X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "İzmir'e en az 10 tane daha 5 yıldızlı otel gerek”
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"İzmir'e en az 10 tane daha 5 yıldızlı otel gerek”

  • Giriş Tarihi: 10.3.2013

Turizm Bakanlığı'nın kurulma aşamasında görev yapan sektörün duayeni Güman Kızıltan, Antalya'yı Antalya yapan 100'den fazla otelin tahsisine imza atan kişi. Kızıltan, İzmir'in 10 tane daha 5 yıldızlı otel yapılmasıyla kapasitesini bulabileceğini ifade ediyor

Güman Kızıltan, üniversitede ekonomi okuyunca, bankada iş buldu. Masa başında oturmayı pek sevmediği için, bankacılık macerası kısa sürdü. Turizm Bakanlığı kurulurken geçtiği bakanlıkta, 30 yıl içinde 29 bakanla çalıştı. Turizm Bakanı Nihat Kürşat zamanında yapılan Türk turizminin bugünlere gelmesinin yolunu açan planlamalarda görev aldı. Yapılan planların uygulaması da ona kısmet oldu. Bugün Antalya'yı Antalya yapan 100'den fazla otelin tahsisine imza attı. "Hayal etmeden turizm yapamazsınız" diyen Kızıltan, 1989 yılında, "'İstanbul'da 25 tane 5 yıldızlı otel olmadan turizminde dünya markası olamaz" dediğinde, herkes gülmüştü. Bugün 56 tane 5 yıldızlı oteli olan İstanbul, 52 tane de 5 yıldızlı otel inşaatı ile Kızıltan'ın bile hayallerinin üzerine çıktı. Güman Kızıltan, bugün de "10 tane daha 5 yıldızlı otel yapılırsa ancak bu tekerlek döner" diyerek, İzmir'e hedef koydu. Belediyeyi, hükümeti, yatırımcıları desteğe çağırdı. Türkiye'yi 4 yıl Londra, 4 yıl Kopenhag, 4 yıl da Roma'da temsil eden, Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı'ndan emekli olan turizm duayeni Güman Kızıltan ile Alsancak'taki evinde, turizmi, kent konseyini ve İzmir'i konuştuk.

Nerelisiniz?
Samsun'da doğmuşum ama biz İzmirliyiz. Anne tarafım İzmirli, Giritliymiş. Torbalı'ya Girit'ten gelip yerleştirilen ilk aileymiş. Oranın kurucu ailesi. Babam subaydı, tayini sırasında Samsun'da doğdum. İlk-orta ve liseyi İstanbul'da bitirdim. Üniversiteyi İzmir'de, iktisat fakültesinde okudum. Mezun olduktan sonra Emlak Kredi Bankası'na girdim. Bankacılığı sevmedim, Turizm Bakanlığı'na girdim 1963'te. Bakanlığın kuruluşunda görev aldım. İlk bakanım, Ali İhsan Göğüş'tü. 30 yılda 29 bakanla çalıştım. 3 aylık bakan da var, 4 yıllık bakan da var. Allah'tan Nihat Kürşat dönemi 4 yıl sürdü. Zaten bütün planlamalar da o zaman yapıldı. Ben İzmir bölge müdürüydüm o zaman. Onlar yapılmasaydı, ne Antalya ortaya çıkardı ne Türk turizmi bu hale gelirdi. Yapılan planların tatbikatında da rol yine bana düştü. Turgut Özal'ın Başbakan, Mükerrem Taşçıoğlu'nun Turizm Bakanlığı döneminde oraların tahsisini biz yaptık. Çok riskli işlerdi bunlar ama çok şükür alnımızın akıyla, dedikodulara yol vermeden, 100 küsur tahsisi yaptık. Bu Türkiye tarihinde kolay başarılacak işlerden değil. Bunun için de hiçbir zaman tevazu göstermem. O araziler tahsis edilmese, o riskler alınmasaydı, bugün kolay kolay bu iş yapılamazdı.

"SAHİPLİ ARAZİ ÇOK"
İzmir'de neden benzer tahsisler yapılmadı?
İzmir turizmin başladığı yer ama ne yazık ki aynı şeyi devam edemedi. Antalya'daki arazilerin yüzde 100'üne yakını, kamu ve orman arazisiydi. Biz onların tahsisini kolayca bakanlığa yaparak tesisleri kuracak parselasyonu sağladık. Çanakkale'den Fethiye'ye kadar bakarsanız sahillerde kamu arazisi çok az. Sahipli arazi çoktu. İstimlakler büyük paradır. Antalya'nın bir önemli avantajı da mevsimi çok uzun. İzmir 210 gün. Antalya 270- 300'e yakın. Temmuz-Ağustos dünya literatüründe en sıcak bölgelerden. İzmir daha mülayim bir iklime sahip.

İzmir için ümitli misiniz?
Tahmin ediyorum artık İzmir'de de tekerlek dönecek. Altyapının tamamlanması, otellerin teşvik görmesi lazım. Yeni bir teşvikin İzmir ve Ege için uygulanması lazım. İzmir'in önü açılmak üzere, ama altyapımız eksik. İzmir fuarlar kongreler şehri olarak çıkıyor araştırmalarda. Onun olabilmesi için Fuar'ın yerinin değiştirilmesi lazımdı, bu başladı. Bunun yanında hemen Kültürpark içinde kongre merkezinin başlaması ve onun paralelinde bitirilmesi gerekir. Çünkü bunlar birbirlerini tamamlayacak şeyler. Bunun yanında İzmir'de otel kapasitesi az. Benim ölçeklerime göre, İzmir'de 10 tane 5 yıldızlı otel daha olmadan bu tekerlek kolay kolay dönmez. 1986'da İstanbul'daki bir konferansta da aynı şeyi İstanbul için söylemiştim. O zaman İstanbul'da 3-4 büyük otel vardı. Halbuki o zaman da "İstanbul 25 5 yıldızlı otele sahip olmadan turizminde dünya markası olamaz" demiştim. Halk gülmüştü bize. Bugün İstanbul'da 56 beş yıldızlı otel, 52 de inşaat halinde 5 yıldızlı otel var.

"BU İŞ TEŞVİKSİZ OLMAZ"
10, 5 yıldızlı otel yapmak kolay mı?
İzmir'i marka şehir yapmak istiyorsak, bütün altyapılar bitirilmeli. Bunun için belediyelerin elinden gelen büyükşehir başta olmak üzere ki, ben o heyecanı görüyorum şu anda. Bütün imkanları mevzuat yönünden bir an evvel faaliyete geçirmesi gerekir. Çünkü İzmir'de büyük ölçüde özel sektör olacak. Belediyeler her türlü imar kolaylığını ve etrafındaki imkanları, park imkanı vesaire geliştirerek teşvik etmesi lazım. Hükümetin de teşvik getirmesi lazım. Turizm teşviksiz olmaz. İllaki özel sektörden bekliyoruz. Gayet tabii özel sektör sermayesini koyacaktır ama onu teşvik edecek mekanizmaları, vergi muafiyetleri mi olur, personel çalıştırmada bir takım avantajlar mı olur, sigorta veya işverenlere bir takım kolaylıklar mı getirilir? Bunların hepsinin dünyada örnekleri var. Ayı yeniden keşfetmenin lüzumu yok. Dünya ne yapmışsa biz benzerlerini kendi bünyemize uydurarak yapabiliriz. Ortak akıl bu işte hakim olmalı. Turizmde hislerin yeri yok ama hayallerin yeri çok. Hayal etmeden turizm yapamazsınız. 10 tane daha 5 yıldızlı otel olmadan İzmir kapasitesini bulamaz. Bunun yanında 3. 4. yıldızlamalarda olan otellerin de artması lazım. Bugün 15-20 bin kişilik kongreler yapılıyor. Kongre kaç kişilikse, son gala yemeklerini aynı salonda, aynı yerde yemek mecburiyetindedir. Ama bunların biri dahi henüz İzmir'de hayata geçirilmiş değil. Onun için İzmir'de ilk iş bir plan dahilinde altyapı ve otel kapasitesinin artırılması, onun yanında Çeşme, Gümüldür ve Foça'nın ele alınması ve termal yönden kapasitelerinin artırılması, modern uluslararası nitelikte kaplıcaların ve deniz turizminin İzmir için geliştirilmesi lazım.

TABLOLARI BEĞENİLİYOR
İngilizce öğretmeni Bercis Kızıltan, Güman Kızıltan'ın her yurtdışı görevinde okuldan ayrılıp, dönüşte hep bıraktığı yerden devam etti. Evde oturduğu yıllarda pırıl pırıl iki erkek evlat yetiştirdi. Çocukları da onun emeklerini boşa çıkarmadı. Birisi TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in dışişleri konusunda baş danışmanı oldu, diğeri Kılıç Holding'in CEO'su olarak parladı. Bercis Kızıltan, çocuklarını büyüttükten sonra, Kopenhag'da resim çalışmalarına başladı, her yanı sanat olan Roma'da beslendi. Türkiye'ye döndüğünde birbirinden değerli hocalardan ders alıp, suluboya konusunda iddialı ressamlar arasında yerini buldu. Tablolarını büyükelçiliklere hediye etti, açık artırmalarda sattıklarını da hep yardım için kullandı. Çeşme'yi Çeşme yapan, Osmanlı döneminden kalan 20 çeşmeyi tanıtmak için yoğun çaba içine girdi. Suluboya tablolarda canlandırdığı Osmanlı çeşmelerinin restorasyonu için her yolu denedi. İzmir Suluboyacılar ve Inner-Wheel Derneği kurucu üyesi ressam Bercis Kızıltan ile Çeşme'yi, resim çalışmalarını konuştuk.

Bercis'in anlamı ne?
Gezegen. Zeus Jüpiter Arapça müşteri yıldızı. Atatürk Gaziantep istasyonuna giriyor, bir baba, "Paşam bir kızımız oldu adını ne koyalım" diyor, Atatürk, "Bercis olsun" diyor. Babam benim adımı da bu nedenle Bercis koyuyor. Benim doğduğum tarihte çok Bercis vardı. Kız Lisesi'nde, biz 3 Bercis aynı sınıftaydık.

ÇEŞME'NİN ÖZELLİKLER UNUTULDU
Çeşme'ye ilginiz nereden? Çeşmeli misiniz?
Hayır Alsancaklıyım. Biz 1924 Lozan mübadiliyiz. Drama'dan Alsancak'a iskan olmuşuz. Ancak, 69 yılından beri Çeşme'de yazlığımız var. Çeşmeli sayıyoruz kendimizi. Hep bir ayağımız Çeşme'de. Osmanlı donanması, Akdeniz'e sefere çıktığında, İstanbul'dan sonra 3 yerde duruyor. Çanakkale, Foça ve Çeşme'de. Çeşme'de 20 çeşme var ve buradan su ikmalini yapıyor. Askerler hastaysa, Ilıca'da termal tedavisini yapıyor. Çeşme'nin özelliği bu. Bunlar unutuldu.

Çeşme'nin çeşmelerinin hiçbirini görmedim...
Görülebilecek durumda değil de ondan. Bazılarının üstüne ev yapmışlar. Belediye bir proje hazırladı restorasyon için. Bunların ele alınıp, restore edilmeli. Yalnız belediyeye de bırakılması doğru değil. Sponsorların, İzmir'deki büyük şirketlerin, hayırseverlerin ele alması lazım. Artık bitiyor bunlar. Çeşmeler gezisi olabilir.

Emeklilikten sonra mı resim yapmaya başladınız?
Kopenhag'da resim çalışması yaptım. Roma'da beslendim. Roma'nın şansı, çocuklarımız büyümüştü. Bağımsızdım. Resim kurslarına katıldım. Desen ve çizim üzerine. Türkiye'de çalışmalarım devam etti. Kız Lisesi'nden emekli oldum, karşı kaldırıma geçtim, Resim Heykel Müzesi'nde çalışmalarıma başladım. Çok değerli hocalardan ders aldım.

KATKI BEKLİYOR
Kent Konseyi'nde neler planlıyorsunuz?
İzmir Kent Konseyi'nin başkanlığını henüz bir aydır yapıyorum. İttifakla, 481 oyla seçildim. Yeniden organizasyona gidiyoruz. İzmirliler'in katkılarını bekliyoruz. Kent konseylerinin parolası, "katıl, birlikte yönetelim." İzmirli şikayeti bıraksın, gelsin, beraber projesini yapalım. Kent Konseyi, gönüllü bir kuruluş. Hiçbir siyasi partiye bağlı değil. Başkan olarak da hiçbir partiye bağlı değiliz, hepsiyle de işbirliği içindeyiz. İzmirlinin iyiliğine, hayat seviyesinin gelişmesi, İzmir'deki yaşam koşullarının ıslahı için gereken neyse bizim görevlerimiz içinde yer alır. Uluslararası kuruluşlarla işbirliği projelerimiz var. Bunları da planlıyoruz. Açıklayıp, kamuoyunun desteğini alacağız. Proje üreteceksiniz, o projeleri biz tatbik edeceğiz. Onun için de gönüllü insan lazım. İzmirlinin problemi çok. Yaşam tarzı gittikçe sıkıntıya giriyor. Bunun farkına varmaları lazım. Bunun rehabilite edilmesi için de yetkili yerlerin ikaz edilmesi lazım. Bu kamuoyu baskısıyla yapılır. Kişisel atakların da artık yapılma zamanı gelmiştir. Biz bunun için de her türlü işbirliğine hazırız. "Gel katıl, birlikte bu şehrin yönetiminin en iyi tarza gelmesi, rehabilite edilmesini hep beraber yapalım" diyoruz.

"ÖNCELİKKONGRE MERKEZİ VE FUAR ALANLARI"
İzmir sadece yatak kapasitesini artırmakla uçmaz herhalde... İzmir'in dünyaya tanıtılmasında en önemli şey, Efes ve Bergama. Efes'te bir müze, bir de açıkhava ören yeri var. Müzenin kapasitesi, elde edilmiş eski eserlerin ancak yüzde 20-30'unu teşhir edebilir. Dünya çapında bir müze haline getirilmesi gerekli. Efes harabeleri ses ve ışık gösterilerine ve gece gezmelerine açılmalı. Burası aynı zamanda para makinesi. Uluslararası fonlar buna müsait. Ama nedense bir el bunlara hep mani olmuş. Vatikan gece ziyaretlerini desteklemeye hazır. Türkiye içinde bakanlıklar buna hazır ama bir an evvel bu yapılmalı. İzmir'e hep mega müze yapılsın isteniyor. Mega müze yerindedir ama önceliği bence kongre merkezi, fuar alanları, Efes harabelerinin gece-gündüz ziyaretine uygun hale getirilmesidir. Bergama da aynı şekilde uluslararası konuma getirilmeli. Kurvaziyer turizmi bugün aşağı yukarı 500 bin kişiye ulaştı. Güzel bir enstrüman ama İzmir Limanı'nın da artık nakledilmesi lazım. Limanın kurvaziyer ve yat turizmine tahsis edilecek duruma getirilmesi lazım. Bunlar planlanıp ve etap etap birbirini tamamlayarak yapıldığı takdirde, İzmir'in önü açıktır. İzmir o zaman bir dünya markası olur.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.