üzere inşa edilmiş bir kalenin varlığı ile ortaya çıktı. Limanın ağzında konumlanan ve 12. yüzyılda Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi hem iç liman güvenliğini sağlamak, hem de şehir savunmasında kilit oluşturması açısından önem taşırdı. Farklı adlarla anılan kaleye, yabancı kaynaklarda 'Neon Kastron' veya 'Ceneviz Şatosu' denirken, Hristiyan topluluklar tarafından ele geçirildikten sonra ise 'Castrum Smyrnarum' olarak anılır. Kale, Kudüs'ten kovulan St. Jean şövalyelerine devredilince St. Piyer Kalesi deye tanınmaya başlayıp, sonraki dönemlerde Le Chatesu veya Hafen Kastell isimleriyle farklı kaynaklarda yerini aldı.

OSMANLI DÖNEMİ

16. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında ise ilk olarak 'Kal'a-İzmir-i Cedid' olarak karşımıza çıkan kale, sonraları 'Ok Kalesi, Liman Kalesi, Hisar ve Soğan Kalesi gibi adları aldı. Kale ve iç liman, Kemeraltı'nın karakteristik özelliklerini de belirlerdi. Örneğin Kemeraltı Çarşısı'nın yay biçiminde oluşu, Roma dönemindeki bu iç liman rıhtımına göre şekillenen bir yerleşimin izleri olarak görülür. Tarihi boyunca pek çok kez doldurulmuş olan sahil şeridinde hep yeniden yerleşen bu yay biçimindeki çarşının yapı adaları da, sokakları da onu takip eder. Ana caddeyi ışınsal olarak kesen sokaklar ise, çeşitli güzergahlarla Gazi Osman Paşa Bulvarı'na ulaşır. Kemeraltı'nın yürüyüş aksı üzerinde bulunan 5 cami ise, özellikle konulmuşçasına, ışınsal akslar ile paralel sokakların kesişim noktalarında konumlanır: Şadırvanaltı, Kestanepazarı, Hisar, Başdurak ve Kemeraltı Camileri. Yeni yerleşim alanları, dönemin en parlak ticaret noktalarından olan İzmir Limanı çevresinin de gelişmesini yönlendirir. Kale tarafından korunan limanın sağ kıyısında Frenk tüccarlarının dükkanları, limanın iç kısmında ise kervansaraylar bulunur. İpek Yolu'nu takip eden deve kervanlarıyla İzmir'e getirilen mallar, bu hanlara indirilir, Ceneviz tüccarları aracılığı ile de limandan gemilere yüklenerek ihraç edilirdi.

İPEKYOLU KERVANLARI

17. yüzyıl itibarıyla büyüyerek Osmanlı'nın en büyük ticaret merkezlerinden biri haline gelen İzmir'in çarşısı ve iktisadi merkezi de, bu cadde çevresinde oluşur. Limana gelen gemilerin hem iç pazara hem de dış pazara verilmek üzere sunduğu malların açılmasına yol açtığı çok sayıda ticarethanenin başında ise 1744 yılında yapılan Kızlarağası Kervansarayı bulunur. Kemeraltı Çarşısı ilk yapıldığı yıllarda üzeri tonoz ve kiremit örtülü, sokakları kapsayan bir kapalı çarşı görünümündeydi. Çarşı 20. yüzyılın sonlarına kadar bu özelliğini korudu. Bugün üzeri açık olan ara sokakların bir bölümünün ise üzerinin beşik tonozla örtülü olduğu görülür. Kemeraltı Çarşısı'nın limandan başlayarak gelişen bir toplumsallık merkezi haline gelmesi ise, 17. yüzyıl Osmanlı'sına rastlamıyor. Daha çok 19. yüzyılda İzmir'in ticaret hayatının can noktası olan bu çarşı eski hanlar ve bedestenleri kapsıyordu. Buradaki dükkanlar daha çok yerli halk ve dar gelirli ailelerin ihtiyaçlarını sağlıyordu. Çarşı demirciler, kömürcüler, çiviciler, baharatçılar ve saman pazarı gibi ticarethaneleri ile bugün bildiğimiz canlı kamusallığa meydan vermeye başladı.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Cumhuriyeti Dönemi'nde de, Atatürk'ün İzmir'i uluslararası ticaretin gerçekleştiği merkezlerden biri haline getirme çabaları, dolaylı açıdan Kemeraltı Çarşısı ve ticaretini de etkiledi. Yıllar boyu ihracatta 1. olarak başarıyla gerçekleştirip, Türkiye'nin 3. büyük şehri olan İzmir; son yıllarda, belki de siyasal tercihleri nedeniyle, Anadolu Kaplanı denen diğer illerin gerisine düşürüldü. Günümüzde dünyayı sarsan krizden Kemeraltı Çarşısı da payını aldı. Özellikle ana caddeyi istila eden işportacıların çoğu, bu çarşının işsizlerdir. Kemeraltı'nın bugünkü durumuyla, alışveriş merkezleri ile rekabet şansı yoktur. Her türlü iklim koşullarına açık olması nedeni ile alışveriş güçlüğü yaratan, otoparkı olmayan, markaların terkettiği bir yer halindedir. İTO ve Konak Belediyesi'nin Kemeraltı çabalarına ek olarak, Hükümetimiz de 35 Proje ile İzmir ve Kemeraltı Çarşısı'nı bu durumdan kurtarmaya çalışmakta. Başarmaları dileğimiz...


ARKADAŞINA GÖNDER
AYTEN DİRİER: Kemeraltı ve kurtarma çabaları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz