X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İyi ki para kazanmışsın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İyi ki para kazanmışsın

  • Giriş Tarihi: 27.3.2013

Sadık Pala, çizmeye ilkokulda başlamış, lisede "profesyonel" olmuş. Askere giderken kendine bir söz vermiş, "Bu işten para kazanamazsam, bırakırım" diye. Ancak para kazanınca 30 yılı devirmiş bir usta şimdilerde...

Sadık Pala yaklaşık 30 yıldır Türkiye'nin hemen hemen bütün dergi ve gazetelerinde çizmiş bir karikatüristimiz. Yüreği temiz, sohbeti bol ve keyifli bir sanatçı... 30. sanat yılında "Pala's Pandıras" isimli sergisini Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi'nde açtı. 30 yıllık birikimin örneklemelerini yaptığı sergisinde keyifli bir söyleşi yaptık.

Hikayeniz nedir?
- Manisa Gölmarmaralıyız. Babam kunduracıydı. Ben daha 3 yaşımdayken kardeşlerim ve benim eğitimi için ailem İzmir'e taşınmış. O zamanın şartlarına rağmen babam ilkokul mezunuydu. Çocuklarının iyi eğitim almalarını çok istermiş. Babam İzmir'e taşındıktan sonra kunduracılığa devam etti ve bize de işi öğretti ama bu işte bir gelecek olmadığının da farkında büyüdük. Br meslek lisesinin torna tesviye bölümüne girdim. Lise 2'deyken çizimlerim Tercüman Çocuk Dergisi'nde yayınlanmaya başladı.

İlk ne çizdiniz?
- İlkokulda başladığım çizdiklerin ortaokulda resim öğretmenlerimin dikkatini çekti. Hayvanların, bitkilerin anatomilerini çizimim iyi diye tahtaya hep ben çizerdim. Sınavda çıkınca da aklımda kalıyordu çizdiklerim ve iyi not alıyordum. Liseden torna tesviye ile mezun oldum güzel sanatlara birincilikle girdim.

Yeteneğiniz doğuştan öyle mi?
- Yetenek kısmı işin yüzde 10'luk kısım derler. Bir yetenek olmalı ama sonradan geliştirilmesi gerekiyor mutlaka. Babam da çok iyi resim yaparmış ama çevresi fazla tutucu olduğu için sürekli tenkit etmişler. Babam da mecburen bırakmış. Ama beni de hep destekledi.

Profesyonel iş hayatınız ne zaman başladı?
- 1983'te lise ikideyken Yeni Asır gazetesinin çıkardığı Gıcık dergisinde çizmeye başladım. Derginin başında hocamız Eflatun Nuri vardı. Dergi İzmir'de çıkıyordu ama karikatürler İstanbul'da çizilip geliyordu. Biz de baskıya hazırlıyorduk. Yavaş yavaş, önce ilk sayfayı aldık sonra ikinci derken dergiyi İzmir'de çıkarmaya başladık. Daha o yaşta karikatürden para kazanmaya başladım. Okulda kral gibiydim, herkese bir şeyler ısmarlıyordum. Çok sevdiğiniz bir şeyi yapıp bir de para kazanmak muhteşem bir şeydi.

Nelerden besleniyordunuz?
- Başımızda Gırgır diye 500 bin satan bir dergi vardı. Onlar gibi olmaya çalışıyorduk. Çift imza yapıyorduk, işi kurtarıyorduk. Yani hem espriyi bulanın hem de çizenin imzası çıkıyordu. Hocamız Eflatun Nuri herkesin kendi esprisini ve çizimini yapmasını isterdi. "Bir yanınız eksik kalır" derdi. İyi ki de bizi öyle alıştırmış. Şimdi hem kendi esprimi buluyorum hem çiziyorum.

İLK İSYANIM!
Torna tesviyenin eminim işinize bir katkısı olmuştur...
- Olmaz mı, stajdan kovulmama sebep oldu.
Nasıl yani?
- Çizdiğim bir karikatürde staj gördüğüm bir fabrikayı anlattım. Stajyerleri biraz hor kullanıyorlardı. Yeni Asır Gıcık dergisinde ilk onu çizdim yani ilk isyanım bu şekilde oldu. Firmanın adını da yazmıştım. Stajdan kovuldum. Ancak okulda kahraman olmuştum. Çünkü bu olaydan sonra stajyerlere iyi davranmaya başlamışlardı.

Karikatürlerinizi çizerken hep bir endişe olur mu? Aman yanlış anlaşılmasın diye...
- Karikatürcülerin genelinde hep bir endişe vardır, kimse tam anlamı ile işinde özgür değildir.

Karikatürlerinizde küfür kullanmıyorsunuz.
- Küfürlü karikatür bana ters geliyor, hiç kullanmıyorum ama kullananlara da kızamıyorum. Çünkü şimdiki gençler, mesajlaşırken bile küfürlü mesajlaşıyorlar. Elbette cinsellik içerikli karikatür yaptık. Bunu tadında bırakırsanız kimse rahatsız olmaz.

Şimdiki karikatür dergilerini nasıl buluyorsunuz?
- Çok iyi karikatürcüler var ama başlarında bir usta olmadığı için, biraz kontrolsüz oluyor. Birbirlerinden çok etkileniyorlar. Bizim dönemimizde durum komiği varken şimdi balon komiği oluştu. Kocaman bir paragraf yazı yazılıyor geriye sadece iki kafalık yer kalıyor. Bunu kınamıyorum.

"Pala's Pandıras" adlı serginizi açtınız. 30 yıllık çalışmalarınızı nasıl tek sergiye sığdırdınız?
- Seçmek çok zor oldu. Dikkat ettiğim husus sadece örneklemeler yaptım. Bir 30. Yıl Seçkisi diye adlandırabilirim. Gelen konuklar sergide İzmir'de aldığım eğitimlerdeki gravür gibi uygulamalardan, gazetelere, dergilere yaptığım karikatürlerden, kağıda yaptığım karikatürlerin değişik uygulamaları yani etamin, halı, ebru gibi etkilerini görebilecekler. Bugüne kadar ne yaptıysam örneklerini burada bulabilecekler.

PALA'NIN SIKIŞTIRILMIŞ ÖZGEÇMİŞİ
Manisa Gölmarmara'da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezun oldu. Çizerliğe 1982'de Tercüman Çocuk Dergisi'yle başladı. Daha sonra sırasıyla Yeni Asır Gazetesi, Gıcık Dergisi, Yeni Ekonomi Gazetesi, Spor Dergisi, Demokrat Ege Gazetesi, Gümgüm, Gırgır, Fırt, Limon, Mustafa, Sinek, Ustura, Arıza, Türkiye Çocuk dergileri, Zaman Gazetesi, Gözlüklü Martı, Tercüman Gazetesi ve Evet Gazetesi'nde devam etti. Birçok derginin görsel yönetmenliğini yaptı. Ders kitapları resimledi. 8 dile çevrilen 2 bine yakın atasözü ve deyimi resimledi. Yurtiçi ve yurtdışında bir çok yarışma ve sergilere katıldı. 35'i aşkın ödül aldı. Grafi 2000 web sitesine karikatürler çizdi ve televizyon kanallarına skeçler yazdı. "Palas Pandıras" isimli bir karikatür kitabı olan Sadık Pala, evli ve bir çocuk babası...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.