X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dünyanın ikinci büyük kukla festivalini yarattı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dünyanın ikinci büyük kukla festivalini yarattı

  • Giriş Tarihi: 14.4.2013

Selçuk Dinçer, İstanbul'da dizi, film oyunculuğu derken iyi para kazandı. Ancak bu kentte fazla kalamadı, İzmir'e döndü. Burada da boş durmadı, kendine hobi alanı yaratmaya çalışırken, dünyanın ikinci büyük kukla festivalini oluşturdu

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümünden mezun olur olmaz, mesleğini yapacak alan bulmak için, İstanbul'a gitti. Dizi, film oyunculuğu, seslendirme, prodüksiyon şirketi derken, epey para kazandı. Ancak İstanbul'da bir İzmirliyi mutlu edecek hayat tarzı pek yoktu ona göre. İzmir'den uzak kalıp, bu güzel şehri özleyen hemen herkes gibi, "Ben burada ölmeyeceğim" dedi. İzmir'e dönse, boş duramayacaktı. Kendisine bir hobi alanı yaratmaya çalışırken, dünyanın ikinci büyük kukla festivalini oluşturdu. Bu yıl yedincisi yapılan, 23 ülkeden 41 kukla tiyatrosunun yüz binin üzerinde seyirciyle kucaklaştığı İzmir Uluslararası Kutla Festivali'nin kurucusu, Direktörü Selçuk Dinçer ile yorgun, ancak mutlu bir İzmir gününde, kuklayı konuştuk.

Kukla nasıl aklınıza takıldı?
Ben İzmir'de bir şey yapacağım diye çıktım yola, sonra kukla geldi. Kendime İzmir'de bir hobi alanı yaratma peşindeydim. Çok gezerim ama amaçsız gezmeyi sevmiyorum. Bir gün kuklayı gördüm İspanya Segovya'da. Festivale rastladım. Her sene gider oldum. Avrupa'nın önemli festivallerinden biri yapılır orada. Karşıma önemli fırsatlar çıktı kukla festivaliyle ilgili. Bir takım yerlerdeki çalışmalara katılma şansım oldu. Kuklayı fark ettikten sona peşini bırakmadım. Önceleri böyle bir niyetim yoktu festival yapayım diye. Yıllar sonra bir şey yapayım derken, niye kukla festivali olmasın dedim. Giderek bu alandaki ilişkilerim de oluşmuştu. Dünyanın her yanında. Bilgi birikimi vardı, "Niye olmasın" dedim, başladım. Hala öğreniyorum kuklayı. Hala kuklanın peşine düşüyorum. Sonra ne olduysa benim hiperaktif yapımdan kaynaklanan dürtmelerle kentin dinamiklerinin itmesiyle belki bu kentin bir şeylere olan açlığından, belki benim inatçılığımdan büyüttük, büyüttük bugünlere getirdik.

3 KENTTE BULUNUYOR

Türkiye'de başka illerde kukla festivali yapılıyor mu?
İstanbul'da, Bursa'da bir de Lüleburgaz'da var. İstanbul'da 15 yıldır festival var ama bizim festivalimizin geldiği nokta, Türkiye'nin çok çok önüne geçti. Şu anda net söylüyorum, 52 yıllık festival var Fransa'da, Charleville Mezieres'de. Festivale bağlantılı kukla okulu kurulmuş, enstitü kurulmuş. Orasını şu anda dünyanın kukla başkenti olarak anıyor insanlar. Ama 52 yıllık mücadele var ardında. Bunun ardından, biz şu anda dünyanın 2. büyük festivalini yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl ve bu yıl dünyanın 2. büyük kukla festivalini yaptık.

Büyüklüğü rakamlarla anlatabilir miyiz?
Festivale, 23 ülkeden 41 tiyatro topluluğu, 45 oyunla katıldı, 28 kapalı mekan kullandık, 138 kapalı alan gösterisi yaptık. Bu sene açık alan gösterileri de yaptık. Bir de 4 günlük şenlik vardı. Bunlar anormal rakamlar. Kültürpark'ta 2 hafta sonu, 4 gün şenlik yaptık. Hepsi ücretsiz izlenebildi. Sadece bu şenlikte, 7 farklı topluluk vardı. Biri Karagöz'dü, diğerleri yabancı topluluklardı. İspanya'dan 15 kişilik tiyatro salonu haline dönüştürdükleri karavanları ile gelenler de vardı, küçük gösteriler de vardı, sergiler, atölye çalışmaları, burada yapılan gösteriler, toplasak birkaç yüzdü. 4 günde katılımcının 60 binin üzerinde olduğunu tahmin ediyoruz kabaca. Bu yılki festival izleyicimiz, rahatlıkla 100 binin üzerinde. Çok büyük rakamlar bunlar. Kukla, İzmir'in kültürel geleceğinin en önemli aktörü olacak. İzmir'de, tiyatro, operada, müzikte, plastik sanatlarda değerli çabalar var ama bunların herhangi birini marka yapmak, dünyadaki benzerleriyle karşılaştırıldığında zor. Biz kuklada önemli geçit bulduk, oradan yürüdük, gittik ve festivalimizi bütün dünyanın gözünü diktiği etkinlik haline getirdik. Şimdi dünyanın kukla alanındaki herkesin kulağında, bir şekilde İzmir'deki kukla festivali var. Yakından takip ediyor. Yüzlerce mail alıyoruz.

Bu dev organizasyonu kaç kişi hazırlıyor?
Normal zamanda 3 kişilik ekip hazırlıyor bu işi. Festival döneminde çok sayıda insanın bir şeyler yapması gerekiyor. Aynı gün 8-9 sahnede gösterilerimiz olabiliyor. Şenlikler, yarışmalar, workshoplar olabiliyor. 4 workshop vardı festivalin içinde. 2'si sadece profesyonel sanatçılara yönelik ve ücretsiz. 2 önemli konferans vardı. Modern gölge tiyatrosunun dünyadaki en önemli uzmanı bir konferans verdi. Sadece gösteriler yok.

SEYİRCİ SAYISI ARTIYOR

Festivalin kuklanın gelişmesine katkısı olmadı mı?
İzmir'de 7 yıl önce festivali düzenlemeye başladığımızda, kuklanın k'si yoktu. Her yıl seyirci sayımızı, bu işin ilgilisini, katlayarak büyütüyoruz. Ama daha uzun yol var önümüzde. İnsanların gözlerindeki soru işaretlerini net görüyorum. Biz yetişkinler için de oyunlar getirterek, seyrettirerek, böyle bir şeymiş dedirttik. Hele kukla sanat dalı olarak her yaş grubuna hitap edebilir, yetişkinler de kukla seyredebiliri anlatmamız yıllar aldı. Ancak bu konuda çok yol aldık. Hem kukla sanatının ne menem bir şey olduğunu insanlara anlatmak yolunda hem de kuklanın gerçekten her yaşa hitap eden farklı gösterilerden oluşan bir sanat dalı olduğunu öğretmek konusunda ciddi yol kat ettik. Bu böyle biraz kar topu misali büyüdü. Arrtıyor da. Geçen yıl 5 kişiye anlatabildiysek, bu yıl 25 kişiye anlatabildik, seneye 125 kişiye anlatacağız.

Maddi açıdan güçlük çekiyor musunuz?
Çok. Ben kazandığım paraları hep buraya harcadım. Dünyada bu işler böyle yapılmıyor. Bütçeniz oluyor, müracaat ediyorsunuz kurumlar önünüze bir bütçe koyuyor, insanlar o bütçe ile festival yapıyor. Bizim hiçbir zaman böyle bir lüksümüz olamadı. Her yıl başlıyoruz, seçiyorum oyunları, yapıyoruz programları önce harcıyoruz parayı, ondan sonra hadi bakalım sponsor bulalım diyoruz. Bulabildiğimiz kadar buluyoruz, başa baş geldiyse ne mutlu bize diyoruz. Önümüzdeki yıllarda daha fazla bunun böyle gitmemesi adına ne mümkünse yapılması gerekiyor.

Belediyelerin katkısı var mı?
Birçok belediye İzmir'de sanata yakın duruyor. Konak, Bornova, Karabağlar, Karşıyaka ve Buca olarak saymak mümkün. Bunların tamamını da bizim festivalin arkasında görebilirsiniz. Oyun satın alıyorlar, maddi durumu iyi olmayan, böyle etkinliklere katılamayan veya şehre hiç inmemiş insanlara izlettiriyor. Festivali merkezde tutamazsınız. İzmir'in her yanında 28 tiyatro salonunda, merkeze gelip de böyle oyunları asla izleyemeyecek insanların ayağına oyunları götürüyoruz. Merkezdekilerden daha ilgililer. Kapılardan giremiyorlar pencerelerden izliyorlar.

"BİR ELİN PARMAKLARI KADAR SEVDALISI VAR"
Türkiye'de kukla sanatı ne durumda?
Türkiye'de kukla sanatı yok. İstanbul, Ankara, Lüleburgaz'da çaba gösteren, bir şeyler yapmaya çalışan, bir elin parmağı kadar kukla sevdalısı var. Bunları istisna kabul ediyorum. Kukla sanatı bizde yok diyorum. Bunların yaptığı, ortaya çıkan hoş örnekler var ama bizde kukla sanatı, dünyanın bir yığın ülkesindeki kukla sanatı ile baş edebilecek durumda değil.

Karagözümüz de mi yok?
Dünyada Karagöz, kuklayı azıcık bilen herkes tarafından bilinen gelenek. Geleneksel bir gölge oyunudur. Bizim böyle çok köklü bir geleneğimiz var. Bugün Karagöz hiç kötü durumda değil. Çok iyi Karagöz sanatçılarımız var. Orta yaş, yaşlı kuşak iyi sanatçılarımız var. İyi sahipleniliyor.

Festivalde Karagöz ilgi görüyor mu?
Festivale biz her yıl bir ya da birkaç Karagöz sanatçısı getiriyoruz. Çok da telefon alıyoruz "Karagöz olacak mı" diye. İnsanlar Karagöze ilgisiz falan değil. Sorun şurada. Bu haliyle bildiğimiz, çocukluğumuzda seyrettiğimiz haliyle Karagöz hem yaşayan hem de müzelik bir form. Müzelik formu küçümsemek için söylemiyorum. Müzelik bir değeri var Karagöz'ün hem de bu haliyle yaşıyor. Çocuklar, Karagöz izlemekten keyif alıyor. Sorun, Karagöz'ü başka bir şeylere tahvil edemiyoruz. Karagöz'den yola çıkıp, başka bir yerlere gidemiyoruz. Bizimkiler Karagöz'de kaldı. Karagöz korunmalı, yaşatılmalı ama Karagöz'de kalınmamalıydı. İnsanlar artık farklı iş yapıyor gölge oyunu anlamında.

"ÇOCUKLARINI YETİŞTİRİR GİBİ BİRLİKTE BÜYÜTTÜLER"
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Aylin Dinçer, Selçuk Dinçer'in kukla festivali serüveni başladığından bu yana, İstanbul ile İzmir arasında bölünmüş bir hayatın ardından koşuyor. Üniversiteden vakit buldukça soluğu İzmir'de alıyor, Kukla Festivali'ne katkı sağlıyor. Tatillerini kukla festivallerini gezerek değerlendiriyor, hemcinsleri yurtdışı gezilerinden bavullar dolusu giysiyle dönerken, o bavuluna, ileride oluşturacakları kukla müzesine koymak üzere, kukla sığdırmaya çalışıyor. Yaşıtlarının ev almak için biriktirdiği paraların kukla festivali uğruna harcanmasına, kızmak bir yana kendisi de sanatın içinden gelen bir kişi olarak canı gönülden destek veriyor.

Siz de sanatla ilgili misiniz?
Konservatuvar mezunuyum. 9 Eylül Üniversitesi'nde kompozisyon notasyon, sonra müzikoloji masteri yaptım. Şimdi de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim görevlisiyim.

Doğduğunuz şehre yatırım mı bu festival?
İşadamları vardır, doğdukları şehre mutlaka geri dönerler, sanayici fabrika kurar, orayı kalkındırmaya çalışır. Biz sanatçı bir aileyiz. Burada fabrika kuracak halimiz yok. Eğer İzmir'e geri döneceksek ne yapacağız? Sanatla katkıda bulunacağız bu kente. Bir takım şeylerin marka haline gelmesi, İzmir'in bir adım öne çıkabilmesi için ne yapabiliriz derken, bu festivalin bu şehir adına önemli bir şey olacağını düşündük. Öylece başladı sanat üretmek ve bu şehri marka yapacak bir festival ortaya çıkarmak.

Evinizde kukla var mı?
İzmir'de hiç yok. İstanbul'daki evimizde var ama o da fazla değil. Olanları da ortaya çıkarmıyoruz. Çünkü bir kukla müzesi kuracağız. Her yerden kukla almak kolay değil.

Festivali birlikte çocuk gibi büyütmeniz gerekti...
Yıllarca sübvanse ettik. Hep beslemek gerekti. İnsanlar ev alırken biz festival büyüttük. Son yıllarda başa baş gelmeye başladı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.